son haber | açılış sayfam yap | sık kullanılanlara ekle

Coin Comments

_  İYİ BİLİRİM
2  NENASIL RSS
7  İNTERNET MEDYASI RSS


ABD-Çin ticaret savaşı Suudi Aramco'ya yaradı

Suudi Arabistan'nın devlet petrol şirketi Aramco, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının kazananı oldu. Aramco'nun bu yıl Çine'e yaptığı LPG satışı, şimdiden 2017'deki düzeyinin yüzde 90'ına ulaştı.

ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının kazananı Suudi Arabistan'ın devlet petrol şirketi Aramco oldu. 

Suudi Arabistan'ın bir numaralı petrol ithalatçısı Çin, petrol ihtiyacının bir kısmını da ABD'den karşılıyordu. Ancak ticaret savaşıyla birlikte, Çin'in ABD'ye yönelen talebi de Suudi Arabistan'a kaydı.

Tanker takibi ve istihbarat şirketi Kpler'ın topladığı verilere bakılacak olursa, Suudi Arabistan'ın Çin'e sıvı petrol gazı (LPG) satışı 2017 yılında 1,08 milyon ton düzeyindeydi. Bu yıl ise, daha yıl sonuna aylar varken, Aramco'nun Çin'e LPG satışı 970 bin tona çoktan ulaştı.

Böylece, Aramco'nun bu yıl Çin'e yaptığı LPG satışının, şimdiden 2017'deki düzeyinin yüzde 90'ına dayandığı belirtildi.

İLGİLİ HABER
Suudi Arabistan 'yerlileştirme' peşinde

İLGİLİ HABER
ABD petrol fiyatları tahminini yükseltti


Ahmet Davutoğlu'nu hedef alan yazı yayından kaldırıldı, tartışma çıktı

Akit adlı gazetede Ahmet Davutoğlu'nu hedef alan yazı, gazete tarafından internet sitesinden kaldırıldı. Yazının kaldırılmasının ardından yazardan tepki açıklaması geldi.

AKP'ye yakınlığıyla bilinen Yeni Akit yazarı Mehtap Yılmaz'ın Ahmet Davutoğlu'nu hedef alan yazısı, gazetenin internet sitesinden kaldırıldı.

"Abdullah Gül’ün Başdanışmanı FET֒CÜ, Ahmet Davutoğlu’nun 'oğlu'ymuş!" başlıklı yazıda Yılmaz, şu ifadeleri kullanmıştı:

Yahu biz daha dışarıdakileri içeri tıkın derken siz içerideki haşhaşileri salıyorsunuz! İşte Abdullah Gül’ün başdanışmanı olan FET֒nün Dışişleri imamı Gürcan Balık, bir araba antin kuntin gerekçelerle serbest bırakılmış!

Bu mahluk, Kazakistan ve Tiflis büyükelçiliğine getirilmiş! Sabah Gazetesinin haberine göre Rus hatunlara düşkünlüğüyle biliniyor! Hatta Davutoğlu’nun Sergey Lavrov’a söylediğine göre, bir Rus ile evlenmiş! 

Ayrıca söylenenlere göre beleşçinin biri imiş… Bizim Bilderbergli Fehmi Koru gibi davet adisyonlarını eşe dosta kitlermiş! 

Yurtdışındaki elçilikleri ve konsoloslukları Sümüklü Feto’nun kafasına göre dizayn etmiş…

Dışişleri Bakanlığı’nda özel kalem müdürlüğü falan yapmış!

Ha burada sıkı durun!

Sen de sıkı dur Bilderberg’li Fehmi’nin kardeşi Naci Koru! Evet, bu namus fukarası, 2010-2012 yılları arasında Ahmet Davutoğlu’nun özel müşavirliğine getirilmiş!

Ahmet Davutoğlu ile muhabbetleri o kadar kavi ki, Davutoğlu, Gürcan Balık’a “oğlum” dermiş! Hey gidi Ahmet Davutoğlu hey!

***

Ağladı mı zırladı mı araya adam koydu mu bilmem ama, amacına ulaşmış. Adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış... Herif tescilli FETÖ Dışişleri imamı işte.

Yılmaz, söz konusu yazının gazetenin internet sitesinden kaldırılması sonrası bir açıklama yaparak, "Bugünkü yazım, gazetem tarafından internet sitesinden kaldırıldı! Sansürlendi yani... Başkanlık sisteminde sansüre karşı bir güvencemiz olmayacak mı?" ifadelerini kullandı.

İLGİLİ HABER
Binali Yıldırım'dan Davutoğlu'na son dakika darbesi

 

 


Hulusi Akar'dan bedelli askerlik açıklaması

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, bedelli askerlik düzenlemesine ilişkin açıklamada bulundu.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, bedelli askerlik taslağının Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulduğunu, taslağı görüşüldükten sonra da takip edeceklerini söyledi.

 

Akar, "Savunma Bakanlığı olarak ilgili koordinasyonu tamamlayıp bu konudaki çalışmamızı Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunduk. Komisyonlarda görüşülecek. Daha sonra çıkan sonuca göre durumu takip edeceğiz. Bedelli askerlik yasası ülkemize ve gençlerimize hayırlı uğurlu olsun" ifadelerini kullandı.

İLGİLİ HABER
'Tabağınız yok mu Ankara'dan kek geldi...'

 


Ege Üniversitesi taşeron işçilerinin 'tuhaf' gerekçelerle işten atıldığı ortaya çıktı

Ege Üniversitesi'nde kadrolu olmayı bekleyen taşeron işçilerin 'güvenlik soruşturması' ve 'arşiv taraması' gibi bahanelerle işten atılmasına ilişkin davalar görülmeye başlandı. Dava sürecinde işçilerin işten atılma gerekçeleri arasında 'Gülen cemaatine ait özel Şifa Hastanesi'nde doğum yapmak' gibi hukuk dışı gerekçelerin de yer alması dikkat çekti.

Ege Üniversitesi bünyesinde taşeron olarak çalışan ancak kadro bekleyen işçilerin "güvenlik soruşturması" ve "arşiv taraması" gibi bahanelerle işten atılmasına ilişkin davalar görülmeye başlandı. Taşeron işçilerin kadro başvurularının kabul neden kabul edilmediğine dair bilgiler bugüne dek gizli tutuluyordu. Dava sürecinde bu gerekçeler birer birer ortaya çıkmaya baladı. 

Evrensel'den Metehan Ud'un haberine göre işten çıkarmaların gerekçeleri arasında, Fethullah Gülen cemaatine ait olduğu için kapatılan Şifa Hastanesi'nde doğum yapmak, kapatılan dershanelerde kapı görevlisi olarak çalışmak veya kapatılan okulda devlet bursuyla çocuğunu okutmak da bulunuyor.

Bunların yanında hiçbir gerekçe gösterilmeden işten atılan işçiler de var.

Taşeron işçilerin kadrolu olması sürecinde 150 civarında işçinin işten çıkarıldığı Ege Üniversitesi'nde, süreci yargıya taşıyan işçiler ilk sonuçları almaya başladı. Bazı işçiler yürütmeyi durdurma kararı alarak iş başı yaparken, bazı işçilerin açmış olduğu davalarda yürütmeyi durdurma talebi reddedildi. Ancak ortaya çıkan gerekçeler işçilerde şaşkınlık yarattı. İzmir Valiliği Güvenlik ve Arşiv Soruşturması Komisyonu'nun hazırladığı gerekçeler darbe girişiminin faturasının halka çıkarıldığını bir kez daha ortaya koydu.

DEVLET BURSUYLA OKUMAK GEREKÇE OLDU

Kadro başvurularının kabul edilmemesinin gerekçeleri arasında "Kapatılan hastanede doğum yapmak veya tedavi olmak", "Kapatılan hastanede çocuğunun staj yapması", "Kapatılan okullarda, üniversitelerde çocuğunu (devlet desteğiyle veya burslu) okutmak", "Kapatılan kolejin futbol takımında çocuğunun maçlara çıkması", "Kapatılan üniversitede yüksek lisans yapmak", "Bank Asya’da hesabı olmak", "Kapatılan dershanelerde veya el konulan fabrikalarda (Kimisi İŞKUR aracılığıyla gönderildiği halde) işçi olarak çalışmak", "Çocuğunun Grup Yorum halk korosunda sahneye çıkması" gibi gerekçeler yer alıyor.

Oğlunun, kapatılan Yamanlar Koleji’nin futbol takımında maçlara çıkması gerekçesiyle işten atılan Hüseyin Sağdıç, yürütmeyi durdurma kararı alabilen işçilerden... Toplam dört ay boyunca sürdüğünü ve eğitim almadığını belirten Sağdıç “Beş kuruş para vermedik. Normalde devlete ait bir anadolu lisesinde eğitim alıyor. Sonrasında cemaatle sorunlar yaşanmaya başlayınca bir daha göndermedim. Aylardır mağduruz, maddi manevi sorunlar yaşadık, depresyona girdik, hayatımız altüst oldu. Benim sevincimi diğer arkadaşlar da yaşar umarım bir an önce” dedi.

'DERSANENİN KAPICISI DEĞİL DE ORTAĞI OLSAYDIM BU KADAR SORUN YAŞAMAZDIM'

İsmini yazılmasını istemeyen bir işçi de, kapatılan dershanelerin birinde kapı görevlisi olarak çalıştığı için işten çıkarıldığını belirtti. Yürütmeyi durdurma talebinin kabul edilmediğini söyleyen Ege Üniversitesi işçisi şunları söyledi: “İşsiz kaldığım bir dönemde bir dersanenin yeni açılan Karşıyaka’daki şubesine girdim çalıştım. Toplam beş yıl çalıştım ancak sonrasında benden Zaman gazetesi ve Sızıntı dergisine abone olmamı istediler. Ben de kabul etmeyince işten çıkardılar. İşsizlik maaşı ile bir süre yaşadıktan sonra taşeron olarak Ege’de çalışmaya başladım. O zamanlar bu dershaneler popülerdi. Çalışanı değil de ortağı olsam bu kadar sorun yaşamazdım. İşten çıkarılma belgemi dosyaya sunup itirazlarımızı yaptık. Sonucu bekleyeceğiz.”

‘GEREKÇE OLMADIĞI İÇİN SAVUNMA YAPAMIYORUZ’

İşten çıkarılmasına gerekçe sunulamayan Selda Taşdelen de şunları söyledi: “Buna rağmen yürütmeyi durdurma talebim kabul edilmedi. Savunmamızı yapabilmemiz açısından bize gerekçe sunmalarını istedik. Üst mahkemeye itirazlarımızı ilettik. Avukat bana neden şüphelendiğimi sordu. Kızım üniversiteden mezun olduktan sonra üç ay özel Şifa Hastanesi'nde çalıştı. Bir de 82 yılında annem mevsimlik işçi olarak Küçükbay yağ fabrikasında çalıştı. Dosyaya bakılmadan bile itirazımız kabul edilmedi. Bu tamamen adalete aykırı. Karakol yüzü görmemişiz, hiç bir davamız yok. Benim eşim devlet memuru ve benim yeşil pasaportum var. Bana yeşil pasaportu veren İzmir Valiliği beni güvenlik soruşturmasından dolayı işsiz bıraktı.”


Adnan Oktar soruşturmasında ilginç detay

Adnan Oktar Cemaati'ne yönelik soruşturmada çok sayıda silah ele geçirilirken, şüphelilerin tamamının silah taşıma ruhsatlarını, ‘Kuyumculuk faaliyetleri’ adı altında aldığı ortaya çıktı.

Adnan Oktar Cemaati'nin evinden çıkan silahlara nasıl ruhsat aldığı ortaya çıktı.

Sözcü'den Asuman Aranca'nın haberine göre, MASAK'ın yaptığı araştırmada, Adnan Oktar grubuna ait Oflaz Kuyumculuk, CSK Kuyumculuk, Özüm Kuyumculuk, Yeşil Tuna Kuyumculuk ve Yılfer Kuyumculuk adıyla, 5 ayrı şirket kurulduğu ve 6136 sayılı ateşli silahlar yasası gereği her bir şirketin ortaklarından 2'sinin silah taşıma ruhsatı alma hakkı elde ettiği belirlendi. Böylelikle bu şirketler üzerinden toplam 10 adet silah ruhsatı alındı.

6136 sayılı Ateşli Silahlar hakkındaki yasa ve bu yasaya dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerde, ''Kuyumcu ve sarraflar ile altın ve gümüş işleyen imalatçı ve toptancılara, bunların ortaklık veya şirket olarak çalışmalar halinde, bu işlerden sorumlu ortaklardan en fazla ikisine silah taşıma ruhsatı verilir'' hükmü bulunuyor.

Adnan Oktar Cemaati'ndeki şüphelilerin de kağıt üzerinde kuyumcu, değerli taş ve maden işleyen şirketler kurdukları ya da ortak oldukları ve bu sayede silah ruhsatı aldıkları belirlendi.

 


Salvini Kırım referandumunun 'sahte' olduğunu söyleyen gazeteciye karşı çıktı

İtalya İçişleri Bakanı Matteo Salvini, Kırım'ın Rusya'ya katılma kararı aldığı referanduma 'sahte' diyen gazeteciye karşı çıktı.

İtalya Başbakan Yardımcısı ve İtalya İçişleri Bakanı Matteo Salvini, Washington Post ile görüştü. Salvini, gazetenin Kırım'ın Rusya'ya katılma kararı aldığı referanduma "sahte" demesine karşı çıktı.

Salvini, Kırım nüfusunun büyük kısmının Rusya'ya dahil olmak istediğini belirterek, "sahte" iddiası için "Bu sizin görüşünüz. Bir referandum yapıldı ve halkın yüzde 90'ı Kırım'ın Rusya Federasyonu'na dönmesini istedi" diye konuştu.

Ukrayna'da yaşananlar için "sahte devrim" diyen Salvini, Kiev hükümetinin iktidara geldiği Maidan olaylarının "yabancı güçler tarafından desteklendiğini" dile getirdi.

İtalyan siyasetçi, Kırım'ın "tarihsel ve kültürel olarak" Rusya'nın parçası olduğunu savundu. Salvini, Rusya'ya yaptırımların "işe yaramadığını" ve kaldırılması gerektiğini savunuyor.
 


Anayasa Mahkemesi, grev yasaklayan Bakanlar Kurulu'nu tazminata mahkum etti

Anayasa Mahkemesi, Birleşik Metal İşçileri Sendikası'nın grevini yasaklayan Bakanlar Kurulu'nu sendikaya 50 bin TL tazminat ödemeye mahkum etti. Birleşik Metal İş Sendikası'nın grevi 30 Ocak 2015'te Bakanlar Kurulu tarafından yasaklanmıştı.

Anayasa Mahkemesi, Birleşik Metal İşçileri Sendikası'nın grevini yasaklayan Bakanlar Kurulu'nu sendikaya 50 bin TL tazminat ödemeye mahkum etti. Birleşik Metal İş Sendikası'nın grevi 30 Ocak 2015'te Bakanlar Kurulu tarafından yasaklanmıştı. 

DİSK'e bağlı Genel İş Sendikası'nın resmi internet sitesinde yer alan habere göre, Anayasa Mahkemesi, Birleşik Metal İş Sendikası'nın grevinin 30 Ocak 2015 tarihinde yasaklanmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının "sendika hakkının ihlali" olduğuna karar verdi.

Hükümetin grev yasağına gerekçe gösterdiği "mili güvenlik" kavramının geniş bir şekilde yorumlanmasının keyfiyete yol açabileceğini belirten AYM, mahkemelerin savunduğu "ekonomik güvenlik" gibi bir gerekçenin kanunda olmadığını vurguladı.

"Söz konusu erteleme kararı ile Anayasal bir hak olan grev ve toplu sözleşme hakkının kullanılması fiilen anlamsız hale gelmiştir" diyen AYM, Birleşik Metal İş Sendikası'na 50 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

NE OLMUŞTU?

Birleşik Metal-İş Sendikası ve MESS arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde, 30 Ocak 2015 tarihinde ilan edilen grev kararı, hükümet tarafından bir gün sonra yasaklanmıştı. 'Mili güvenlik' gerekçesi öne sürülerek yasaklanan greve ilişkin Birleşik Metal-İş Sendikası, Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştu. 

 

 


AKP'den Menzil tarikatına bir destek daha!

AKP bir yandan eski destekçileri Adnan Oktar ve Gülen Cemaati'ne operasyon yaparken, diğer yandan da kendisine yakın tarikat ve cemaatlere destek vermeye devam ediyor. 24 Haziran seçimleri öncesi AKP'ye destek açıklaması yapan Menzil tarikatına bağlı Beşir Derneği'ne 'izinsiz yardım toplama hakkı' tanındı.

AKP'nin kendisine yakın tarikat ve cemaatlere yönelik desteği hız kesmeden devam ediyor.

24 Haziran seçimlerinin hemen öncesinde gazetelere ilan vererek AKP'yi ve Erdoğan'ı desteklediğini duyuran Menzil Tarikatına bağlı derneklerden Beşir Derneği'ne "izinsiz yardım toplama hakkı" tanındı.

Dernekten yapılan açıklamaya göre, Yardım Toplama Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca kamu yararına çalışan dernek, kurum ve vakıflardan hangilerinin izin almadan yardım toplayabilecekleri, İçişleri Bakanlığı'nın önerisi üzerine Bakanlar Kurulu'nca belirlenip ilan edildi.

"24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinde Cumhur İttifakı'nı yürütmenin çalışmalarına güç verecek çoğunlukta bir meclis yapısını ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı destekleyeceğimizi duyururuz" diyerek 24 Haziran kararını açıklayan derneğe bizzat İçişleri Bakanı Süleyman Soylu eliyle verilen yetki şaşırtmadı.

İLGİLİ HABER
Menzil tarikatından 'Erdoğan' açıklaması

İLGİLİ HABER
Tarikatlar ve dinselleşme - 1: Türkiye'yi saran karanlık ağ

MENZİL'E DESTEĞİN SINIR YOK

15 Temmuz'un ardından Sağlık Bakanlığı'nın Menzil Tarikatı'na teslim edildiğine dair haberler gündeme gelmiş, bakanlığın uçaklarındaki kodlar da bile tarikatın simgelerine yer verilmişti.

Bu kodlar yine bakanlığın ambulanslarında bile yer almış, konunun gündeme gelmesinin ardıdan AKP cephesinden hiçbir açıklama gelmemişti.

Geçtiğimiz yıl bakanlıktan Menzilcilerin temizleneceğine dair iddialar ortaya atılsa da seçim süreci ve sonrasında atılan adımlar, böyle bir operasyonun gündemde olmadığını düşündürdü.

İLGİLİ HABER
Bakanlığın uçaklarında dikkat çeken kod: Menzil Tarikatı her yerde!

İLGİLİ HABER
VİDEO | Askeri operasyonda Menzil cemaati ilahisi!

 

 


'Vücudunda niye dövme var' deyip bıçakladılar

Karaman'da dövme yaptığı iş yerinin karşısındaki parkta oturan Barış Aybar, 'Vücudunda niye dövme var' diyen üç kişi tarafından bacağından bıçaklandı.

Karaman'da dövme yaptığı iş yerinin karşısındaki parkta oturan Barış Aybar, 'Vücudunda niye dövme var' diyen üç kişi tarafından bacağından bıçaklandı.

Olay Külhan Mahallesi Nusret Uysal Çocuk Parkı'nda meydana geldi. Dövmeci Barış Aybar'a, iş yerinin karşısındaki çocuk parkındaki bankta otururken yanına gelen üç kişi "Vücudunda niye dövme var?" diyerek bıçakla saldırdı.

Sol bacağından iki bıçak darbesi alan Aybar, kanlar içinde yere yığıldı. Çevredekilerin çağırdığı ambulansla hastaneye kaldırılan Aybar'ın sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi.


Kapanan şirket sayısı arttı, açılan şirket sayısı azaldı

2018 Haziran ayında kurulan şirket sayısında bir önceki aya göre yüzde 32.67 azalış, kapanan şirket sayısında ise yüzde 16.47 artış oldu.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, (TOBB) 2018 yılının Haziran ayına ilişkin kurulan ve kapanan şirket istatistiklerini açıkladı. Buna göre, Haziran ayında bir önceki aya göre kurulan şirket sayısı yüzde 32.67, kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 40.60, kurulan kooperatif sayısı yüzde 20.56 oranında azaldı. Bir önceki aya göre kapanan şirket sayısında yüzde 16.47, kapanan kooperatif sayısında yüzde 4.76 kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 22.06 oranında artış oldu.

KURULAN ŞİRKET SAYISI GEÇEN YILIN AYNI AYINA GÖRE YÜZDE 7.36 AZALDI

2018 yılı Haziran ayında, 2017 yılı Haziran ayına göre kurulan şirket sayısında yüzde 7.36, kurulan kooperatif sayısında yüzde 2.30, kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 37.26 oranında azalış oldu.

2018 yılı Haziran ayında, kapanan şirket sayısı 2017 yılının aynı ayına göre yüzde 32.48, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 23.14, kapanan kooperatif sayısı yüzde 31.25 oranında azaldı.

YILIN İLK 6 AYINDA KURULAN ŞİRKET SAYISI GEÇEN YILA GÖRE YÜZDE 27.44 ARTTI

2018 yılının ilk 6 aylık döneminde, 2017 yılının aynı dönemine göre kurulan şirket sayısı yüzde 27.44, kurulan kooperatif sayısı yüzde 21.89 oranında arttı. Kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı ise yüzde 18.53 oranında azaldı. Aynı dönem içinde kapanan şirket sayısı yüzde 8.16, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 5.12, kapanan kooperatif sayısında yüzde 12.99 oranında azalış oldu. 

KURULAN ŞİRKETLERİN SERMAYELERİNİN TOPLAMI YÜZDE 28. 27 AZALDI

2018 yılı ilk 6 ayında toplam 46 bin 837 şirket ve kooperatif kuruldu. Bu dönemde kurulan toplam 39 bin 285 limited şirket, toplam sermayenin yüzde 63.60’ını, 6 bin 966 anonim şirket ise yüzde 34.61’ini oluşturdu. Haziran ayında kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, Mayıs ayına göre yüzde 28.27 oranında azaldı.

2018 Haziran ayında şirket ve kooperatiflerin bin 890’ı ticaret, 721’i imalat ve 692’si inşaat sektöründe kuruldu. 715 gerçek kişi ticari işletmesi ise ticaret sektöründe kuruldu. 2018 Haziran ayında kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin; 715’i toptan ve perakende ticaret motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 465’i inşaat, 233’ü imalat sektöründe kuruldu.

Bu ay kapanan şirket ve kooperatiflerin, 256’sı toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 124’ü inşaat, 76’sı imalat sektöründe oldu. Bu ay kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinin 532’si toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 184’ü inşaat, 107’si imalat sektöründe kapandı.

HAZİRAN AYINDA KURULAN 85 KOOPERATİFİN 38’İ KONUT YAPI KOOPERATİFİ

2018 Haziran ayında kurulan 85 kooperatifin 38’i konut yapı kooperatifi, 11’er adet olmak üzere motorlu taşıyıcılar kooperatifi ve tarımsal kalkınma kooperatifi ve 8’i işletme kooperatifi olarak kuruldu. 2018 yılında kurulan 579 kooperatifin 240’ı konut yapı kooperatifi, 83’ü tarımsal kalkınma kooperatifi, 62’si motorlu taşıyıcılar kooperatifi olarak kuruldu.

888 ADET YABANCI ORTAK SERMAYELİ ŞİRKET KURULDU

2018 yılı Haziran ayında kurulan 888 yabancı ortak sermayeli şirketin 437’si Türkiye, 105’i İran, 104’ü Suriye ortaklı olarak kuruldu. Kurulan 888 yabancı ortak sermayeli şirketin 88’i anonim, 800’ü limited şirketten oluştu. 2018 yılında kurulan şirketlerin 806’sı belirli bir mala tahsis edilmemiş mağazalardaki toptan ticaret, 424’ü ikamet amaçlı olan veya ikamet amaçlı olmayan binaların inşaatı, 377’si gayrimenkul acenteleri sektöründe kuruldu.

Kurulan yabancı ortak sermayeli şirketlerin toplam sermayelerinin yüzde 78.99’unu yabancı sermayeli ortak payını oluşturdu.


Müdürden genç polislere: Devlete yan baktırmayacaksınız, isyan eden hainleri topyekûn imha edeceksiniz

Kayseri Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürü Metin Tanrıver, 21. dönem mezuniyet töreninde genç polislere hitaben konuştu. Tanrıver, 'Bağlı olacağınız tek bir yer vardır, o da devlettir. Hiç kimseye devlete el kaldırtmayacaksınız, devlete laf söyletmeyeceksiniz. Devlete yan baktırmayacaksınız. Devlete isyan eden hainleri topyekun imha edeceksiniz' dedi.

Kayseri Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürü Metin Tanrıver, 21. dönem mezuniyet töreninde genç polislere hitap etti. 

Kayseri'deki merkezin konferans salonunda düzenlenen 2018 eğitim öğretim yılı 21. dönem yemin töreni, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.

Törende konuşan Kayseri POMEM Müdürü Metin Tanrıver, aileleri tarafından kendilerine teslim edilen gençleri, eğiterek yarınlara hazırladıklarını belirterek böyle iyi bireyler yetiştirdikleri için öğrencilerin ailelerine teşekkür etti.

Tanrıver şunları kaydetti:

  • Hayatınızın sonunda nerede olacağınızı bilmek istiyorsanız, nereye gittiğinizi bilmek zorundasınız. Bu nedenle meslek hayatınızda kendinize doğru hedefler belirleyin. Hedefe ulaşmada, aldığınız eğitim, iradeniz, azminiz ve kararlılığınız size yol gösterecektir. Önünüze belki bir sürü engel çıkacak, bocalayacak, zorlanacak, tökezleyecek fakat asla yılmayacak, pes etmeyeceksiniz. 
  • Hakkınızı da haddinizi de bileceksiniz. Amirlerinize, üstlerinize, meslektaşlarınıza, ailelerinize ve halkımıza saygılı olacaksınız.
  • Hiçbir kimse ya da örgüte, hele hele hiçbir cemaate ya da tarikata, hiçbir şıha ya da şeyhe bağlı olmayacaksınız. Bağlı olacağınız tek bir yer vardır, o da devlettir. Hiç kimseye devlete el kaldırtmayacaksınız, devlete laf söyletmeyeceksiniz. Devlete yan baktırmayacaksınız. Devlete isyan eden hainleri topyekun imha edeceksiniz.

 


Eski Güney Kore lideri Park'a 8 yıl hapis

İşlediği sayısız suçtan tutuklu bulunan Güney Kore'nin eski Devlet Başkanı Park Geun-hye, 8 yıl hapis cezası daha aldı.

Güney Kore'nin eski Devlet Başkanı Park Geun-hye, devlet fonlarını kötüye kullanmak ve seçim yasalarını ihlal etmekten 8 yıl daha hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi, devlet başkanlığı döneminde Ulusal İstihbarat Servisi başkanlarından yasa dışı olarak 3 milyar won (13 milyon lira) alarak devlet hazinesini büyük çapta zarara uğratmaktan suçlu bulduğu Park'ı 6 yıl hapse mahkum etti.

Park, 2016'daki genel seçimden önce partisinin adaylık sürecine müdahale ederek seçim yasalarını ihlal etmekten de 2 yıl hapis cezası aldı. 

Eski Devlet Başkanı Park, Nisan ayında rüşvet almak ve görevini kötüye kullanmak dahil 16 suçtan 24 yıl hapis ve 17 milyon dolar para cezasına çarptırılmıştı.

Cezaevinde bulunan Park, 8 yıl hapis kararının açıklandığı duruşmaya katılmadı.

İLGİLİ HABER
Bir tarikat Güney Kore'yi nasıl ele geçirdi: Sermaye ve gericilik her yerde kol kola!


Yeni Milli Eğitim Bakanı: Ahlak üzerine inşa edilmeyen eğitim geçerli değil

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk gazetecilerle bir araya gelerek açıklamalarda bulundu. Selçuk, 'Ahlakın üzerine inşa edilmemiş eğitim sisteminin geçerli olacağına inanmıyoruz' dedi. Selçuk, önümüzdeki iki ay içerisinde üç yıllık bir program açıklayacaklarını duyurdu.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Ankara'da gazetecilerle bir araya geldi. 

Bakanlığın uygulamalarıyla ilgili açıklamalarda bulunan Selçuk, sadece masanın üzerinde tuzluğun yerini değil, masayı değiştireceklerini söyleyerek, eğitim sisteminde köklü değişiklikler yapacaklarını söyledi.  

Önümüzdeki iki ay içerisinde üç yıllık bir program açıklayacaklarını belirten Selçuk, "Ahlakın üzerine inşa edilmemiş eğitim sisteminin geçerli olacağına inanmıyoruz" dedi. 

Selçuk'un ilk açıklamalarından satır başları şöyle: 

  • Bir şey yapılamamışsa zamanı gelmemiştir. Zamanın ruhunu okuyarak, meselenin gerçekliğini sürdürmek anlamında bir çabamız olacağı açık. Eğitimde yeni bir dil oluşturmaya çalışıyoruz. Eğitim çok mücadale edilen, Türkiye'nin eğitim sisteminin kilitlenmeye çalışıldığı bir dönem. Türkiye 15 Temmuz üzerinden de bu sınav sistemli yapının nasıl kilitlendiğini gördük.
  • Biz aslında bilimi, aklı, sanatı, sporu, ahlakı konuşacağız. Ahlakın üzerine inşa edilmemiş eğitim sisteminin geçerli olacağına inanmıyoruz. İnsan temelli bir eğitim anlayışı kuracağız. Eğitim önce evrensel seviyede kurulur.
  • Çok endişe etmemiz gereken bir dönemde yaşıyoruz. Dünya 4'üncü büyük kırılmayı yaşayacak. Bunu tekillik çağı deniliyor. Fiziksel, biyolojik ve dijital olanın birleştiği bir çağ. Bu dünya farklılık yaratacak bir dünya. Aya füze gönderiyoruz. Ay tam karşımızda. Füzeyi oraya gönderirken istikamet veriliyor. Ancak aya nişan aldığımızda füze ulaştığında ay orada olmayacak. Biz çocuklarımızı geleceğe fırlatıyoruz. Bir çocuğun vebalinin derinden hissedilmedikçe öğretmenlik mesleğinin yapılması çok zor.
  • Ülkemizde doğan her çocuk kaybedilmeyecek kadar değerli. Bu meseleyi bürokratik bir meseleden çıkarıp, ulusal bir dava olarak algılayıp topyekun olarak hareket etmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Ekibimiz hazır. Uzun yıllardır çalışıyoruz. Bizim en iyi 11'imiz hazır. En iyi 100'ümüz, en iyi 1000'imiz hazır. Yılların birikimi var. Biz asla Süperman değiliz. Bizim Süpermanlığımız, işbirliği ile yapmamız gereken bir iş. Biz sorumluluğumuzun farkındayız. 
  • Masayı yeniden inşa etmeyi, bir bakan olarak değil bu ülkenin bir evladı olarak yapacağız. Eğitimin uzun soluklu bir iş olduğu konusunda mutabakatımız var. Uzun sürede inşa edilen kısa sürede yok edilen bir kurum. Her milli eğitim bakanı kendi dönemi için değil, sonraki dönemler için bir şeyler yapar.
  • İki ay içerisinde üç yıllık bir program açıklayacağız. Hangi ay, hangi sene ne yapmak istediğimizle ilgili program sunacağız. Nereye gelmek istediğimiz konusunda arzu ve hayallerimizi paylaşacağız. Hiçbir öğrencimiz, hiçbir velimiz sürprizle karşılaşmayacak. Oyunun ortasında kurallar değişmeyecek. Elbette beceremeyeceğimiz, başaramayacağımız şeyler olacak.

 

 


Putin'den Trump'a Doğu Ukrayna'da referandum önerisi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, ABD Başkanı Donald Trump'a Ukrayna'nın doğusu için referandum önerdiği söyleniyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki görüşmede, Doğu Ukrayna meselesinin konuşulduğu öne sürüldü.

Bloomberg'in haberine göre Putin görüşmede Doğu Ukrayna'daki krize çözüm olarak referandum yapılmasını önerdi.

Habere göre Trump, Putin'den bu öneriyi basın toplantısında dile getirmemesini, öneriyi değerlendirmesi için kendisine zaman vermesini istedi.

Ukrayna'nın doğusundaki Donets ve Lugansk bölgeleri 2014'den beri çatışmalı durumda. Batı tarafından Ukrayna'da yaşananların sorumlusu olarak gösterilen Rusya, bu sebeple yaptırım altında.


CHP'de kurultay sürecinde sona yaklaşıldı: İmzalar 600'ü buldu

CHP'de olağanüstü kurultay için 600 imza toplandığı açıklandı. Kurultay için 634 imza gerekiyor.

CHP'deki olağanüstü kurultay tartışmaları devam ediyor.

Kurultay yapılmasını isteyen Parti Meclisi (PM) üyelerinden İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, şu ana kadar toplanan imzaların 600'ü bulduğunu söyledi. Çelebi, kurultay için gerekli olan 634 imzanın gün içerisinde tamamlanacağını söyledi.

PARTİ MECLİSİ İKİYE BÖLÜNDÜ

CHP PM üyeleri, olağanüstü kurultay konusunda ikiye bölündü. PM'de yer alan İzmir milletvekillerinden Selin Sayek Böke, Mehmet Ali Çelebi ve PM üyesi eski İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, değişimden yana olduklarını açıklarken PM üyelerinden CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, Seyit Torun gibi bazı isimler de olağanüstü kurultayın gerekli olmadığı görüşünde.

CHP'de imza restleşmesi sürerken, Mehmet Ali Çelebi, imzaların 600'ü bulduğunu açıkladı. Bugün seçimli olağanüstü kurultay için gerekli olan 634 imzaya ulaşılacağını ileri süren Çelebi, "Biz hepimiz yoldaşız. Kırıp dökmeden taleplerimizi bir şekilde ortaya koyacağız ve bence bu değişimi gerçekleştireceğiz" dedi. Değişim isteğinin kişilerden bağımsız, ilkesel bir değişim olduğunu söyleyen Çelebi, "Değişim ile ilgili bir çok başlığımız var. Cumhuriyetçi, halkçı, aydınlanmacı bir program gerekiyor. Bu programa kadro değişikliği eşlik etmeli" diye konuştu.


Aydın Doğan İstanbul Amerikan Hastanesine kaldırıldı

Aydın Doğan enfeksiyon nedeniyle tedavi gördüğü Bodrum Amerikan Hastanesi’nden İstanbul’daki Amerikan Hastanesi'ne getirildi.

Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan bir süredir tedavi görüyordu. Odatv’nin haberine göre, Aydın Doğan enfeksiyon nedeniyle tedavi gördüğü Bodrum Amerikan Hastanesi’nden İstanbul’daki Amerikan Hastanesi'ne getirildi.

İstanbul’daki Amerikan Hastanesi’nde tedavi gören Aydın Doğan’ın kızları da İstanbul’da Doğan’ın yanına geldi.

 


Trump'ın ek gümrük vergilerine otomotiv dünyasından tepkiler geliyor

Otomotiv ithalatına yüzde 25'lik ek gümrük vergisi koyan Trump yönetimine sektör temsilcileri ve yabancı ülkelerin büyükelçiliklerinden uyarı ve eleştiriler geliyor.

Trump yönetimi, otomotiv ticaretine uygulanan yüzde 25'lik ek gümrük vergisi nedeniyle otomotiv üreticilerinden ve yabancı hükümetlerden sert eleştiriler alıyor.

Yabancı otomotiv şirketlerinde çalışan yüzlerce işçi Capitol Hill'de toplanarak, yönetimden politikaların geri çekilmesini talep etti. Hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi partilerden 150 milletvekili ise yönetimden politikalarını geri çekmesini talep eden bir mektup imzaladı.

Kanada'nın büyükelçi yardımcısı Kirsten Hillman, Kanada'dan ithal edilen ürünlere ek gümrük vergisi koymanın ABD'nin otomotiv sektörünü tahrip edeceğini, tarifenin uygulanması durumunda Kanada'nın aynı oranda tepki vereceğini açıkladı.

Avrupa Birliği büyükelçisi David O'Sullivan ise, ABD'nin “en yakın müttefikinin” ulusal güvenlik sorunu oluşturabileceği önermesinin “absürt” ve “mantık dışı” olduğunu vurguladı.

Otomotiv sektör temsilcileri, yüzde 25'lik ek gümrük vergilerinin üretim maliyetlerini yıllık 83 milyar dolara yükselteceğini ve yüz binlerce kişinin işsiz kalmasına neden olacağını belirtti.

Otomotiv üreticileri, otomobil ithalatının ulusal güvenliği tehdit ettiğine ilişkin bir kanıt bulunmadığını ve gümrük vergilerinin ABD ekonomisine zarar vereceğini söyledi.

General Motors, Volkswagen ve Toyota'nın da dahil olduğu Otomobil Üreticileri Birliği, ek gümrük vergilerinin yaratacağı olumsuz etki konusunda Trump yönetimine uyarıda bulundu.

Bir araştırmaya göre ek gümrük vergileri ABD'de otomobil satımlarının yılda 2 milyon azalmasına, 117 bin kişinin işini kaybetmesine neden olacak.


Ankara'da parklara kamera takılıyor

Ankara Büyükşehir Belediyesi pilot olarak belirlediği 20 parka güvenlik kamerası yerleştirdi.

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Başkent’te ilk etapta merkez ve bazı ilçelerdeki toplam 20 parka güvenlik kamerası sistemi kurdu.

Güvenlik kamera sistemi daha sonra diğer parklara da takılarak, yaygınlaştırılacak.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Bilgi İşlem Daire Başkanı Erdoğan Kurtoğlu, “Büyükşehir Belediye Başkanımız Doç. Dr. Mustafa Tuna, bu projenin yaygınlaştırılması için çalışma başlatılması talimatını verdi. Biz de ilk etapta çocuklarımızın yoğun olarak oyun oynadığı 20 prestij parkı belirledik. İlk uygulamayı da Muhammed Ali Esertepe Parkı’ndan başlattık. İki ay içinde de 20 parkın tamamında kamera sistemini kurmayı hedefliyoruz" dedi.

 


Libya sahil güvenliği anne ve çocuğunu denizi boğulmaya terk etti

Libya sahil güvenliği, anne ve çocuğunun da aralarında bulunduğu üç kişiyi denizde ölüme terk etti. Olay diğer kişinin sağ kalmasıyla ortaya çıktı.

Libya sahil güvenliği, aralarında bir kadın ve çocuğunun da bulunduğu üç kişiyi Akdeniz'de boğulmaya terk etti.

Proactiva Open Arms isimli İspanyol kurtarma grubu, üç kişiyi Libya'nın 144 kilometre açığında buldu. Anne ve çocuğunun yaşamını yitirdiği, diğer kişininse sağ kurtarıldığı öğrenildi.

Sağ kalan kişi kadının Libya gemilerine binmek istemediğini, bunun sonuçlarından ve işkenceden korktuğunu, sonrasında sahil güvenlik tarafından ölmeye terk edildiğini açıkladı.

Proactiva başkanı Oscar Camos, yaşanan ölümlerin göçmen krizinde silahlı milislerin "çözüm" olarak kullanılmasının sonucu olduğunu söyledi.

Camos, Avrupa'nın "Libya güvenli bir ülkeymiş" gibi davranmalarına da tepki gösterdi. Kurtarma grubu lideri, İtalya İçişleri Bakanı Matteo Salvini'nin politikalarının da ölümlere yol açtığını belirtti.

NATO'nun 2011'deki müdahalesinden beri merkezi bir hükümet bulunmayan Libya, sığınmacıların geçiş yolu üzerinde. Sığınmacı akınının askeri güçle engellenmek istemesi ölümler yaşanmasına yol açıyor.


Yatağan işçisi Seray Şimşek defnedildi

Yatağan Termik Santrali'nde sermayenin bitmek bilmeyen kâr hırsı nedeniyle can veren işçi Seray Şimşek, Yatağan'a bağlı Cazgırlar köyünde defnedildi. Aynı faciada yaşamını yitiren Sezgin Kılıç'ın cenazesi Konya'ya gönderildi.

Yatağan Termik Santrali'nde sermayenin bitmek bilmeyen kâr hırsı nedeniyle can veren işçi Seray Şimşek, Yatağan'a bağlı Cazgırlar köyünde defnedildi.

Cenazeye Türk İş Genel Başkanı Ergün Atalay, CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin ve vatandaşlar katıldı. 

Aynı faciada yaşamını yitiren Sezgin Kılıç'ın cenazesi Konya'ya gönderildi. 

İLGİLİ HABER
Yatağan Termik Santrali'nde ikinci işçinin de cansız bedenine ulaşıldı

NE OLMUŞTU?

2014 yılında Özelleştirme İdaresi tarafından Bereket Enerji grubuna satılan Yatağan Termik Santrali'nde dün kömür sevk bandı göçmüş, dokuz işçi yaralanırken, iki işçi de göçük altında kalmıştı. İki işçinin cansız bedenine ulaşıldı. 

Olayın ardından Şimşek ve Kılıç'ın yakınları da Yatağan Devlet Hastanesi'ne geldi.


Filipin ordusundan MILF'e davet

Filipin ordusu, Moro İslami Kurtuluş Cephesi üyelerini karargaha davet ederek görüşme gerçekleştirdi.

Filipinler ordusu, üst düzey Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MILF) üyelerini karargaha davet etti. MILF heyetiyle yapılan görüşmede barış süreci ele alındı.

Görüşmeye MILF Başkan Yardımcısı Gazali Cafer de katıldı. Cafer'e "barışı simgeleyen" beyaz gül hediye edilirken, MILF heyetinin kırmızı halıyla karşılanması dikkat çekti.

Cafer, "Ziyaretten dolayı onur duyduk" diye konuştu. 1990'lar boyunca Maguindanao'da MILF ile savaşan Filipinli komutna Noel Detoyato ise "Cafer'i ilk kez yüz yüze görüyorum" dedi.

Filipinler lideri Rodrigo Duterte, IŞİD'in ülkede yükselmesinin ardından diğer İslamcı gruplarla yakınlaşmaya başlamıştı. MILF, IŞİD'e karşı Filipinler ordusuyla birlikte savaştı.

Buna karşın Duterte, ülkedeki Maocu gerillalarla barış görüşmelerini sonlandırdı.

İLGİLİ HABER
İslamcı grup Filipinler'de IŞİD'e karşı savaşmayı kabul etti


AKP'nin Maarif Vakfı'na geniş yetkiler: Şimdi de öğretmen seçiyor!

AKP'nin Cemaat'in yurt dışındaki 'okul' etkisini kırmak için kurduğu Türkiye Maarif Vakfı, çok geniş olanaklarla donatılmaya devam ediyor. MEB'in yetkilerinin verildiği, bütçesinden milyonların aktarıldığı Vakıf, şimdi de okul yöneticisi ve öğretmen alım sınavı düzenliyor.

15 Temmuz darbe girişiminden sadece bir ay önce Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla kurulan Türkiye Maarif Vakfı, AKP'nin yurt dışında Cemaat okullarına karşı kendi eğitimini verdiği kurum olarak gündeme gelmiş, Cemaat etkisinin kırılması amaçlanmıştı.

Bu amaçla kurulan Vakıf, darbe girişiminden sonra çok daha geniş olanaklarla kuşatılmış, Cemaat'in yurt dışında kapatılan okulları da Vakfa tahsis edilmişti.

Geçtiğimiz yıl Ağustos ayında Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden 241 milyon lira, bu yıl ise 351 milyon lira aktarılan Vakıf, Cemaat'in yurt dışında bulunan tam 105 okulunu kendi bünyesine kattı.

Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün, Vakfın amacını "yerli ve milli bir eğitim anlayışının dünyanın dört bir yanında filizlendirmek" şeklinde tanımlarken, "Maarif okullarımızda sadece eğitim vermekle kalmıyor, Türk eğitim anlayışının ve milletimize özgü değerlerin güçlü bir zeminde yükselmesini sağlıyoruz. Gerek okul yöneticilerimize gerekse değerli öğretmenlerimize bu anlamda büyük bir sorumluluk düşüyor" diyor.

Her geçen yıl etkisi ve gücü arttırılan ve yurt dışında Türkiye Cumhuriyeti adına Milli Eğitim Bakanlığı dışında doğrudan eğitim kurumu açma yetkisine sahip tek kuruluş olma olanağı verilen Vakıf, son olarak 15 Temmuz'da Okul Yöneticisi ve Öğretmen Alım Sınavı düzenledi. Sınav düzenlemekle kalmayan Vakıf, AKP'ye yakın isimlere iş başı yaptırmak için sınavdan 70 ve üzeri puan alan adayları 8-12 Ağustos tarihlerinde İstanbul'da mülakata sokacak.

İLGİLİ HABER
AKP'nin paralel eğitim kurumu Maarif Vakfına, bütçeden 351 milyon lira aktarılacak

İLGİLİ HABER
Cemaat okulları AKP'ye geçiyor: 20 ülkede 105 okula ulaştı

İLGİLİ HABER
Devlet neden vakıf kurar?

VAKIF KANUNU'NDA NELER VAR?

AKP'nin kurduğu Vakfa ilişkin çıkarılan kanun maaddelerinde Vakfın kurulma amacı ve verilen geniş yetkiler şu şekilde sıralanıyor:

Bu Kanunun amacı; yurt dışında insanlığın ortak birikim ve değerlerini esas alarak örgün ve yaygın eğitim hizmetleri vermek ve geliştirmek amacıyla okul öncesi eğitimden üniversite eğitimine kadar tüm eğitim süreçlerinde burslar vermek, okullar, eğitim kurumları ve yurtlar gibi tesisler açmak, yurt içi de dâhil olmak üzere bu kurumlarda görev alabilecek eğitmenleri yetiştirmek, bilimsel araştırmalar ve araştırma-geliştirme çalışmaları yapmak, yayınlar yapmak ve metotlar geliştirmek ve faaliyet gösterdiği ülkenin mevzuatına uygun diğer eğitim faaliyetlerini yürütmek için merkezi İstanbul’da olan Türkiye Maarif Vakfının kurulması ve işleyişine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Türkiye Maarif Vakfının faaliyetleri

a) Eğitim ve öğretim ile ilgili olarak;

1) Okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumları açmak, 

2) Yaygın eğitim amaçlı kurslar, etüt merkezleri ve kültür merkezleri gibi tesisler kurmak, 

3) Eğitim tesislerinin mütemmim cüzü sayılacak kütüphaneler, laboratuvarlar, sanat ve spor tesisleri kurmak, 

4) Eğitim amaçlı internet sitesi gibi yayın organları kurmak, Millî Eğitim Bakanlığının uygun gördüğü eğitim program ve içeriklerini geliştirmek, üretmek ve yayımlatmak, 

5) Eğitim kurumlarında hizmet veren ve eğitim alan kişilerin barınma ihtiyacını karşılayacak yurt, pansiyon ve lojman gibi tesisler kurmak.

b) (a) bendinde sayılan tesisleri satın almak, devralmak ve kiralamak. 

c) Benzer faaliyetlerde bulunan kurum ve kuruluşlarla yasal sınırlar içerisinde ortaklık dâhil her türlü işbirliği yapmak. 

ç) Okul öncesi eğitimden üniversiteye kadar bütün eğitim süreçlerinde öğrencilere; eğitim amaçlı burslar ile nakdî destekler ve defter, kitap, kıyafet, bilgisayar ve yazılım gibi eğitim materyalleri ile ayni destekler sağlamak.

d) Eğitim metot ve usulleri ile içerik ve müfredata yönelik bilimsel araştırmalar ve araştırma-geliştirme çalışmaları yapmak ve yapılan çalışmalara destek olmak, bu çerçevede süreli ve süresiz yayınlar yapmak, sempozyum, konferans ve çalıştaylar düzenlemek ile bu alanda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak.

e) Eğitim kurumlarında eğitmenlik, okutmanlık, danışmanlık ve akademisyenlik gibi görevleri üstlenecek kadroları yetiştirmek amacıyla; eğitim tesisleri kurmak, eğitim programları düzenlemek, dünyanın farklı yerlerinde bu eğitim programlarına katılımı teşvik etmek, katılımcılara burs ve barınma gibi imkânlar sunmak, bu alanda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşları maddi olarak desteklemek ve gerektiğinde bunlarla işbirliği yapmak. 

f) (a) ila (e) bentlerinde belirtilen faaliyetleri yürütebilmek ve amacı çerçevesindeki faaliyetleri organize edebilmek için yurt içi ve yurt dışından nakdî ve ayni yardım kabul etmek, yurt içi ve yurt dışında gelir sağlayıcı işletmeler kurmak ve mevcut işletmelere ortak olmak.

(2) Türkiye Maarif Vakfı, bu faaliyetleri tek başına yapabileceği gibi tüzel veya gerçek kişilerle ortak olarak da yapabilir. Türkiye Maarif Vakfı gerektiğinde sadece tanıtım amaçlı faaliyetler de yapabilir, ortak faaliyetlere katılabilir veya bu tarz faaliyetleri destekleyebilir. Ayrıca, ihtiyaç hâlinde bu maddede sayılan bütün faaliyetleri özel hukuk tüzel kişiliğini haiz şirketler kurarak veya şirketler devralarak bu şirketler üzerinden bu faaliyetlerin hepsini veya bir kısmını gerçekleştirebilir.

(3) (Değişik: 3/10/2016-KHK-676/81 md.) Türkiye Maarif Vakfı tarafından örgün ve yaygın eğitim kurumları açılan ülkelerde, Millî Eğitim Bakanlığı dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarının aynı amaçla başka birimler açması veya oluşturması Millî Eğitim Bakanlığının iznine tabidir.


Trump'ın Fed eleştirisi dolar endeksini geriletti

ABD Başkanı Trump'ın, Fed'in faiz artırımlarını eleştirmesi dolar endeksinde gerilemeye yol açtı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın dün CNBC'ye verdiği röportajda ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırımlarını eleştirmesi dolara negatif yansıdı.

Dolar Endeksi 95,46'dan 94,93'e kadar gerilerken, Dolar/TL kuru 4,8215'ten 4,7950'ye düştü.

Dolar Endeksi bugüne 95'te ve Dolar/TL ise 4,81'de başladı.

TRUMP: FAİZ ARTIRIMI KONUSUNDA MUTLU DEĞİLİM

Trump, dün verdiği mülakatta, "(Ekonomi ve borsada) Ne zaman yukarı gitsek faizleri tekrar artırmak istiyorlar. Bu konuda mutlu değilim ancak onlara (Fed'e) en iyisini düşündükleri şeyi yapmaları konusunda izin veriyorum" ifadeleriyle rahatsızlığını belirtmişti.

Fed'in ABD'deki ekonomik toparlanmayı aksattığını savunan Trump, "Ekonomi alanında bu kadar yoğun çalıştıktan sonra faizlerin yukarı çıkması hoşuma gitmiyor" dedi.

Fed, Trump'ın göreve başladığı Ocak 2017'den bugüne kadar toplam 5 kez faiz artışı kararı aldı. Bu yıl 2 faiz artışı gerçekleştiren Fed'in, yıl sona ermeden 2 kez daha faizleri artırımı yapması bekleniyor.
 


İstanbul’da IŞİD operasyonu: Şişani'nin eşi gözaltına alındı

IŞİD'in 'Savaş Bakanı' olarak nitelenen ve geçtiğimiz yıllarda öldürülen Ebu Ömer eş-Şişani'nin eşi İstanbul'da yapılan operasyonla gözaltına alındı.

IŞİD'in Irak’ta öldürüldüğünü duyurduğu örgütün askeri kanat sorumlusu Ebu Ömer eş-Şişani kod adlı Tarkan Batiraşvili’nin eşi S.D, İstanbul’da gözaltına alındı.

İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Arnavutköy, Başakşehir, Fatih, Beylikdüzü ve Ümraniye’deki 11 adrese Özel Harekât Timleri desteğinde operasyon yaptı. Operasyonda, U.B, B.S, A.D, I.T ve S.K gözaltına alındı.

Olay uluslararası basında "IŞİD'in 'Savaş Bakanı'nın eşi Türkiye'de gözaltına alındı" şeklinde duyuruldu.

BABASI BAKANDI

Yapılan araştırmada, S.K adına düzenlenmiş pasaportun sahte ve S.K’nın gerçek adının S.D olduğu anlaşıldı. S.D’nin 2016 yılında Irak Ninova’da hava bombardımanı ile öldürülen Ebu Ömer eş-Şişani’nin eşi olduğu ve bu evlilikten 2 oğlu olduğu belirlendi.

Çeçen lider Ramazan Kadirov’un hükümetinde bakan olan Asu Dudurkaev’in kızı olan S.D, internette IŞİD'le bağ kurduktan sonra Suriye’ye gitti, Ömer Şişani’nin sağ kolu Hamzat’la evlendi.

S.D., Hamzat'ın ölümünün ardından Şişani ile evlendi.

İLGİLİ HABER
Öldüğü kesinleşen üst düzey IŞİD komutanı Şişani kimdir?


ABD'li senatörlerden Türkiye'nin uluslararası kurumlardan borç almasını kısıtlayan tasarı

ABD'de Cumhuriyetçi ve Demokrat Partili altı senatör, Türkiye'nin uluslararası mali kuruluşlardan borç almasını kısıtlayan bir yasa tasarısı sundu.

ABD'de Cumhuriyetçi ve Demokrat Partili altı senatörün, "Türk hükümeti ABD vatandaşlarının haksız yere tutuklamaya son verene dek" Türkiye'nin uluslararası mali kuruluşlardan borç almasını kısıtlayan bir yasa tasarısı sunduğu belirtildi.

BBC Türkçe’nin Reuters'den aktardığı haberine göre tasarı, İzmir'deki Protestan cemaatine ait Diriliş Kilisesi'nin ABD'li Pastörü Andrew Craig Brunson'ın tutukluluk halinin devamına karar verilmesinden sonra alındı.

Senato Dışilişkiler Komitesi'nden yapılan yazılı açıklamada "Türkiye Uluslararası Mali Kurumlar Yasası" adı verilen tasarıda, Dünya Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nın ABD'li başkanlarına, insani amaçlar dışında Türkiye'ye gelecekte verilecek kredilere karşı çıkması direktifi veriliyor.

IBRD'DEN 3,9 MİLYAR DOLARLIK DESTEK TAAHHÜDÜ, EBRD'DEN 1,6 MİLYAR AVRO FON

Dünya Bankası'na bağlı olan Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD), 2017'de Türkiye'de 12 projeye destek vermek üzere toplam 3,9 milyar dolar fon ayırmıştı. Destek verilen projeler arasında Suriyeli sığınmacılara yardım ve Türkiye'de kurumsal altyapının güçlendirilmesi vardı.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ise 2017'de Türkiye'de 51 projeye toplam 1,6 milyar avro kredi sağlamıştı. Fon sağlanan projeler, yenilenebilir enerji yatırımları, küçük ve orta ölçekli işletmelerin rekabet gücünün artırılması, altyapı ve sermaye piyasaları alanlarındaydı.


28 günlük askerlik nerede yapılacak?

Başvuru sayısına göre, 28 günlük temel eğitiminin celp dönemlerine paylaştırılarak farklı birliklerde verilmesi gündeme geldi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden (TBMM) haftaya geçerek yasalaşması beklenen bedelli askerlikten yararlanmak için başvuranların sayısının öncekilere oranla çok daha fazla olacağı belirtiliyor. Bedelli askerlik için başvuranların temel eğitimleri daha önce sadece Burdur'daki askeri birlikte veriliyordu.

AKP'ye yakınlığıyla bilinen AHaber'in haberine göre, Yeni düzenlemeden yararlanacakların sayısının fazla olabileceği göz önünde bulundurularak 28 günlük temel eğitimlerin farklı illerde de verilebileceği bildirildi. AKP kaynakları, Milli Savunma Bakanlığı'nın uygulama yönetmeliğiyle netleşecek bu yeniliklerle, hem yığılmaların önleneceğini hem de uygulamadan yararlanmak isteyenlerin ikâmet ettikleri yerlere daha yakın birliklerde bu süreci geçirmelerinin sağlanmış olacağını söylediler. Aynı kaynaklar, "Ülkenin farklı yerlerinde birçok eğitim birliği var. Bakanlık ve Genelkurmay'ın uygun bulduğu birlikler bunun için görevlendirilebilir" dedi.

İlk kez uygulanacak yurtdışından başvuranların uzaktan eğitimiyle ilgili ayrıntılar da yine bakanlığın uygulama yönetmeliğiyle netlik kazanacak. Yine bedelliden yararlanmak isteyen üniversite öğrencileri için de bir yeniliğe gidilerek, temel askerlik eğitimlerinin tatil dönemlerine kaydırılabileceği belirtiliyor.

 


Yatağan işçileri: Taşıyıcı sistemde bakım-onarım çalışmaları yapılmadı

Muğla'nın Yatağan ilçesindeki termik santralde dokuz işçinin yaralanması, iki işçinin göçük altında yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan iş cinayeti, gözleri işletmeci firma Bereket Enerji'ye çevirdi. Facianın meydana geldiği saatlerde soL Haber'in ortaya attığı 'gerekli bakım ve onarımın yapılıp yapılmadığı' yönündeki şüpheyi işçiler de doğruladı. İşçiler, 2014'te...

Muğla'nın Yatağan ilçesindeki termik santralde dokuz işçinin yaralanması, iki işçinin göçük altında yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan iş cinayeti, gözleri işletmeci firma Bereket Enerji'ye çevirdi. İşçiler, 2014'te Özelleştirme İdaresi'nden termik santrali alan firmanın, kömür sevk bandında gerekli olan bakım ve onarımı yapmadığını, yıllar içinde oluşan korozyon ve metal yorgunluğu nedeniyle bandın çöktüğünü savundular. 

Facianın meydana geldiği saatlerde soL Haber'in ortaya attığı, "kömür sevk bandında gerekli bakım ve onarımın yapılıp yapılmadığı" yönündeki şüpheyi, işçiler de doğruladı. Faciaya tanıklık eden ve santralde çalışan bazı işçiler, kömür sevk bandında gerekli ve yeterli bakım-onarımın yapılmadığı yönünde saptamalarda bulundular. 

'KAZAYA DAVETİYE ÇIKARILDI'

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Politeknik de (Halkın Mimarları Mühendisleri Şehir Plancıları), benzer açıklamaları Twitter hesabında şöyle paylaştı:   

  • Kömür taşıma/bant sisteminde meydana gelen kazanın olası nedenleri şunlardır:
  • Taşıyıcı sistem yıllar içinde korozyon, metal yorgunluğu ve artan titreşim nedeniyle taşıma kapasitesini/özelliğini kaybedebilir ve bu yüzden taşıyıcı ve mekanik sistemlerde düzenli denetimler ve bakım onarım çalışmalarının yapılması gerekmektedir.
  • 2014 yılında özelleştirilen santralde taşıyıcı sistemde yenileme ve gerekli bakım onarım çalışmaları yapılmamışsa kazaya davetiye çıkarılmıştır.
  • Ayrıca taşıma kapasitesinin üstünde bir kömür nakli yapılarak da çökmeye davetiye çıkarılmış olabilir. Bant sistemlerde taşınan kömür miktarı anlık olarak kayıt altına alındığı için bu kayıtlara bakılarak aşma yaşanıp yaşanmadığı tespit edilebilir.
  • Son dönemlerde yaşanan ve toplu kayıplara neden olan bu kazalar gösteriyor ki mühendisliğin bakım ve denetleme mekanizmaları ortadan kalkmış bulunmaktadır. Teknik bilgiye dayalı bakım ve denetim mekanizmalarının olmadığı bir sistemde bu facialar artarak devam edecektir!

İŞÇİLER DOĞRULADI

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi'nin sosyal medya hesabında, işçilerden gelen bilgilerin Politeknik'in açıklamalarını doğrular nitelikte olduğu vurgulandı. Yatağan'da çalışan işçilerin ifadeleri ve tanıklıkları da, kömür sevk bandında gerekli onarım ve bakımın yapılmadığını doğrular nitelikte.

Paylaşımda şöyle denildi: "2014 yılında özelleştirilen Yatağan Termik Santrali'nde işçilerden gelen ilk bilgiler Politeknik'in açıklamasını, 'taşıyıcı sistemde yenileme ve gerekli bakım onarım çalışmaları yapılmamışsa kazaya davetiye çıkarılmıştır' görüşünü destekliyor."

BEREKET ENERJİ: BEKLENMEDİK BİR KAZA

2014'ten beri Yatağan Termik Santrali'ni işleten Bereket Enerji şirketinin basın ve halkla ilişkiler müdürü Ömer Yurtseven ise rutin bakımların yapıldığını iddia etti. Yurtseven, söz konusu olayın "Geceden yaşanan bant arızasına dönük devam eden bir çalışma sırasında değil, rutin işlemler sırasında yaşanan beklenmedik bir kaza" olduğunu savunarak, "Taşıyıcı bantta oluşan bir çökmeden kaynaklı bant üzerindeki kömür yığınlarının kayarak aşırı ağırlık oluşturduğu diye bir şey söylemek doğru değil" dedi. 

2014'TE ÖZELLEŞTİRİLMİŞ, BEREKET ENERJİ'YE SATILMIŞTI

Yatağan Termik Santrali, 2014 yılında özelleştirilmiş, Bereket Enerji grubu tarafından işletilmeye başlamıştı.

Son 16 yılda enerji sektörü özelleştirmelerinden en fazla nemalanan gruplardan biri olan Bereket Enerji, elektrik dağıtım bölgeleri ve üretim santralleri özelleştirmelerindeki en iştahlı sermaye gruplarından biri oldu.

Grubun dört milyar doları aşan banka borcu için yeniden yapılandırma girişiminde bulunduğu biliniyor. Yatağan Termik Santrali'ni aldıktan sonra kazaya konu kömür taşıma bandı ve diğer bölümlerde gereken yatırımların yapılıp yapılmadığı, raylı sistemin üst limitten fazla yüklenip yüklenmediği gibi sorulara henüz tatmin edici bir yanıt verilmemiş durumda. 

İLGİLİ HABER
Yatağan Termik Santrali'nde kömür sevk bandı çöktü: 11 işçi yaralı

İLGİLİ HABER
Yatağan Termik Santrali'nde ikinci işçinin de cansız bedenine ulaşıldı

İLGİLİ HABER
Bereket Enerji Grubu: 'Saadet zinciri'nin ilk kopan halkası


İngiltere'de aşırı sağın 'düşünce özgürlüğü' davası

Irkçı fikirlerin düşünce özgürlüğü altında savunulması ABD'de yaygın bir olgu olmasına karşın Kıta Avrupası ve İngiltere’de buna pek itibar edilmiyordu. Ancak İngiltere’de son dönemde aşırı sağ-ırkçı siyasi örgütlenmelerin düşünce özgürlüğü üzerine kampanyalar düzenlemeye başlaması dikkatleri çekiyor.

Irkçı fikirlerin düşünce özgürlüğü altında savunulması ABD'de yaygın bir olgu olmasına karşın Kıta Avrupası ve İngiltere’de buna pek itibar edilmiyordu. Ancak İngiltere’de son dönemde aşırı sağ-ırkçı siyasi örgütlenmelerin düşünce özgürlüğü üzerine kampanyalar düzenlemeye başlaması dikkatleri çekiyor.

İngiliz Savunma Birliği (EDL) adlı faşist grubun lideri Tommy Robinson takma ismini kullanan Stephen Yaxley Lennon'un 13 aylık bir hapis cezasına çarptırılması da buna temel oluşturuluyor. Son haftalarda yapılan Robinson’un serbest bırakılması amaçlı eylemler, sosyal medya kampanyaları ve Müslümanlara yönelik saldırılar da bu kampanyanın bir parçası.

İLGİLİ HABER
Londra'da aşırı sağcılar türbanlı şoförün kullandığı otobüsü durdurdu

BREXIT KAMPANYASI AŞIRI SAĞI CANLANDIRDI

İngiltere’de Avrupa Birliği’nden çıkış anlamına gelen Brexit ile birlikte bilhassa referandum sürecinde ırkçı, aşırı sağcı gruplar etkinliklerini arttırmayı başardılar. 

Avrupa Birliği’ne yönelik sol bir eleştirinin olmaması AB’den ayrılmayı savunan kampanyanın aşırı sağın eline geçmesine neden oldu. Kendisini ilerici, demokrat tanımlayanlar AB’den çıkmamak için kampanya yaparken, AB karşıtları ise göçmen karşıtlığı üzerinden kamuoyunu harekete geçirmeye çalıştı ve bunda oy oranlarına nazaran ciddi bir etki oluşturdukları da anlaşıldı.

GÖÇMEN VE İSLAM KARŞITLIĞINA ODAKLANIYORLAR

İngiltere genelinde aşırı sağın temel argümanları göçmen ve İslam karşıtlığına odaklanıyor. Buna göre göçmenler ve bilhassa Müslüman göçmenler İngiltere’yi içten fethediyor. Yalnızca işleri almakla kalmıyorlar, sosyal ve kültürel ortamı da ele geçiriyor. 

Bu nedenle İngilizlik tehlike altında. Örneğin 2014 yılında milyonlarca İngilizin helal et yediği haberlerinin basında yer alması üzerine bu gruplar harekete geçmiş ve bunu Britanya’nın İslamlaşması yolunda atılan adımların somut göstergesi olarak sunmuşlardı. 

'CİHAT KARŞITI SOSYAL HAREKETLER'

Bu hareketlerin liderleri kamuoyunda kendilerini İslam uzmanı yazar olarak tanıtmakta ve Kuran’ın şiddeti önerdiğini, Müslümanların şiddet yanlısı olduklarını, küçük kızları taciz ettiğini, çok eşli olduklarını, kültürel ve sosyal açıdan geri olduklarını, illegal yollarla geldikleri gibi doğum oranlarının da çok yüksek olduğunu, çocuk yapmayı cihatçı bir yaklaşımla ele aldıklarını ancak İngilizlerin ve devletin insan hakları, çok kültürlülük adı altında bunlara ses çıkarmadığını öne sürerek halkı "uyandırmaya" çalışıyorlar. Bu  hareketler kendilerini genelde cihat karşıtı sosyal hareketler olarak tanımlıyorlar .

UKIP VE NIGEL FARAGE

Çok sayıda küçük ırkçı grup olmakla birlikte en kitlesel parti UKIP (Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi) olarak öne çıkıyor. 

Kurucu liderleri Nigel Farage başkanlığından ayrılsa da halen siyasi alanda faal ve Brexit sürecinin liderleri arasında. 

UKIP, AB Parlamentosu seçimlerinde yüksek oy almasıyla dikkatleri çekmişti. Ancak AB karşıtlığı nedeniyle UKIP’e oy verenler Brexit referandumundan sonra partinin misyonunu tamamladığını düşünerek son seçimde yeniden Muhafazakar Parti'ye ve İşçi Partisi'ne yönelmişti. 

AŞIRI SAĞCI GRUPLAR: KÜÇÜK AMA ETKİLİ

Bunun dışında İngiliz Savunma Birliği (EDL), Ulusal Cephe (NF), Britanya Ulusal Partisi (BNP) ve BNP yöneticileri tarafından kurulan Önce Britanya (Britain First) Hareketi ve liderleri Paul Golding ve Jayda Fransen gündemde ön plana çıkıyorlar. 

Bu hareketler seçimlerde varlık göstermese ve eylemleri pek kitlesel geçmese de sosyal medya üzerinden geniş kitleler tarafından takip ediliyorlar ve görüşleri özellikle Muhafazakar Parti yetkilileri tarafından savunulabiliyor. 

Dolayısıyla, televizyonlarda Farage’ın dışında, Muhafazakar Parti yetkilileri de İslam ve göçmen karşıtı argümanları tekrar ediyorlar.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ MASKESİNİ KULLANIYORLAR

Son dönemlerde bu hareketler üzerinde polis takibi ve medya kampanyası da öne çıkıyor. Polisin aşırı sağ parti üyelerini takip etmesi, medyanın ise her ne kadar anaakım partiler ifade ettiğinde paylaşsa da aşırı sağ akımların faaliyetlerini teşhir eden çalışmalar yapmaları ve Müslüman karşıtlığı nedeniyle önde gelen faşist siyasetçilerin yargılanması bu hareketlerin düşünce özgürlüğü üzerinden kampanyalar düzenlemelerine neden oluyor.

  • Örneğin 2016 seçimlerinde BNP’nin bürokratik bir sebep bahane edilerek seçime sokulmaması, 
  • Mart ayında Önce Britanya hareketi liderleri Paul Golding ve Jayda Fransen’in Müslümanlara karşı nefret suçu işlemeleri nedeniyle hapse atılmaları (P. Golding 18 hafta ve J. Fransen 36 hafta), 
  • 28 Mart tarihinde Tommy Robinson’un Twitter hesabının nefret suçu nedeniyle şirket tarafından kapatılması, Mart ayında PEGİDA’nın Almanya kurucusu Lutz Bachmann’ın İngiltere’ye girişinin kamu yararı nedeniyle reddedilmesi, 
  • Irkçı Generation Identity hareketinin Avusturyalı lideri Martin Sellner’in de aynı gerekçeyle sınırdışı edilmesi 
  • Ve son olarak Tommy Robinson takma adlı Lennon’un mahkeme yasağına karşın bir tecavüz davasını facebook hesabından canlı yayınlayarak bunu Müslümanlar aleyhinde propaganda için kullanması nedeniyle mahkeme kararını ihlal etmekten hapse girmesiyle ırkçı, faşist örgütler sokak eylemlerine ağırlık verdiler. 

DÜŞÜNCE SUÇLUSU KILIĞINDAKİ IRKÇI HOLİGAN

Geçmişinde holiganlık olan ve birçok suça bulaşan Tommy Robinson, mahkeme kararını ihlal ettiği için değil düşüncelerinden dolayı hapsedildiği izlenimini vermeye çalışıyor ve devletin "Müslüman pedofillere" ses çıkarmadığının ve hatta koruduğunun kanıtladığını iddia ediyor.

Londra’daki eylemlerde birkaç yüz kişi toplansa da eylem sırasında örneğin başörtüsünden Müslüman olduğunu anladıkları bir otobüs şoförüne saldırmaları ve Müslümanlara kamuya açık yerlerde "pedofil" diye bağırmaları ile ses getiriyorlar. 

Robinson'un bahsi edilen canlı yayınının 250 binden fazla kişi tarafından izlenmesi ve Robinson’un serbest bırakılması talepli imza kampanyasına 600 binden fazla insanın imza vermesi de etki alanı hakkında fikir veriyor. 

SÖZDE 'ÖZGÜRLÜK SAVAŞÇISI'

Yine Robinson’un serbest bırakılması amaçlı eylemlerden birinde Hollandalı faşist lider Geert Wilders’in de konuşma yapıp Robinson’un "özgürlük savaşçısı bir kahraman" olduğunu öne sürmesi de Avrupa genelindeki aşırı sağ akımlar arası koordinasyona örnek sayılıyor.

İLGİLİ HABER
Amsterdam’da eylemler olaysız geçti

Robinson kendi yaşam öyküsünü anlattığı “Devlet Düşmanı” adlı kitabında stratejisinin "kurban" rolü oynamak olduğunu belirtiyor. Televizyon tartışmalarında herkesin kendisine saldırmasından, eleştirmesinden memnun olduğunu, bu sayede kamuoyunun sempatisini kazandığını belirten Robinson'un cezaevine girmek için yasa ihlali yapmasının da bilinçli bir stratejinin ürünü olduğu öne sürülüyor.

İŞÇİ PARTİLİ COX'UN ÖLDÜRÜLMESİYLE BAĞLANTILI

Fransen ve Gouding’in davasında savcı meselenin ifade özgürlüğü ile ilgili olmadığını, bu şahısların masum insanları dini ihtamlarla hedef gösterdiğini ve bunun suç olduğunu savunsa da ve İngiltere'de ırkçılık bir suç olarak tanımlansa da... 

Ve 2016’da BNP üyesi bir faşist tarafından İşçi Partisi vekili Jo Cox’un öldürülmesiyle bu gruplar arasında paramiliter eğilimlerin oluştuğu açığa çıksa da bu akımlara karşı ciddi bir yargılama süreci yaşanmamıştır.

İLGİLİ HABER
İngiltere'de silahlı saldırı: Milletvekili yaşamını yitirdi

İLGİLİ HABER
Milletvekilinin katili: Hainlere ölüm, Britanya'ya özgürlük

NEFRET SUÇU KAPSAMINDAKİ SALDIRILARDA ARTIŞ

İç İşleri Bakanlığı 2016-17 yıllarında İngiltere ve Galler’de nefret suçu saldırılarının bir önceki yıla göre yüzde 29 artarak 80 bine çıktığını belirtmişti. 

Bu sayının artmasında toplumun daha bilinçli hareket edip şikayetçi olmasının etkisi olsa da Brexit süreci ve IŞİD saldırılarından sonra artışın olduğu da belirtiliyor. 

Saldırıların yüzde 78'i ırkçılık ve yüzde 7'si dini nefretken yüzde 11'i de cinsel yönelim sebepli nefret suçu olarak tanımlanıyor. Bu saldırılara yüze kezzap atma ve bıçaklama gibi saldırılar da dahil. Bununla beraber özellikle okullarda farklı milletlerden ve renklerden çocuklara yönelik ırkçı, ayrımcı söylemlerin de ciddi bir sorun olduğu rapor ediliyor.

YALNIZCA BİRKAÇ HOLİGANIN İŞİ DEĞİL

İngiltere’nin siyasi ve sosyal kültüründe bu tür kişisel saldırılar pek makbul sayılmıyor. İngilizlerin, genelde hedefledikleri kişinin/grubun karşısına çıkıp meydan okumayı tercih etmedikleri biliniyor. Bu durumda ırkçıların hak ettikleri cevabı alacakları da muhakkak. 

Bu tür saldırılara maruz kalanların önemli kısmının ifadesinde saldırganların ırkçı ifadeleri otobüsten veya trenden inerken bağırıp hemen çıktıklarını ve kendilerinin cevap vermeye de fırsat bulamadıklarından çok etkilendikleri belirtiliyor. 

Buna karşın ırkçı, faşist düşüncelerin yaygınlık kazandığı ve sosyal etkisinin arttığı açık bir gerçek. 

Hükümetin göçmen sayısını kısıtlama hedefiyle belirlediği yıllık hedef, yıllardır hatta nesillerdir İngiltere’de yaşayan Karayip, Hindistan, Afrika ve Doğu Avrupa kökenlilerin sınırdışı edilmesi ve Başbakan May’in de kabul ettiği göçmenlere yönelik düşmanca ortamın oluşması gibi olgular da dikkate alındığında artan ırkçı saldırıların yalnızca birkaç serseri holiganın işi olmadığını gösteriyor.


Sevgilisine sarılan kadına gericiler saldırdı: Burası Müslüman mahallesi, yine yaparız

İstanbul Kartal’da bir kadın sevgilisine sarıldığı için gericilerin saldırısına uğradı. Yerlerde sürüklendiğini ve saçından çekildiğini belirten genç kadına saldıranlar ise olaydan sonra kameralara konuşup 'Bir kez daha olursa yine yaparız' dedi.

İstanbul Kartal'da bir grup gerici, sevgilisine sarılan kadına saldırdı.

Show TV’nin haberine göre genç kadın, sevgilisine sarıldığı için bir kadının kendisine durduk yere sataştığını söyleyerek “Yerde sürüklediler, saçımı çektiler” dedi. Saldırının ardından konuşan saldırganlardan biri ise “Burası Hürriyet Mahallesi, burası Kurfalı. 35 senedir böyle bir şey yaptırmadım” diyerek kadına saldırdıklarını övüne övüne kabul etti.

Saldırıya uğrayan genç kadın ise yaşadıklarını “Sevgilim beni bırakınca sarıldım. Orada çöp atan bir bayan vardı, gördü. Bana direk ‘… çocuklar var sarılma” diyerek anlattı. Yerlerde sürüklendiğini ve çevrede bulunan 30-40 kişinin bir şey diyemeyip sadece bakmakla yetindiğini söyleyen genç kadının gördüğü şiddet, yüzündeki çizikler ile gözündeki morluklar ve bacaklarındaki yaralardan görülebiliyor.

Saldırıyı yapanlar arasında bulunan kişi ise “Burası Müslüman mahallesi burada kimse salyangoz satamaz. Benim evimin önünde namahrem davranamaz” diyerek mikrofonlara, ne kadar rahat olduğunu gösterdi. Saldırıyı sadece kendisinin yapmadığını ‘övünerek’ anlatan saldırgan kameralara çevrede bulunan mahallelileri gösteriyor. Saldırgana kameraya seslenerek yanıt veren mahalleliler de saldırıyı hep birlikte yaptıklarını onaylıyor.

 


Yatağan Termik Santrali'nde ikinci işçinin de cansız bedenine ulaşıldı

Yatağan Termik Santrali'nde dün akşam saatlerinde bir işçinin cansız bedenine ulaşılmıştı. Bu sabah diğer işçinin cansız bedenine ulaşıldı. Seray Şimşek ve Sezgin Kılıç adlı işçilerin cenazeleri Yatağan Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Yatağan Termik Santrali'nde kazanları besleyen kömür bant sisteminin çökmesi sonucu içeride kalan iki işçinin cansız bedenlerine ulaşıldı. 

Arama kurtarma ekiplerince cesedi bulunan ilk işçinin Seray Şimşek olduğu belirlenmişti. Çalışmalar sırasında bölgede yetkililer tarafından yapılan ilk açıklamada Sezgin Kılıç'ın cansız bedenine ulaşıldığı açıklanmıştı ancak bu cesedin Yatağan Devlet Hastanesi'nde yapılan otopsisinde Seray Şimşek'e ait olduğu tespit edildi.

Yatağan Termik Enerji Üretim AŞ'nin yazılı açıklamasında, termik santralde meydana gelen kazanın ardından cesedine ulaşılan işçinin, olay yerinde yakınları tarafından yapılan teşhisi doğrultusunda Sezgin Kılıç olarak duyurulduğu hatırlatıldı. Açıklamada, Yatağan Devlet Hastanesi'nde yapılan ölüm muayenesi sonucu cansız bedeni bulunan işçinin Seray Şimşek olduğunun tespit edildiği belirtilerek, diğer işçi Sezgin Kılıç'a ulaşmak amacıyla çalışmaların sürdüğü bilgisi paylaşıldı.

Olayın ardından Şimşek ve Kılıç'ın yakınları da Yatağan Devlet Hastanesi'ne geldi.

Foto: @SonDakikaTurk

İLGİLİ HABER
Yatağan işçileri: Taşıyıcı sistemde bakım-onarım çalışmaları yapılmadı

İLGİLİ HABER
Yatağan Termik Santrali'nde göçük altındaki bir işçi yaşamını yitirdi

İLGİLİ HABER
Yatağan Termik Santrali'nde kömür sevk bandı çöktü: 11 işçi yaralı

 


Petrol fiyatlarında artış

Petrol fiyatlarında artış yaşandı, ancak fiyatların yakın zamanda düşeceği öngörülüyor.

Petrol fiyatlarında bugün yükseliş yaşandı. Fiyatların arz fazlalığı ve düşük talep sebebiyle düşüş yaşaması bekleniyor. Ayrıca Çin ve ABD arasındaki gerilimin getireceği ekonomik yavaşlamanın da fiyatları aşağı yönlü hareket ettireceği belirtiliyor.

ABD ve Çin'in karşılıklı gümrük vergileri sebebiyle, dünyanın en büyük iki petrol tüketicisinin talebinde düşüş yaşanacağı düşünülüyor.

Beklentilere karşın fiyatlarda artış yaşandı. Brent petrolün varili 7 sent artarak 72,65 dolara ulaştı, Amerikan ham petrolünün değeriyse 14 sent artarak varil başına 69,60 dolar oldu.

Pazartesi günü petrol fiyatlarında önemli düşüş yaşanmış, Brent petrol yüzde 3,6, Amerikan ham petrolü yüzde 2 değer kaybetmişti.

2017 yılında ABD küresel petrol tüketiminin yüzde 20,2'sini gerçekleştirmişti, Çin'in aynı yılda tükettiği petrol miktarıysa yüzde 13 oldu.

Suudi Arabistan'ın petrol üretiminin azaltılabileceği yönündeki yorumları, düşüşün şiddetli olmasını engelliyor.


HDP'li vekillere soruşturma

HDP Batman milletvekilleri Feleknas Uca ve Mehmet Rüştü Tiryaki hakkında soruşturma başlatıldı.

Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca, PKK'li Devran Baysal'ın cenazesine katıldıkları gerekçesiyle HDP Batman milletvekilleri Feleknas Uca ve Mehmet Rüştü Tiryaki hakkında soruşturma başlatıldı.

 


Türkiye'den giden 20 ton kayısı Rusya'ya sokulmadı

Rusya, Türkiye'den getirilen 20 tondan fazla kayısıyı 'meyve sineği' sebebiyle ülkeye almadı.

Rusya, Türkiye'den getirilen 20 tondan fazla meyvenin sağlığa zararlı olduğu gerekçesiyle ülkeye girişine izin vermedi.

Türkrus sitesinin, Kurskiye İzvestiya gazetesinden aktardığı haberine göre, Rusya Tarım Ürünleri Denetim Ajansı (Rosselhoznadzor), Kursk ilinde Türkiye'den getirilen 20 tondan fazla kayısıda Akdeniz meyve sineği tespit etti.

Meyvelerin Moskova'daki bir adrese teslim edilmek üzere Rusya'ya getirildiği bildirildi.

Rusya Tarım Ürünleri Denetim Ajansı (Rosselhoznadzor), bu ay başında Türkiye'den getirilen 15 ton çileği sağlığa zararlı madde içerdiği gerekçesiyle ülkeye almamıştı. Türk malı çileklere Novorossiysk Limanı'nda el konulmuştu.

Rosselhoznadzor, geçen Mayıs ayının sonunda ise Türkiye'den getirilen domateslerde zararlı maddelere rastlandığını açıklamıştı.

İLGİLİ HABER
Rusya, Türkiye’den gelen 85 ton kirazı ülkeye sokmadı


HDP'li yöneticiden haber alınamıyor

HDP Parti Meclisi Üyesi Kamil Acar'ın, Şanlıurfa-Diyarbakır karayolu üzerinde, kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce gözaltına alındığı, aracının da terk edilmiş halde bulunduğu iddia edildi.

HDP PM üyesi Kamil Acar, iddiaya göre dün gece Şanlıurfa'dan Diyarbakır'a gelirken, karayolunda yolu kesen polislerce bulunduğu hususi aracından gözaltına alındı. 

HDP 'den yapılan açıklamada, Acar'ın gözaltında kaybedildiği olayına ilişkin yetkililerin hassasiyet göstermediği iddiasına yer verilirken, şöyle denildi: 

"Kamil Acar isimli üyemiz ve eski parti yöneticimiz dün akşam Urfa’dan Diyarbakır’a gelirken, görgü tanığının beyanına göre polisler tarafından aracından alınmıştır. Dün geceden beri haber alınamayan Acar'ın alındığı araç, Pirinçli (Pirinçlik) Karakolu'nun 2 kilometre yakınında ve kapıları açık bir şekilde bulunmuştur. Olay yerine çağrılan savcılık ve kolluk güçleri gerekli hassasiyeti göstermemiş, sadece olay yerine gönderilen iki er aracılığıyla tutanak tutulmuştur. Yetkilileri Acar'ın durumunu araştırmaya ve acilen açıklama yapmaya çağırıyor, Acar'ın akıbeti hakkında bilgi istiyoruz" denildi.

HDP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Mehmet Şerif Camcı ise Acar'ın, önceki akşam en son saat 20:00 sularında eşi ile telefonla görüştüğünü, saat 21:00'dan itibaren de telefonuna bir daha ulaşılamadığını söyledi.


Pamukova faciasının 14. yılı...

22 Temmuz 2004 tarihinde 41 yurttaşın ölümüne, 81 yurttaşın da yaralanmasına yol açan Pamukova'daki tren faciasının üzerinden 14 yıl geçti. Aradan geçen 14 yılın sonunda AKP ihmalleri devam ederken, son olarak Çorlu'da 24 yurttaş hayatını kaybetti.

 

 

2004 yılında Pamukova'da 41 yurttaşın yaşamını yitirdiği hızlandırılmış tren kazasının üzerinden 14 yıl geçti.

AKP'nin büyük ihmali sonucu gelen bu kazanın üzerinden geçen 14 yılda kazalar devam ederken, son olarak Çorlu'da 24 yurttaş yine bir tren kazasında yaşamını yitirdi.

Pamukova'nın 14. yılı dolayısıyla bir açıklama yapan TMMOB Makina Mühendisleri Odası Başkanı Yunus Yener, "22 Temmuz 2004 tarihinde 41 yurttaşımızın ölümü, 81 yurttaşımızın yaralanmasına yol açan Pamukova yüksek hızlı tren (YHT) 'kazası', bu ayın 8‘inde Tekirdağ-Çorlu’daki 'kaza'  ile tekrar görüldüğü üzere, demiryolu politikalarındaki sorunlara ayna tutmaya devam etmektedir" dedi.

"Güvenilir, dengeli, toplum yararını temel alan bütünleşik bir ulaşım sistemi ihtiyacı bugün daha fazla hissedilmektedir. Ancak ulaşım politikaları aksi yöndedir. Mevcut ulaşım sistemi her gün tanık olduğumuz üzere daha dengesiz, güvenliksiz, pahalı ve sağlıksız bir yapı arz etmektedir. Bu nedenle Odamız Pamukova ve diğer demiryolu 'kazaları'na yol açan nedenlere ve demiryolu politikalarına dikkat çekme gereği duymaktadır" diyen Yener, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Demiryolu işletmeciliği yatırımdan bakıma, yenilenmeye, personele, eğitime ve yeni hatların kurgulanmasına dek merkezi bir planlamayı gerektirmektedir. Ancak BOOZ, ALLEN-HAMİLTON, CANAC, EUROMED vb. kuruluşların hazırladığı raporlar ve AB uyum programları ile gündeme gelen serbestleştirme ve TCDD’nin yeniden yapılandırılması politikası uyarınca 162 yıllık demiryolu kazanımları tasfiye edilmektedir. 

Bu program uyarınca TCDD parçalanarak şirketleştirilmiş, kamu hizmeti anlayışı yerine piyasacı yaklaşım benimsenmiş, mühendislik hizmetleri ve kriterleri kısıtlanmış, teknik mükemmellik yaklaşımı terkedilmiş, altyapı ile bakım, sinyalizasyon, elektrifikasyon yatırımları ihmal edilmiş, bakım atölyeleri kapatılarak azaltılmış, TCDD’nin taşınmazları ve limanları satılmaya başlanmış, çalışanlar güvencesiz çalışma biçimlerine tabi kılınmış, 2000 yılında 47.212 olan demiryollarında çalışan sayısı 2017 sonunda 17.747’ye, binlerce yol ve geçit bakım görevlisinin çalışması gereken hatlarda bakım görevlisi sayısı 39’a düşmüştür. 

Özetle kamusal hizmet, kamu-toplum yararı eksenli güvenli ve ucuz ulaşım hakkı, karayolları, havayolları, denizyolları ve demiryolu işletmeciliğinin ticarileştirilmesi ve demiryolu işletmeciliğinin zayıflatılması süreciyle tasfiye edilmektedir. 

Oysa doğru bir demiryolu politikası, diğer faktörlerle birlikte arazi, kullanım ömrü, güvenlik, enerji verimliliği, çevre gibi temel unsurlara ve kamu işletmeciliği ile kamusal hizmet perspektifine dayanır. Bu kapsamda ulaştırmanın bütünü ve demiryollarında altyapı, araç, arazi, tesis, işletme ve taşınmazlara yönelik bütün özelleştirmeler, belediyeler ve üçüncü şahıslara devirler durdurulmalıdır. 

TCDD’nin parçalanarak işlevsizleştirilmesi, siyasi kadro atamaları ve her düzeydeki uzman kadro kıyımına son verilmelidir. 


ABD yönetiminden Hamas'a: İsrail'i tanıyın, karşılığında yardım verelim

ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu ekibi, Hamas'a 'İsrail'i tanıma' karşılığında yardım önerdi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın üst düzey danışmanı ve damadı Jared Kushner, baş müzakerecisi Jason Greenblatt ve ABD'nin İsrail Büyükelçisi David Friedman, Hamas'a çağrı yaptı.

Hamas'a yönelik çağrıda, "İsrail'i tanıma" ve "saldırıları durdurma" karşılığında yardım ve Gazze'deki durumun düzeltilmesi önerildi.

ABD yönetiminin çağrısında "uluslararası bağışçıların çelişki yaşadığı", Gazze'ye yardım etmekten Hamas sebebiyle çekindikleri iddia edildi.

Açıklamada "İsrail'in kuruluşunun ardından Hamas'ın İsrail'in varlığının kalıcı bir gerçeklik olduğunu kabul etmesi akıllıca olur" denilerek, Hamas İsrail'i tanımazsa "iyi bir sonuç olmayacağı" savunuldu.

Trump'ın Ortadoğu ekibi, "Hamas izin verirse" bölgede anlaşma istediklerini iddia etti.


Taksim'deki Sacre Coeur, Süryani Katolik Kilisesi Vakfı'na tahsis edildi

İstanbul Taksim'deki Sacre Coeur (Kutsal Kalp) Kilisesi, Süryani Katolik Kilisesi Vakfı'na 49 yıllığına bedelsiz olarak tahsis edildi.

Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesindeki Vakıflar Meclisi'nin aldığı kararla, genel müdürlüğün idaresindeki kilise, sinagog gibi ibadethanelerin dini vakıflara bedelsiz olarak tahsisinin önü açıldı.

Karar kapsamında ilk olarak İstanbul Taksim'deki Sacre Coeur (Kutsal Kalp) Kilisesi, Süryani Katolik Kilisesi Vakfı'na 49 yıllığına bedelsiz olarak tahsis edildi.

Hürriyet'in haberine göre, Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, karar sonrası yaptığı açıklamada, "Azınlıklarla ilgili müspet anlamda yaptığımız bütün düzenlemeler Avrupa'nın Türkiye'ye bakışı anlamında da olumlu sonuçlar doğuruyor" dedi.
İstanbul Süryani Katolik Kilisesi Vakfı Başkanı Zeki Basatemir de alınan kararla çok mutlu olduklarını belirterek, "Protokolü imzalarken hem mutluluktan hem de geçmişi düşünüp nostaljiden duygulandım. Kiliseyi 21 yıl önce Hazineden almış, sevinmiş, 2003'te kaybedince de üzülmüştük. Şimdi çok sevinçliyiz. Allah devletimizden razı olsun" ifadelerini kullandı.

 


ABD istihbarat direktörü: Putin-Trump görüşmesinde ne oldu bilmiyorum

ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Dan Coats, ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya lideri Vladimir Putin arasındaki birebir görüşmede ne yaşandığını bilmediğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki görüşme, Trump'ın Putin'le birlikte ABD istihbaratına karşı tavır alması sebebiyle tartışma yaratmıştı.

ABD istihbarat raporlarıyla çelişen Trump, Rusya'nın ABD seçimlerine müdahale etmediğini savunmuştu.

'BİREBİR GÖRÜŞMEDE NE OLDU BİLMİYORUM'

Konuyla ilgili konuşan ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Dan Coats, "birebir görüşmede ne yaşandığını bilmediğini" söyledi.

ABD'li Cumhuriyetçiler ve Demokratlar, Trump ve Putin'in ne konularda anlaşmaya vardığını tartışmaya devam ediyor. Rus basını, görüşmede "sözlü anlaşmaya" varılan konular olduğunu söylüyor.

Coats, Trump'ın neden Putin'i istihbarat bulgularıyla ilgili sorgulamadığının sorulması üzerine "Bence zaman geçtikçe ve başkan görüşmede geçenlerle ilgili daha fazla şey anlattıkça daha fazlasın öğreneceğiz" diye konuştu.

'DAHA FARKLI BİR AÇIKLAMA YAPMASINI DİLERDİM'

Donald Trump, ABD içerisinde Rusya'yla çatışma görmek isteyenler olduğunu ve açıklamalarından memnuniyetsizlik duyanların bu kişiler olduğunu savunmuştu.

Coats, ABD değerlendirmesinin Rusya müdahalesinin sürdüğü yönünde olduğunu belirterek, Trump'ın "Rusya'nın artık ABD'yi hedef almadığı" iddiasını yalanladı.

ABD'li istihbarat yetkilisi, "Tabii ki, daha farklı bir açıklama yapmasını dilerdim" diye konuştu.

'İKİNCİ GÖRÜŞMEYİ BASIN TOPLANTISINDA ÖĞRENDİM'

Putin, görüşmede "işe yarar anlaşmalar yaptıklarını" söylerken, Trump ise zirveyi "büyük bir başarı" olarak niteledi. Ancak görüşmelere dair detay vermedi.

Coats, Trump'ın Putin'le ikinci bir görüşme yapacağına ilişkin açıklamalarına da konuştu.

ABD'li istihbarat direktörü görüşmenin gerçekleşeceğini basın toplantısında öğrendiğini ifade etti.


Fitch, Tüpraş'ın notunu kırdı

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Tüpraş'ın kredi notunu düşürdü.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, 13 Temmuz'da Türkiye'nin yabancı para cinsinden kredi notunu BB'ye indirmesinin ardından 11 Türk şirketinin notlarını da gözden geçirdi. Bu şirketlerden Tüpraş'ın (Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş.) notunun düştüğü öğrenildi.

Dünya gazetesinin aktardığına göre, Fitch'in Türkiye'nin notunun indirilmesine bağlı olarak notlarını gözden geçirdiği şirketler arasında Coca-Cola İçecek, Emlak Konut, Başkent Elektrik Dağıtım, Enerjisa Enerji, Arçelik, Migros, Rönesans Gayrimenkul, Türk Telekom, Turkcell İletişim, Turkcell Finansman ve Tüpraş var.

Notu gözden geçirilen şirketlerden Tüpraş, Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yaptığı açıklamada, Fitch'in Türkiye'nin kredi notuna paralel olarak Şirket'in kredi notunu BBB-‘den BB+'ya düşürüldü ve görünümü "negatif" olarak belirlendiğini ifade etti.

Tüpraş'ın da bünyesinde bulunduğu Koç Holding'in notu Standard & Poor's Rating Services (S&P) tarafından geçen günlerde indirilmişti.

Koç Holding tarafından KAP'a yapılan açıklamada holdingin kredi notları üzerinde yapılan inceleme çalışması sonucunda holdingin uzun vadeli kredi notunun "BB+", kısa vadeli kredi notu "B",  görünümünün ise durağan olarak revize edildiği belirtilmişti.

Business HT'nin haberine göre, Bu seviye S&P not çizelgesinde yatırım yapılabilir seviyenin altında bir başka ifade ile "çöp" seviye olarak ifade ediliyor. 


TSK'dan Kuzey Irak'a hava harekatı

TSK'dan yapılan açıklamada, Irak’ın kuzeyinde Avaşin-Basyan, Zap ve Hakurk bölgelerine hava operasyonu düzenlendiği belirtildi.

TSK'dan yapılan açıklamaya göre, Irak'ın kuzeyindeki Avaşin-Basyan Zap ve Hakurk bölgesine dün hava harekatı düzenlendi. 

Savaş uçakları, bölgede silah mevzisi, barınak ve sığınak olarak kullanılan hedefleri vurdu.

 


Erdoğan 'yatarken bekçi düdüğü duymak istiyorum' dedi, 10 bin bekçi alınmasına karar verildi

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Ben gece yatarken bekçi düdüğü duymak istiyorum' talimatı üzerine harekete geçip bekçi alımlarına başladıklarını söyledi.

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Polis Akademisi Arnavutköy Polis Meslek Eğitim Merkezi (POMEM) 21. Dönem Mezuniyet Töreni'nde konuşma yaptı.

Asayiş suçlarına yönelik çalışmalarda önemli işler yaptıklarını ileri süren Soylu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Ben gece yatarken bekçi düdüğü duymak istiyorum" talimatı üzerine harekete geçip bekçi alımlarına başladıklarını hatırlattı.

Bugüne kadar yaklaşık 9 bin 500 bekçinin göreve başladığını, 7 bin bekçi alımı için planlamaların yapıldığını, bekçilik için 10 bin kişilik kadro daha ihdas edileceğini aktaran Soylu, halen İstanbul’da 2 bin 625 bekçinin aktif olarak görev yaptığını, işlemleri devam edenlerin başlamasıyla İstanbul’da 3 bin bekçinin sokaklarda ve çarşılarda görev yapacağını, böylece polisin devriye yükünün azaldığını ve Polis merkez amirliklerinin etkinliğinin arttığını bildirdi.

İLGİLİ HABER
AKP bekçilere özel harekat eğitimi verdiriyor

 


Berat Albayrak'ın ilk yurtdışı ziyareti Arjantin'e

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, bugün yeni görevinden sonraki ilk yurdışı ziyaretini Arjantin’e yapacak.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, bugün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya ile birlikte ilk yurtdışı ziyaretini G-20 toplantıları için Arjantin’e yapacak.

Hürriyet'ten Neşe Karanfil'in haberine göre, Albayrak, 21-22 Temmuz tarihleri arasında yapılacak G-20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankaları toplantısı için bugün Buenos Aires’e gidecek. 

Toplantıya G-20 üyesi ülkelerin bakanları, merkez bankası başkanları ile Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası temsilcileri katılacak. Zirveye, Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya da katılacak. 

Para birimi Arjantin pesosunun bu yılın başından beri dolara önemli bir şekilde değer kaybetmesiyle ekonomisi zor bir süreçten geçen Arjantin, Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF) borç istediğini açıklamıştı. Haziran ayının başlarında Arjantin hükümeti ile IMF heyetinin, 3 yıllık stand-by anlaşması için mutabakat sağladığı açıklandı. Bu mutabakat 50 milyar dolar krediyi içeriyordu.

TURKCELL'DEN YARDIMCI

Bu arada Bakan Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda birlikte çalışacağı ekibi de netleşmeye başladı.

Turkcell CFO’su Bülent Aksu yeni dönemde, Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde çalışacak. 


'Tabağınız yok mu Ankara'dan kek geldi...'

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın dün gerçekleştirdiği karakol ziyaretinde yanında kek götürmesi ve Erdoğan'ın 24 Haziran öncesinde yaptığı gibi 'kek' mesajı vermesi dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 24 Haziran seçimleri öncesi 'Millet Kıraathanesi' ve 'kek' sözü verirken, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve beraberindeki kuvvet komutanlarıyla birlikte Hakkari'ye yaptığı birlik ziyaretinde yanında kek götürdü.

Akar, ziyarette kek kesip askerlere uzatırken, karakol komutanına "Tabağınız yok mu Ankara'dan kek geldi" demesi dikkat çekti.

 

 


Akaryakıtta sabit fiyatın maliyeti belli oldu

Akaryakıtta 17 Mayıs'ta başlayan sabit fiyat uygulaması uygulamasının üzerinden 2 ay geçerken maliyeti de belli oldu. Özel Tüketim Vergisi'nden karşılanan zamlarla devletin feragat ettiği vergi ücretinin 1,2 milyar lira olduğu öğrenildi.

Enerji Petrol Gaz İkmal İstasyonları İşverenleri Sendikası (EPGİS) Başkanı Fesih Aktaş'a göre, devletin ÖTV kaynaklı gelir kaybı 1,2 milyar lirayı buldu.

Akaryakıt fiyatlarıyla ilgili yaptıkları hesaplamaları Habertürk'ten Esra Nehir ile paylaşan Aktaş, şunları kaydetti:

Litre başına benzinde 20, motorinde 18, otogazda ise 38 kuruşluk bir ÖTV yükü var. Dolarda oluşacak bir destekle bu yük kamunun üzerinden kalkabilir. Aslında kurda bu tür bir ivme bekleniyor. Bu yükün kamu tarafından karşılanması ciddi bir fedakarlık olmakla birlikte, mevcut ÖTV yükü henüz kaldırılamayacak miktarlara ulaşmadı.

'İKİSİNDEN BİRİ OLURSA DEĞER KAYBI OLMAZ'

Aktaş, akaryakıtta ÖTV gelir kaybı olmaması için yapılan formülü ise şöyle açıkladı:

"Pazarın bugünkü fiyatlarda sabit kalması koşuluyla doların 4.58 liraya ya da işlenmiş petrol ürünlerinde ton başına fiyatların 74 dolar daha gerilemesi gerekiyor. Bu ikisinden biri olduğu takdirde ÖTV kaybı olmaz. ‘Sabit fiyat sistemi kaldırılır mı?’ Bunun cevabını Sayın Cumhurbaşkanı ile Hazine ve Maliye Bakanı verebilir.”

HÜKÜMET, 'ÖNEMLİ YÜK OLUR' DEMİŞTİ

Dönemin Maliye Bakanı Naci Ağbal, ÖTV'nin bütçe gelirlerinde önemli bir kalem olduğunu vurgulayarak, "Yaklaşık 130 milyar TL para topluyoruz, bunun yüzde 46'sı akaryakıttan geliyor. Akaryakıtta 0.50'lik bir indirim için 16 milyar TL vergiden vazgeçmemiz gerekiyor, bu da bütçeye önemli bir yük getirir" değerlendirmesini yapmıştı. 


CHP'de kritik gün: Az sayıda imza kaldı

CHP'de olağanüstü kurultay için son düzlüğe girildi. Muharrem İnce'nin ekibi, gerekli imza sayısına bugün ulaşılacağını belirtiyor.

CHP’de olağanüstü kurultay çağrısı için imza veren delegelerin sayısı 564’e ulaştı.

İnce ekibindeki önemli isimlerden Gaye Usluer, "Olağanüstü Kurultay talebinin 4.günü ÖZET; 1. gün 353 2. gün 466 3. gün 521 4. gün 564 noter tasdikli imza. Belge eksiği yoktur. Huzurla kalın..." dedi.

Usluer, "Türkiye’nin dört bir yanından gelen ‘söz! yarın tamamlayacağız’" ifadelerini kullandı.

CHP'de kurultay için gerekli imza sayısı 625 olarak açıklanmıştı.

 

 


Adnan Oktarcı anne kızını 7 yaşında bıraktı, son fotoğrafını tanıyamadı

AKP iktidarında yıllardır elini kolunu sallayarak hareket eden ve güçlenen Adnan Oktar, 16 yılın ardından bozulan ilişkiler sonrası tutuklandı. Oktar operasyonu tartışılmaya ve konuşulmaya devam ederken, operasyondan ilginç detaylar da ortaya çıkmaya devam ediyor.

Adnan Oktar Cemaati operasyonunda önceki gün 143 kişi tutuklanırken, operasyondan ilginç bilgiler sızmaya devam ediyor.

Hürriyet'ten İpek Özbey'in haberine göre, tehdit ve santajla Oktar Cemaati'ne girenlerin yüzde 90’ı daha sonra oraya ait hale geliyor. Bir anne var; örgütteyken doğum yapıyor, yedi yaşındayken çocuğunu bırakıyor. On senedir görmüyor. Emniyet güçleri çocuğunun fotoğrafını gösterdiğinde tanıyamıyor bile artık.

Yine polisin verdiği bilgiye göre; örgütün 200 milyon doları var. Üyeler elde bir çanta dolusu parayla Kanyon’a ya da İstinye Park’a gidiyor. Bir mağazaya girip 300-400 bin liralık alışveriş yapabiliyorlar. Emniyet kaynağı, takip sonucu bir girişte Paşabahçe’den 80 bin liralık alışveriş yaptıklarına bile şahit olduğunu belirtiyor: “Lüks mağazalarda Adnan Hoca’nın vücut ölçüleri alınıyor, o ölçüler yurtdışına gidiyor, dikilip tekrar geliyor. Çizgili ceketlerindeki sarı çizgiler altın iplikle dikiliyor. Adnan Oktar’ın favorilerinden biri ‘Benim tişörtüm yok’ diyor mesela. Erkeklerden biri gidiyor, en lüks mağazadan aynı tişörtten 30 tane alıp geliyor.”

'GRUBA DAHLİ OLMANIN ÜÇ ŞEKLİ VAR'

“116 eve baskın yapıldı. Dragos adı verilen köşkte yaşayanlar üst kadro ile örgüte yeni kazandırılmış kurbanlardan oluşuyor. Diğerleri aynı FETÖ yapılanması gibi hücre evlerinde yaşıyor. Çalışanlar maaş kartlarını imam bacıya veriyor —ki çok az çalışan var. İhtiyaçları örgüt tarafından karşılanıyor. Kadınların tek başına sokağa çıkmaları yasak. Bankadaki işini bile yanlarında biri olmadan halledemiyorlar. Gruba dahil olmanın üç şekli var: Ya çok zengin olacaksın, ya çok yakışıklı ya da çok iyi eğitimli. Bu sistemin dışındaysan turnikeden geçmeden örgüte dahil olamıyorsun. Turnike aynı zamanda bir cezalandırma yöntemi. Adnan Hoca kediciklerin o baygın bakışlarını beğenmiyorsa, ‘Bu bana istediğim gibi bakmadı’ diyerek ‘Gereğini yapın’ talimatı veriyor. Kızı turnikeye alıyorlar; ikinci bir emre kadar orada kalıyor. Kedicikler eve girer girmez yeşil reçeteli lityum ilaçları veriliyor ve bunlar düzenli olarak kullanılıyor. Dayak ve aşağılama da bir cezalandırma yöntemi. Şantaj için sadece kedicikler değil eskort kızlar ve yabancı kadınlar da kullanılıyor. Önemli olan o kaydın çekilmesi.”


Burberry 37,8 milyon dolarlık ürünü 'ucuza satılmaması' için yaktı

Burberry, geçtiğimiz yıl 37,8 milyon dolarlık ürünü 'indirimle satmamak' için yaktı. Son 5 yılda 116 milyon dolarlık ürün imha eden şirketin kararı tepkiyle karşılandı.

Lüks kıyafet üreticisi Burberry'nin geçtiğimiz yıl yüksek fiyata satamadığı 37,8 milyon dolarlık ürünü yakarak imha ettiği ortaya çıktı.

Times'ın aktardığına göre karar ürünlerin ucuz fiyata "yanlış insanlara" satılmaması için alındı. 

İmha edilen ürünler arasında giyim ve güzellik ürünleri bulunduğu aktarılırken, imha edilen ürün miktarının 2014'ün 3 katı olduğu bildiriliyor.

Şirketin yalnızca son 5 yılda 116 milyon dolar değerinde ürün ima etmesi tepkilere yol açtı. Şirketin hissedarları ürünlerin yakılmasını sorgularken, ürünlerin satışa sunulmak yerine imha edilmesi tepki çekti.

Burberry açıklamasında ürün imha etmenin endüstrinin tamamı tarafından yapılan bir uygulama olduğu, atık konusununsa şirket tarafından "son derece ciddiye alındığı" öne sürüldü.

H&M, Chanel ve Louis Vuitton gibi markaların da istedikleri fiyata satamadıkları ürünleri yakarak imha ettikleri belirtiliyor. Şirketler kıyafetlerin kullanılmasını engellemek için yakıyor olmaları ve atığın çevresel boyutu sebebiyle tepki görüyor.


CHP yönetiminden 'imza' yanıtı geldi, tartışma çıktı: Yazık yazık...

CHP'de Muharrem İnce destekçileri olağanüstü kurultay için imza toplamaya devam ederken, CHP yönetiminden açıklanan imza sayısına yalanlama geldi.

CHP Sözcüsü Bülent Tezcan, telefonla bağlandığı canlı yayında kurultay için toplanan imza sayısına ilişkin yalanlamad bulundu. 

Tezcan, "İmza toplanırsa gereken neyse yapılır. Paylaşılan rakamların gerçekle ilgisi yok değil. Bugün açıklanan rakam gerçek bir rakam değildir.Bizim elimizde belgeye dayalı rakam yok" dedi. 

Tezcan'ın bu açıklamasına İnce ekibinden Gaye Usluer yanıt verdi. Usluer, "yalancı" imasına ilişkin, "Sayın Tezcan bize ne demek istiyor??? Yazık yazık yazık..." ifadelerini kullandı.

 


ABD Savunma Bakanı: Türkiye'ye F-35 satışı yasaklanmasın

ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, ABD içerisinden Türkiye'ye F-35 satılmaması yönündeki talepleri geri çevirerek, satışın gerçekleşmesi gerektiğini savundu.

ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, ABD Kongresi'nin Türkiye'ye F-35 savaş uçağı satılmaması yönündeki taleplerini değerlendirdi.

Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi satın alması sebebiyle bu şekilde cezalandırılmaması gerektiğini söyleyen Mattis, "Bu kez Türkiye'nin F-35 satışından çıkarılmasına karşıyım" dedi.

Mattis, Türkiye'ye satış yapılmamasının arz-talep zincirine zarar vereceğini ve F-35 maliyetlerini artıracağını söyledi.

ABD'li bakan, Türkiye'nin F-35 satılan 8 kaynak ülkeden biri olduğunu belirtti. 

 


Giresun'da zırhlı araçtan açılan ateş sonucu bir asker yaşamını yitirdi

Giresun'un Doğankent ilçesi kırsalında, PKK'ye yönelik operasyon yürüten birlikteki bir asker, iddiaya göre ormanlık alan içerisinde zırhlı araçtan açılan ateş sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan asker yaşamını yitirdi.

Olay gece saatlerde Giresun'un Doğankent ilçe kırsalında meydana geldi. PKK'ye yönelik arama tarama faaliyeti yürüten Giresun Jandarma Bölge Komutanlığı'na bağlı birlikteki bir asker, iddiaya göre tuvalet ihtiyacı için ormanlık alana gitti. Bu sırada askeri birliğin güvenliğini sağlayan kobra tipi zırhlı araçtaki askerler ormanlık alanda hareketlilik fark etti, bölgeyi ateş altına aldı. Olayda ormanlık alana giden asker isabet eden kurşunlarla ağır yaralandı. Olayın fark edilmesi üzerine hastaneye kaldırılan asker kurtarılamayarak yaşamını yitirdi.

 


 

* info (et) rssokur.com
RSS linkinizi eklemek için bize mail atınız...