son haber | açılış sayfam yap | sık kullanılanlara ekle

Coin Comments

_  İYİ BİLİRİM
2  NENASIL RSS
7  İNTERNET MEDYASI RSS


Binlerce Kübalı doktor baskılar sonucu Brezilya'dan ayrılıyor

Brezilya'nın yeni Başkanı Jair Bolsonaro, ülkesinde bulunan 11 binden fazla Kübalı doktoru 'yetersizlik' ve 'mali yük' oluşturğu gerekçesiyle hedef aldı. Beş yıl içerisinden 113 milyondan fazla hastaya ulaşan Kübalı doktorların baskıların ardından ülkesine geri döneceği açıklandı.

1 Ocak itibariyle Brezilya’da Başkanlık koltuğuna oturacak faşist lider Jair Bolsonaro, Küba ile diplomatik ilişkileri hedef alan açıklamalara devam ediyor.

2013 yılından bu yana Brezilya’da yoksul kesimlerin yaşadığı bölgelere sağlık hizmeti taşıyan 11 bin Kübalı doktoru hedef alan Bolsonaro, tehit ve hakaretler içeren açıklamalarda bulundu. Küba’dan yapılan açıklamada Bolsonaro’nun dayatmaları sonucunda Kübalı doktorların geri çağırılacağı duyuruldu.

'YÜZDE 75 YETMEZ TAMAMINI ÖDEMELİ'

Brezilya’da bulunan Kübalı doktorların eğitimlerinin sorgulanmasını belirten Bolsonaro, “doktorlarının lisanslarının yenilenmesi gerektiğini” söyledi. Küba’da bulunan doktorların maaşlarının yüzde 75’inin Küba tarafından karşılanmasını “eleştiren” Bolsonaro, Küba’nın ücretlerin tamamını ödemesini talep etti.

Küba Halk Sağlığı Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Bolsonaro’nun ifadeleri için “Doktorlarımızın varlığına karşı aşağılayıcı ve tehdit edici” denildi. Bakanlık, açıklamada “Doktor Programından” çekildiklerini duyurdu.

Küba’nın karanın ardından Twitter üzerinden açıklamada bulunan Bolsonaro, “Program eğer koşulları kabul ederlerse devam edecek. Küba ne yazık ki kabul etmedi” dedi. Doktor Programı'nı "köle emeği" olarak niteleyen Bolsonaro, "kalmak isteyen Kübalı doktorlara sığınma hakkı verebilirim" dedi.

5 YILDA 113,5 MİLYON HASTAYA ULAŞILDI

Küba Halk Sağlığı Bakanlığı ise 5 yıldır devam eden program kapsamında Kübalı doktorların yaklaşık 113,5 milyon hastaya baktığını açıkladı.

Pan Amerikan Sağlık Örgütü’nün öncülüğünde Brezilya Sağlık Bakanlığı ile Küba Halk Sağlığı Bakanlığı arasında 2013'te başlatılan program kapsamında, Brezilya'daki doktor eksikliği için diğer ülkelerden 15 bin doktor yerleştirilmesi kararlaştırılmıştı.

İLGİLİ HABER
Brezilya'yı bekleyen tehlike: Faşist devlet başkanı adayından 10 çarpıcı alıntı

 


Kılıçdaroğlu ile görüşen Ahmet Türk: Söylediklerime karşı çıkmadı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşen Ahmet Türk, yerel seçimlerde resmi olmayan bir ittifaka işaret ederken, Kılıçdaroğlu'nun görüşme sırasında sözlerini 'onayladığını ve karşı çıkmadığını' belirtti.

Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşen Ahmet Türk, görüşmeye ilişkin açıklamalarda bulundu.

RS FM’de katıldığı programda konuşan Ahmet Türk, Kılıçdaroğlu ile bir kurum adına görüşmediğini belirterek, yerel seçimlerde resmi ittifakı “mümkün görmediğini” söyledi.  “Birçok yerde o ilin yönetimini değiştirecek bir güç varsa onu doğru kullanmak lazım" ifadelerini kullanan Türk, görüşmede isimler üzerinde durulmadığını kaydetti.

'KILIÇDAROĞLU SÖYLEDİKLERİMİ ONAYLADI'

Kılıçdaroğlu'yla buluşmanın içeriğine ilişkin detayları da anlatan Ahmet Türk, "İnanıyorum ki söylediklerimiz etkili olur. Sayın Kılıçdaroğlu'nu biliyorsunuz, çok açık konuşmaz ama söylediklerimi onayladı. Karşı çıkışı olmadı." dedi.

Çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Türk, konuşmasında "Çözüm sürecine yeniden dönülmesi konusunda çok umutlu değilim" ifadelerine yer verdi.

Görüşmenin parti mekanizmalarında alınan bir karar sonucu gerçekleşmediğini belirten HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, "Tesadüfi bile olsa Ahmet Türk gibi isimlerin bu tür görüşmeleri yapmasında bir sakınca görmüyoruz" demişti.

İLGİLİ HABER
Kılıçdaroğlu-Ahmet Türk görüşmesine ilişkin iki partiden açıklama

İLGİLİ HABER
HDP'den Ahmet Türk-Kılıçdaroğlu görüşmesine ilişkin açıklama: Tesadüfi bile olsa...

 

 


Çavuşoğlu: Kaşıkçı cinayeti için uluslararası soruşturma şart

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kaşıkçı cinayetine 'fikir değiştirdiklerini' belirterek 'uluslararası soruşturmanın şart olduğunu görüyoruz' dedi.

Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nun ardından soruları yanıtlayan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin "Bulunduğumuz aşamada artık uluslararası soruşturmanın şart olduğunu görüyoruz." dedi.

Soruşturma sürecinin “uluslararası kamuoyuna açık” bir biçimde sürdürüldüğünü belirten Çavuşoğlu, açıklamasında şu ifadelere yer vedi:

İlk başlarda 'şimdilik biz Suudi Arabistan ile bir çalışma grubu kurduk, şu anda uluslararası mahkemeye götürmeyi düşünmüyoruz' dedik ama şu bulunduğumuz aşamada da artık uluslararası bir soruşturmanın şart olduğunu görüyoruz. Ne olursa olsun biz bu cinayetin tüm yönleriyle açıklığa kavuşması için ne gerekiyorsa yapacağız. Kapatmaya çalışmak, anlaşmaya çalışmak olmaz.

 

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Kaşıkçı soruşturmasına ilişkin daha önce paylaştığı bilgilerde Suudi yetkililerin sorulara cevap vermediği belirmişti.

İLGİLİ HABER
Adalet Bakanı'dan Kaşıkçı açıklaması: Sorulara cevap alamıyoruz

 


Avrupa Parlamentosu'ndan Suudi Arabistan'a silah ambargosu çağrısı

Bugün Alman vekiller tarafından Avrupa Parlamentosu'na verilen karar tasarısı ile Suudi Arabistan ve ortadoğudaki çatışmalı bölgelere silah ihracatını engelleme çağrısında bulunuldu.

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Suudi Arabistan’a silah satışında ambargo uygulanmasına yönelik karar tasarısı onaylandı.

Sputnik Türkçe’nin haberine göre Strazburg'da devam eden AP Genel Kurulu'nda Birleşik Sol Grubun (GUE/NGL) Alman üyesi Sabine Lösing'in hazırladığı rapor ve konuyla ilgili bir karar tasarısı görüşülerek oylandı.

150'ye karşı 427 kabul ve 97 çekimser oyla kabul edilen kararda, üye ülkelerin ihraç edilen silahların kontrolünde başarılı olamadığı, silah ihracında daha çok şeffaflık ve kuralların ihlali halinde bir yaptırım mekanizmasının devreye sokulması gerektiği vurgulandı.

Kararda, Avrupa Birliği (AB) çıkışlı silahların, Yemen'deki çatışmaları şiddetlendirdiği ve bu nedenle Suudi Arabistan'ın başı çektiği koalisyona ambargo uygulanması çağrısı yapıldı.

'ÜYE ÜLKELER KURALLARI İHLAL EDİYOR'

AB ülkelerinin silah ihracatını belirleyen kuralların sıkı bir şekilde uygulanmasını sağlayacak etkili bir mekanizmaya ihtiyaç duyulduğu belirtilen kararda, üye ülkelerin bu kuralları sistematik şekilde ihlal ettiğinin altı çizildi.

Kararda, AB ülkelerinin ortak silah ihracatını belirleyen 8 kuraldan 6'sının ihlal edildiği, Yemen'deki deniz blokajını AB'nin sattığı savaş gemilerinin sağladığı ve Yemen halkının çektiği acılara neden olan bombalamaların da AB ülkeleri tarafından satılan uçak ve bombalar ile düzenlendiği kaydedildi.

IŞİD'İN ELİNE GEÇEN SİLAHLAR...

IŞİD’in elindeki AB yapımı silahların sayısına dikkat çekilen görüşmelerde bu yöndeki ilgili kararların Bulgaristan ve Romanya gibi bazı ülkeler tarafından çiğnediği belirtildi.

AB, silah satışı sıralamasında dünyada ABD'den sonra ikinci sırada geliyor. Dünyadaki silahların yüzde 27'sini üretip satan AB, bu satışın yüzde 40,5'ini Ortadoğu ve Kuzey Afrika'ya gerçekleştirdi. 19. Yıllık Silah İhracatı Raporu'nda, bu satışların 57,9 milyar avro eden büyük bir kısmının Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) yapıldığı belirtildi.

 


KHK’lı doktorların çalışmasını kısıtlayan madde değiştirildi

KHK'lı doktorların çalışmasını kısıtlayan beşinci madde, Meclis Genel Kurulu’nda değiştirilerek kabul edildi.

İhraç edilen ve "güvenlik" gerekçesiyle atanamayan doktorların çalışmasını kısıtlayan kanun teklifi Meclis Genel Kurul’unda ilgili sınırlamaların bir kısmı çıkarılarak kabul edildi.

AKP’nin sağlıkta dönüşüm adı altında sunduğu torba yasada yer alan 5. maddede "Terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu için kamu görevinden çıkarılan doktorlar, diş doktorları ve tıpta uzman olanların yalnızca SGK anlaşması olmayan özel hastanelerde çalışabileceklerine" yönelik hüküm, metinden çıkarıldı.

Ancak yeni düzenleme ile maddenin kapsadığı doktorlardan devlet hizmeti yükümlüsü olanların görevlerine başlaması 450 gün “erteleniyor”. Maddenin ilk aşamada 3 binden fazla doktoru kapsadığı tahmin ediliyor.

Değiştirilerek kabul edilen önergenin son hali şu şekilde:

İLGİLİ HABER
KHK'lı doktorlar için yeni teklif: 450 gün bekle ya da tazminat öde

İLGİLİ HABER
GÖRÜŞ I TTB Başkanı: Hekimler açlığa ve şiddete teslim ediliyor

 

 


AKP’den üç dönem açıklaması: İstisnalar olabilir

AKP Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı üç dönem kuralına ilişkin istisnaların olabileceğini belirtirken, AKP’nin yerel seçim takvimi hakkında açıklamalarda bulundu.

AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş yerel seçime ilişkin açıklamalarda bulundu.

Yerel seçimler için resmi takvimin sürdüğünü ve çalışmalara devam ettiklerini belirten Kurtulmuş, 18 Kasım'da bütün şehirlerde temayül yoklaması, ardından kamuoyu yoklamaları yapacaklarını söyledi.

Sürecin sonunda her ilde aday  tanıtım toplantıları gerçekleştirileceğini bildiren Kurtulmuş, "Bu seçim öyle  herhangi bir şekilde ahbap çavuş ilişkisi ile 'benim arkadaşım, benim tanıdığım' şeklinde olmayacak. Gerçekten kamuoyunda karşılığı olan temiz ve ilkeli siyaseti  benimsemiş, niteliği olan isimleri ortaya koymak mecburiyetindeyiz" diye  konuştu.

‘ÜÇ DÖNEM KURALINDA İSTİSNALAR OLABİLİR’

Kurtulmuş, "Üç dönem  kuralı, büyük oranda uygulanacak. Belki istisnai anlamda bazı illerde bazı  arkadaşlarımızın devam etmesi için bir karar alınabilir. Çok başarılı olan  arkadaşların bir kısmının bir şekilde devam etmesi olabilir. Ama kural  uygulanacaktır. Bunun esnetilmesi istisna olur" dedi.

AKP'den daha önce yapılan açıklamada 79 belediye başkanının üç dönem kuralına takıldığı belirtilmişti.

Yerel seçimlerde İstanbul adaylığı için Binali Yıldırım'ın yanı sıra Numan Kurtulmuş da adı geçenler arasında.

İLGİLİ HABER
AKP'de 79 belediye başkanı üç dönem kuralına takılıyor

İLGİLİ HABER
Erdoğan'ın 'kenara çekilin' dediği belediye başkanlarının listesi...


Çorlu'da öğrencilere 'sabah namazı' dayatması

Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde Milli Eğitim Müdürlüğü öğrencilerin sabah namazına götürülmesi için okullara yazı gönderdi. Uygulama ile 'milli ve manevi değerlere sahip bireyler' yetiştireleceği savunulurken, velilerin olaya tepki gösterdikleri belirtildi.

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından okullara gönderilen yazıda, öğrencilerin düzenlenecek olan “sabah namazı buluşmalarına” katılması için çağrıda bulunuldu.

Yazıda öğrencilerin sabah namazına götürülmesi “milli ve manevi değerlere sahip bireylerin yetişmesi” şeklinde gerekçelendirilirken, aynı uygulamanın geçtiğimiz yıl eğitim öğretim yılında da düzenlendiği vurgulandı. Velilerin uygulamaya tepki gösterdiği belirtiliyor.

Çorlu İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü İlhan Tekçe’nin imzasını taşıyan yazıda, öğrenciler için okula yakın bulunan camilerde sabah namazı buluşmalarının düzenlenmesini istenildi . Okullara gönderilen yazıda şu ifadelere yer verildi:

Gençlerimizin milli ve manevi değerlere sahip, devletini ve milletini seven bir birey olarak yetişmelerine katkı sağlamak amacıyla geçtiğimiz eğitim öğretim yılında ilçemize bağlı ortaokul öğrencileri ile okullara yakın camilerde sabah namazı buluşmaları düzenlenmişti.

2018-2019 eğitim öğretim yılında da ekli listede belirtilen ilçemiz ortaokulları ile sabah namazı buluşmaları gerçekleştirilecek olup, ilgili yazı ve ekleri ilişikte gönderilmiştir.

 


Güney Afrika: Beyaz azınlığın elindeki topraklar tazminatsız kamulaştırılacak

Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, bir süredir tartışılan toprak reformunun anayasaya bağlı bir biçimde yürürlüğe gireceğini açıkladı. Anayasadaki değişiklik ile ülkedeki toprakların dörtte 3'ünü elinde tutan beyaz azınlığın ait araziler, tazminatsız kamulaştırılabilecek.

Bugün Avrupa Parlamentosu’nda konuşan Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, ülkede üç yıldır tartışılan toprak reformunun anayasaya bağlı bir biçimde yürürlüğe konulacağını açıkladı.

“Bu toprak reformu, hukukun üstünlüğü ve anayasaya bağlılık yoluyla çözülecektir” ifadelerini kullanan Ramaphosa, “Bu süreçte Nelson Mandela’nın bize öğrettiklerinden faydalanacağız” dedi.

ÇOĞUNLUK DESTEKLİYOR

Anayasanın değiştirilmesi sürecinden sorumlu komitenin bu ay hazırladığı raporda çoğunluğu beyaz mülk sahiplerine ait arazilerin, tazminatsız olarak kamulaştırılması halkın “ezici bir çoğunluğu” tarafından destekleniyor. Ülkede bir anayasa değişikliğine karşı çıkanların dahi toprak reformuna destek verdiği biliniyor.

Güney Afrika’da sömürge döneminden bu yana ülke nüfusunun yüzde 9’unu oluşturan beyaz azınlık, halihazırda işlenebilir toprakların dörtte 3'ünden fazlasını elinde bulunduruyor.

İktidardaki Afrika Ulusal Kongresi (ANC) partisi, 2015 yılında hükümete topraklara el koyma ve yeniden bölüştürme yetkisi verilmesi için Anayasa önerisinde bulunmuştu.

1994 yılında Apartheid'ın sona ermesinin ardından ANC'nin izlediği toprak politikası "isteğe bağlı alış-satışlarla" devam etmişti. Ancak ülkede Hollandalı ve İngiliz yerleşimcilerin mirasçıları olan azınlıktaki beyazlar hâlâ işlenebilir arazilerin büyük bölümünü elinde tutuyor.

İLGİLİ HABER
Güney Afrika'da tarım arazilerine tazminatsız kamulaştırma geliyor

 

 


Hamas: İsrailli bakanın istifası siyasi bir zafer

İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman’ın Gazze Şeridi'nde sağlanan ateşkesin ardından istifasını değerlendiren Hamas, istifayı 'siyasi bir zafer olarak' tanımladı.

İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman’ın Gazze Şeridi'nde sağlanan ateşkese tepki göstererek istifa etmesi  Hamas tarafından “sevinç” ile karşılanırken, bakanlık görevini Netanyahu’nun devralacağı duyuruldu.

'İŞGAL İÇİN BİR DEPREM OLUŞTURDU'

Lieberman’ın kararının ardından bir açıklama yayınlayan Hamas, istifayı İsrail karşısında kazanılmış bir zafer olarak tanımladı. Hamas tarafından yapılan basın duyurusunda Lieberman’ın istifasından duyulan “sevinç” dile getirilirken, “İşgal için siyasi bir deprem oluşturmayı başaran bu olay, Gazze için siyasi bir kazanımdır” denildi.

NETANYAHU ÜÇ BAKANIN GÖREVİNİ ÜSTLENECEK

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bugün istifa eden Savunma Bakanı Lieberman’ı görevini kendisinin devralacağını açıkladı. Lieberman’ın istifa kararını açıklamasından iki saat sonra duyurulan değişiklik ile birlikte Netanyahu Başbakanlık görevinin yanı sıra Savunma, Sağlık ve Dışişleri Bakanlıkları görevini de üstlenmiş olacak. Ancak bu durumun geçici olduğu belirtiliyor.

Liberman'ın bu adımı sonrası Netanyahu'nun liderliğini yürüttüğü koalisyon hükümetinin geleceğinin tehlikeye girmesi bekleniyor. Ülkede erken seçimin de gündeme gelebileceği tartışılıyor.

İsrail ordusuna bağlı özel kuvvetler geçtiğimiz gün Gazze’de düzenledikleri gizli operasyonda bir Hamas yöneticisi de dahil 7 Filistinliyi öldürmüş, operasyon sırasında çıkan çatışmada bir İsrailli askerin de öldüğü açıklanmıştı. Taraflar dün Mısır'ın arabuluculuğunda ateşkesin sağlandığını duyurmuştu.

İLGİLİ HABER
İsrail Savunma Bakanı Liberman istifa etti

İLGİLİ HABER
Filistinli gruplar: Gazze'de ateşkes sağlandı

 


Atatürk heykeline baltayla saldıran kadın serbest bırakıldı

Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde Atatürk heykeline baltayla saldıran Ç.B. adlı kadın sevk edildiği mahkemede adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde Atatürk heykeline baltayla saldıran Ç.B. adlı kadın sevk edildiği mahkemede adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Dün gözaltına alınan Ç.B.'nin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Sağlık kontrolünden geçirilen Ç.B. daha sonra adliyeye sevk edildi.

Mahkeme, şüphelinin adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verdi.

İlçedeki Atatürk Meydanı'nda bulunan Atatürk heykeline elindekiyle baltayla vurarak zarar veren Ç.B. polisin çalışması sonucu gözaltına alınmıştı.

İLGİLİ HABER
VİDEO | Atatürk heykeline baltalı saldırı


ABD-Rusya arasında 'Türk Akımı' ve 'Kuzey Akım 2' tartışması

ABD Enerji Bakanı Rick Perry, Türk Akımı ile Kuzey Akım-2 boru hatlarının yapımına karşı olmaya devam ettiklerini belirtti. Rusya'dan yapılan açıklamada boru hatlarının inşasının süreceği ifade edildi.

Ukrayna'nın başkenti Kiev'de Ukrayna Başbakano Vladimir Groysman ile görüşen ABD Enerji Bakanı Rick Perry, "ABD, Türk Akımı ve Kuzey Akım-2'ye mücadelesini sürdürüyor. Bunun sebepleri de ortada. Ukrayna ve Avrupa vatandaşları, tek kaynaktan enerji tedarikinin esiri haline gelmemeli" dedi.

Perry, ABD'nin enerji alanında Ukrayna'yla partner olarak çalışmaya hazır olduğunu da sözlerine ekledi.

UKRAYNA ABD İLE ORTAKLIKTAN YANA

Böyle bir ortaklığa ilgi duyduklarını dile getiren Ukrayna Başbakanı Groysman, iki ülke arasında enerji alanındaki işbirliği için sayısız fırsatın olduğunu belirterek şöyle konuştu:

"Ukrayna doğalgazının üretimi, doğalgaz transit sisteminin idaresi, nükleer alanındaki işbirliğinin derinleştirilmesi ve birlikte daha güçlü olmamız için iyi fırsatlara sahip olduğumuz her alanda partnerliğe hazırız".

RUSYA'DAN YANIT

Gazprom Başkanı Aleksey Miller, ABD'nin tehditlerine rağmen Kuzey Akım 2 doğalgaz boru hattı projesinin gerçekleştirileceğinden emin olduğunu söyledi.

Kommersant gazetesine konuşan Miller, ABD'nin Kuzey Akım 2'ye yönelik tehditlerine cevap verdi.

Miller, "Siz de görüyorsunuz ki, 200 kilometreyi halihazırda inşa ettik. Geri kalan kısmı da inşa edeceğiz" dedi.

ABD'nin Avrupa Birliği Büyükelçisi Gordon Sondland, "Avrupa'yı dolayısıyla da ABD'yi bağımlı hale getireceğini öne sürdüğü boru hattının inşasını durdurmak için birçok gerekçeye sahip olduğunu" iddia etmişti.

İLGİLİ HABER
Rusya'nın hızlandırdığı Türk Akımı ilk gazı 2020'de pompalayacak

İLGİLİ HABER
Orban'dan Putin'e Türk Akımı talebi: Macaristan'a uzat

 


70 öğrenci hastaneye kaldırıldı

Mardin’in Derik ilçesinde 70 öğrenci, gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye kaldırıldı.

Mardin'in Derik ilçesi İncesu İlköğretim Okulunda eğitim gören 70 öğrencide, yemek yedikten bir süre sonra mide bulantısı ve baş dönmesi şikayeti başladı.

Gıda zehirlenmesi şüphesiyle Derik ve Kızıltepe’deki hastanelere kaldırılan öğrenciler burada tedavi edildi.

Ayakta tedavi edilen öğrenciler daha sonra taburcu edildi. 

Olayla ilgili inceleme başlatılırken, yemeklerden numunelerin alındığı bildirildi.


Avrupa Parlamentosu'ndan 'AB-Türkiye müzakereleri askıya alınsın' talebi

Avrupa Parlamentosu, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında katılım müzakerelerinin resmen askıya alınması çağrısında bulunacak.

Avrupa Parlamentosu Türkiye-AB ilişkilerinde önemli bir karara imza atmaya hazırlanıyor.

AP Türkiye raportörü Kati Piri tarafından kaleme alınan ve bugün Strasbourg'da açıklanan taslak Türkiye raporunda, "Kopenhag kriterlerini yerine getirmekten çıktığı" gerekçesiyle, Ankara ile katılım müzakerelerinin resmen askıya alınması istendi.

Katılım müzakerelerinin askıya alınması için Avrupa Komisyonu'nun bu konuda tavsiyede bulunması ve bu tavsiyenin AB üyesi devletlerin liderleri tarafından (AB Konseyi) onaylanması gerekiyor.

TASLAK RAPORDA NELER VAR??

DW Türkçe'nin haberine göre AP, geçen yıl kabul ettiği Türkiye raporunda, son anayasa değişikliğinin mevcut haliyle yürürlüğe girmesi halinde Türkiye ile AB arasındaki katılım müzakerelerinin resmen askıya alınmasını isteyeceği uyarısında bulunmuştu.

AP, kısaca Venedik Komisyonu olarak bilinen "Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu"nun anayasa değişikliği konusundaki görüş raporunu temel alarak, yürürlükteki başkanlık rejiminin "kuvvetler ayrılığı ilkesiyle bağdaşmadığını", bunun da "Kopenhag siyasi kriterlerine aykırı olduğunu" savunuyor.

Taslak raporda 15 Temmuz darbe girişimi sonrası yaşananlar ön plana çıkarılıyor. Yaklaşık 150 bin kişinin gözaltına alındığı, 78 bin kişinin terörizm suçlamasıyla tutuklandığı, 50 bin kişinin hapiste olduğu ve aralarında öğretmen, doktor, akademisyen, yargıç ve savcıların da bulunduğu 152 bin kamu çalışanının işten çıkarıldığı not ediliyor.

Bu kişiler için kurulan OHAL Komisyonu'na 125 bin kişinin başvurduğu ve 89 binin hâlâ karar beklediği belirtiliyor. OHAL Komisyonu'nun "bağımsız olmadığı" görüşü savunuluyor.

'MEDYA VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ YOK'

Türkiye'de medya ve ifade özgürlüğü olmadığı mesajı verilen taslak raporda, sivil toplum ve temel hak ve özgürlüklerin alanının daraldığına vurgu yapılmakta.

Taslak raporda "PKK'nin AB terör örgütleri listesinde olduğu" belirtilmekle birlikte, Güneydoğu'daki durumun "endişe verici" olduğu not ediliyor.

"Kürt sorununa barışçıl çözüme götürecek saygın bir siyasi sürecin ivedi olarak başlatılması" çağrısında bulunuluyor. OHAL sürecinin TBMM'nin temel demokratik rolünü oynamasını engellediği belirtilip, CHP ve HDP milletvekillerinin tutuklanmış olması "kaygı verici" olarak tanımlanıyor.

HDP eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş'ın devam eden tutukluluğu kınanıyor ve AİHM'den Demirtaş davasında en kısa sürede karar vermesi isteniyor.

‘ÜYELİK HEDEFLİ İLİŞKİNİN ANLAMI KALMADI'

Hollandalı sosyal demokrat raportör Kati Piri, Strasbourg'da bir grup gazeteciyle bir araya gelerek taslak raporunu anlattı.

Piri, "Türkiye'nin AB'ye entegrasyonunu hedefleyen müzakere sürecine devam etmek mevcut koşullarda tüm saygınlığını yitirmiştir" ifadelerini kullandı. Hollanda ile diplomatik ilişkilerin düzeltilmesinin müzakere sürecinin devamı için yeterli olmadığını söyledi.

Mevcut durumdan AB'yi de sorumlu tutan Piri, "Gerek AB gerekse Türk hükümeti üyelik seçeneğine pratikten ziyade teorik yaklaşıyorlar. Bu çıkmaz durum iki tarafın da işine gelen seçenek gibi görünüyor" şeklinde konuştu.

İLGİLİ HABER
Erdoğan Le Figaro'ya yazdı: AB'ye tam üyelik hedefimiz sürüyor


Müze inşaatında işçiler alacaklarını bekliyor

Samsun'da inşaatı devam eden arkeoloji ve etnoğrafya müzesi işçileri, vaat edilmesine rağmen ücretleri yine ödenmeyince inşaata çıkarak alacaklarını beklemeye başladılar. Patronların Ensesindeyiz Ağı, işçileri ziyaret ederek sorunlarının takipçisi olacaklarını söylediler.

Samsun Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi olarak tasarlanan binanın inşaatında işçiler ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle eylemde... Patronların Ensesindeyiz Dayanışma Ağı, sabahleyin Makro işçilerinin de katılımıyla şantiyeyi ziyaret ederken, öğleden sonra ücretlerin yatmaması üzerinde işçiler yeniden eyleme başladı.

ÜÇ AYDIR MAAŞ ALAMIYORLAR

Yaklaşık üç aydır ücretlerini alamayan işçiler arasında bulunan gurbetçiler, alacaklarını tahsil edemeden memleketlerine dönmeye zorlandıklarını ifade ederek, dün inşaat halindeki binanın üstüne çıktılar. Yaptıkları eylem Samsun yerel basınına yansırken, taşeron firma ücretleri ödemeyi vaat etti. Patronların Ensesindeyiz Dayanışma Ağı, şantiyede işçileri ziyarete gelerek, taleplerini dinledi. İşçiler öğleden sonra paralarının yatırılacağının vaat edildiğini söylediler, ancak öğleden sonra kendilerine "paraların muhasebeci tarafından kaçırıldığı" söylenince yeniden binaya çıkarak eyleme başladıklarını duyurdular.

'UYANIK’ ŞİRKET

Patronların Ensesindeyiz heyetinin ziyaretinde, inşaatta farklı ekiplerden oluşan 56 işçi içerisinde bu soruna tepki gösteren gurbetçi işçilerle görüşüldü. İşçiler, ay başında inşaatın durduğunu anlatarak, “Biz yaklaşık dört buçuk-beş aydır buradayız. Bayrama kadar alacaklarımızı aldık, sıkıntı yaşamadık. Ancak iki buçuk-üç aydır paramızı alamıyoruz. Yarın, öbür gün, haftaya, yok iflas oldu, yok ödenek yok devlette derken türlü bahanelerle erteleniyor. 15 gündür boş boş duruyoruz” dediler. Samsunlu ekiplerin evlerine ve başka işlere gittiklerini, gurbetçi olanlarınsa orta yerde kaldığını söylediler.

İşçilerin bağlı olduğu "Metehan" adlı taşeron şirkete, onun üstündeki "Uyanıklar" adlı şirketin para vermediği öğrenildi. İşçiler, Uyanıklar İnşaat şirketi sahibinin CHP’li Veysi Uyanık olduğunu bildirdiler. 2002’de CHP’nin Bitlis 1. sıra milletvekili adayı, 2018 seçimlerinde de Bitlis aday adayı olan Uyanık, 1999-2009 arasında Tatvan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı, beş yıl süreyle Formüla 1 Türkiye Yönetim Kurulu Üyeliği, Türk Standartları Enstitüsü Teknik Kurul Üyeliği görevlerinde bulunmuş. Veysi Uyanık’ın sosyal medyada “Bizde milli duruşumuzu bugün tüm dolarlarımızı bozdurarak destek vermeye çalıştık, çünkü hepimiz aynı gemideyiz” şeklinde bulunuyor. 

İşçiler burada uyuyor!

BÜYÜKŞEHİR VE KÜLTÜR BAKANLIĞI GÖRMEZDEN GELİYOR 

Ağır iş olduğu için yevmiye usulü çalıştıklarını anlatan bir işçi, “Asgari ücretle memlekette de çalışırız, 1600 yetmediği için buraya geldik” dedi. Kendisinin 8 bin 500, bazı işçilerin 10 bin lira alacağı bulunduğunu ifade eden işçi, ücretlerin asgari ücret olarak yatırıldığını, geri kalanın elden verildiğini anlattı.

Bir başka işçi de, “Bize şu anda vaat ettikleri, elden verecekleri olan para. Asgariyi daha sonra yatıracaklarını belirttiler” dedi. 

Ekim ayından beri asgari ücretlerin de yatırılmadığını, elden verilecek paranın alacaklarının yarısı olduğunu anlatan işçiler, dün söz verilen paranın bunun yarısı olduğunu belirterek, alacaklarının çeyreğinin verileceği söylenip onun da verilmemesine tepki gösterdiler. SGK'ye şikayette bulunduklarını, kurumun birkaç gün içinde gelip işçiler oradayken tespit yapacağını, fakat işverenin kendilerini göndermek istediğini anlattılar.

Samsun Büyükşehir Belediyesi ile Kültür Bakanlığı’nın projede pay sahibi olduğunu anımsatan işçiler, devletin ağır işte asgari ücrete işçi çalıştırmasının zaten yanlış olduğunu belirttiler. Büyükşehir’e sorunlarını dile getirmek için gittiklerinde, randevunuz yok diye kapıdan çevrildiklerini, Kültür Bakanlığı’ndan şantiyeye gelen denetçilerin de işçilerin yanına gelmeyip inşaatın arkasından şantiye şefliğine gittiğini anlattılar. Alacaklarını beklerken yemekhane ve yatakhane olarak kullandıkları barakaların durumunun içler acısı olduğunu ifade eden işçiler devletin ilgisizliğine isyan ettiler.

Burada yemek yiyorlar!

‘KRİZ GARİBANI VURUYOR'

İstanbul Havalimanı'nda yaşanan iş cinayetleri, eylemler ve tutuklamalardan haberdar olduklarını söyleyen bir işçi, daha önce çalıştığı bir inşaatta mimarın şap boşluğuna düşerek vücuduna demirler saplandığı ancak inşaatın devam ettiği örneğini verdi. İş kazalarında işçinin dikkatsizliği bahane edilerek kendilerinin suçlandığını, ölenin umursanmadığından yakınan işçiler, “İşçiler olmasaydı bu binalar yükselmezdi, bu zenginler paralarına para katmazdı. Ezilenler işçiler oluyor. Kriz vurdu Türkiye’yi diyorlar. Kriz vurdu mu garibana vuruyor. Kriz yükseldi mi zengine yükseliyor” dediler.

Patronların Ensesindeyiz Dayanışma Ağı heyeti, işçilerin yaşadıkları bu sorunların Samsun halkıyla paylaşacağını belirtti. Aralarında Makro işçilerinin de temsil edildiği PE heyeti, işçiler alacaklarını alamazlarsa onlarla birlikte dayanışmayı büyüteceklerini, Makro işçilerinin haftalık çalışmalarında kendi seslerini de duyurabileceklerini ifade ettiler.

Patronların Ensesindeyiz heyeti, şantiye şefiyle de görüştü. Şantiye yetkilileri işçilere alacaklarının verilmesi için uğraştıklarını, alacaklarının tamamının verileceğini ve kısa sürede işin yeniden başlayacağını beyan ettiler. 

ÖDÜLLÜ MÜZE, PARASIZ ŞANTİYE

Samsun Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi, Valiliğin yanındaki binadayken geçen yıllarda fiziki yetersizlikler gerekçe gösterilerek kapanmıştı. Samsun Limanı ile stat arasında kalan 13 bin 214 metrekarelik alana devasa bir müze binası projesi başlatılmıştı. 65 milyon TL’ye mal olacak projenin finansmanının yüzde 75’i Kültür ve Turizm Bakanlığı, yüzde 25’i Büyükşehir Belediyesi’nce karşılanıyor. Müze, 16. Ulusal Mimarlık Sergisi Ödülleri’nde proje dalında mimari ödülüne layık bulunmuştu.

 


Sabah gazetesinde işten çıkarmalar sürüyor

AKP'ye yakınlığıyla bilinen Sabah gazetesinde geçtiğimiz hafta başlayan işten çıkarmalar devam ediyor.

Takvim, Sabah, Atv ve A Haber'i bünyesinde bulunduran Turkuvaz Medya Grubu'nda işten çıkarmalar sürüyor.

Ömer Faruk Kalyoncu’nun yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü grupta birçok isimle yollar ayrıldı.

Medyatava'da yer alan habere göre, Sabah Gazetesi'nde uzun yıllardır görev yapan Yazı İşleri editörleri Bülent Değerli, Şirzat Bilallar ile Almanya editörü Altan Gökmen'in gazete ile yolları ayrıldı.

Turkuvaz Grubu'nda geçtiğimiz hafta Turkuvaz Dergi Grubu İnternet İçerik Sorumlusu Cüneyt Türkmen, A Haber Görsel Yönetmeni Mehmet Ali Esirgenç,  Esguire Yazı İşleri Müdürü Seda Karan, Takvim Yazı İşleri Editörü Hilal Bayraktar, A Haber Muhabiri Aysu Mola, Sabah Eklerde Muhabir olarak görev yapan Nebahat Koç, Dergiler Foto Muhabiri Tamer Turan ve spor yazarı Metin Tekin ile yollar ayrılmıştı.

 


ABD'den 'Halkbank davası' açıklaması

ABD'li üst düzey yetkili, Halkbank'a karşı ABD'de henüz bir dava açılmadığını, Halkbank'a karşı bir dava olabileceğine yönelik bazı spekülasyonlar olduğunu söyledi.

Bir grup Türk gazeteciyle bir araya gelen ABD'li üst düzey yetkili, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler hakkında soruları yanıtladı.

Halkbank soruşturmasına ilişkin soruya yanıt veren yetkili, ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi (OFAC) tarafından yürütülen bir soruşturmanın devam ettiğini, bunun İran'a yönelik ABD yaptırımlarının ihlal edilip edilmediğini incelediğini ifade etti.

Bu soruşturmada sonuca varılamadığını belirten yetkili, "Bir sonuca varılırsa Hazine Bakanlığı karşılık verilmesini tavsiye edecektir. Ancak bu henüz devam eden bir soruşturma." diye konuştu.

Bunun dışında Halkbank'a karşı dava açılma ihtimali bulunduğunu belirten yetkili, şunları söyledi:

"Bunu savcılar ve yargıçlar değerlendirecek. Halkbank'a karşı bir dava olabileceğine yönelik bazı spekülasyonlar var. Ama şu ana kadar açılan bir dava bulunmuyor. Bundan sonra ne olacağını söylemek zor. Bir dava açılıp açılmayacağına bağımsız yargının yetkilileri karar verecek. Hazine Bakanlığı da soruşturmasında bir sonuca varacak. Bunlar tamamen iki ayrı olay. Bu konular zaman alıyor. Burada anormal bir durum bulunmuyor."

Amerikalı yetkili, eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla hakkındaki davanın Halkbank ile ilgili olmadığını, Atilla'nın ABD yasalarını ihlal edip etmediğine yönelik olduğunu söyledi.

İLGİLİ HABER
ABD'den açıklama: YPG ile ilişkimiz geçici

 


ABD'den açıklama: YPG ile ilişkimiz geçici

ABD'li üst düzey bir yetkili YPG ile ilgili yeni bir açıklama yaptı. ABD'li yetkili, 'YPG ile ilişkimiz geçici, taktiksel' dedi.

Menbiç'te ortak devriyeyle ilgili açıklama yapan ABD'li üst düzey bir yetkili, "Devriyelerin başlaması büyük bir başarı. Devriyelerin sıklığına komutanlar karar verecek. Devriyeler Suriye stratejimizin doğal bir parçası" açıklamasında bulundu.

Fırat'ın doğusuna olası operasyonla ilgili değerlendirmede bulunan ABD'li yetkili, "Türkiye'nin endişesini anlıyoruz ancak Türkiye de bizim endişelerimizi anlamalı" dedi. ABD'li yetkili, "YPG ile ilişkimiz geçici, taktiksel" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin Rusya'dan almayı planladığı S-400 füze savunma sistemiyle ilgili de görüşlerini dile getiren ABD'li üst düzey yetkili, "Bir daha gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz" dedi.


'AKP'den Yavuz Bingöl'ü zengin edecek adım' iddiası

Milli Eğitim Bakanlığı ile Yavuz Bingöl Sanat Merkezi bünyesinde kurulan Sanat Hayattır Derneği arasında imzalanan protokol tartışmalara yol açtı. Proje kapsamında yurt genelinde 3008 okula 3008 piyano ve 84 bin 290 bağlama dağıtılacağı belirtilirken, bağlamaların Yavuz Bingöl'ün derneği eliyle bakanlığa satılacağı ileri sürüldü.

21 Aralık 2017 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı ile Yavuz Bingöl Sanat Merkezi arasında bir protokol imzalanmıştı.

Protokol MEB tarafından, "Millî Eğitim Bakanlığı ile Yavuz Bingöl Sanat Merkezi arasında Türkiye genelinde bin 51 okula 40 bin bağlama ve bin 51 piyano temin edilmesine yönelik protokol imzalandı. Protokol ile başlatılan kampanya kapsamında, okullardaki müzik sınıflarına bağlama ve piyano temini için bağışta bulunulabilecek" ifadeleriyle duyurulmuştu.

Geçtiğimiz sene imzalanan protokol sonrası ilk bağlama dağıtımı geçtiğimiz günlerde Kars'ta yapıldı.

Törene hem Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk hem de Yavuz Bingöl katıldı.

Törende başlangıçtaki protokolün değiştiği ve enstrüman dağıtımı yapılacak okul sayısının 3008'e yükseldiği öğrenildi.

Yine dağıtımı planlanan piyano sayısı 3008, bağlama sayısı ise 84 bin 290 olarak açıklandı.

Sayılardaki bu artışın nedenine ilişkin bir açıklama yapılmazken, bağlamaların Yavuz Bingöl Sanat Merkezi bünyesinde kurulan Sanat Hayattır Derneği tarafından temin edileceği ileri sürüldü.

Söz konusu gelişme üzerine paraların Bingöl'ün derneğine aktarılıp aktarılmayacağı, bağlamaların temininin nereden yapılacağı tartışma konusu oldu.

Bakanlık ve Bingöl, konuyla ilgili henüz bir açıklamada bulunmadı.


Hastaneler kapatılmasın eylemine polis saldırısı

Hastanemi Kapatma Platformu’nun Ankara kent merkezinde bulunan hastanelerin kapatılmasını protesto edeceği eyleme polis saldırdıi

Ankara kent merkezindeki hastanelerin, şehir hastanelerinin açılması sonrası kapatılacak olmasına yönelik protestoya polis saldırdı.

TTB, ATO, Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve vatandaşların destek verdiği eylemde polis hastane önünde toplanılmasını dahi izin verilmedi.

Numune Hastanesi’nin ve diğer köklü hastanelerin kapatılmasını istemeyenlere yönelik saldırıda eski TTB Başkanı Beyazıt İlhan'ın da aralarında olduğu 5 kişi gözaltına alındı.

Eyleme katılan isimlerden olan Mimarlar Odası Ankara Şube Tezcan Karakuş Candan, “Polis, hastane ile halk arasında ciddi bir barikat örmüş durumda. Numune tam 137 yaşında. Biz bu soygun düzeninin sağlıktaki kılıfı şehir hastanelerini değil, kent merkezindeki hastaneleri istiyoruz. Bir dolmuşla, bir otobüsle herkesin ulaşabileceği hastaneleri kapatıp, şehir hastaneleri açıyorlar. Yol altyapısı olmayan, hizmetleri pahalı hastane değil, ticarethane mantığıyla yapılan şehir hastaneleri hepimizi hasta edecek. Zaten hasta garantisi veriyorlar. Kent merkezindeki hastanelerin kapatılmasını istemiyoruz" dedi.

 


CHP'de bazı belediye başkan adayları belli oldu

CHP yerel seçim için bazı belediyeler için adaylarını açıkladı. 130'un üzerinde aday belli oldu. İşte adı kesinleşen adaylardan bazıları...

CHP yerel seçim için bazı belediyeler için adaylarını açıkladı.

Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman, Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz ve Giresun Belediye Başkanı Kerim Aksu yeniden aday olacak.

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi için Ahmet Akın aday gösterildi.

ANKARA'DA YENİDEN ADAY OLACAKLAR

Ankara'da da Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar ve Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen yeniden aday gösterildi.  

İşte CHP'de adaylıkları netleşen isimler: 

 


Erbakan çağrı yaptı: Cuma namazında parti kuracaklar

Kuracağı yeni partinin tarihini geçen ay açıklayan Fatih Erbakan, şimdi de sosyal medya hesabından partiyi nerede kuracaklarını açıkladı.

Eski başbakanlardan Necmettin Erbakan'ın oğlu Fatih Erbakan, kuracağı yeni parti için sosyal medya hesabından davetiye yayımladı. Erbakan, partiyi Hacı Bayram Veli camisinde cuma namazında kuracaklarını açıkladı. 

Saadet Partisi'nden ayrılan bir ekiple birlikte yeni bir parti kurma hazırlığı yapan Fatih Erbakan, Twitter'dan yaptığı açıklamada, "Beklenen an geldi, partimizi kuruyoruz" diyerek, 23 Kasım Cuma günü cuma namazında Hacı Bayram Veli camisini adres gösterdi. 

İşte Erbakan'ın o paylaşımı: 

İLGİLİ HABER
Erbakan yeni partinin kuruluş tarihini açıkladı


2019 maaş zammı ortalaması belli oldu: Enflasyonun altında...

PERYÖN, Türkiye İnsan Yönetimi Derneği tarafından yapılan ve KPMG Türkiye tarafından yorumlanan 2019 Ücret Araştırması'na göre, kurumların yüzde 95'i 2019 yılında bir kez ücret artışı yapacak. Zam ortalaması ise yüzde 16,6.

PERYÖN, Türkiye İnsan Yönetimi Derneği ve KPMG Türkiye tarafından perakende, profesyonel hizmetler, otomotiv, endüstriyel üretim, ilaç gibi 20'den fazla sektörden 100'ü aşkın şirketin katılımıyla gerçekleştirilen 2019 Ücret Araştırması kurumların 2019 zam karnelerini belirledi.

Dünya gazetesinin aktardığına göre, katılımcıların yüzde 39'unu çok uluslu şirketlerin oluşturduğu araştırmaya göre kurumların yüzde 95'i 2019'da bir kez zam yapmayı planlıyor. 2018 yılında yüzde 90 olarak gerçekleşen bu oran 2017 senesinde ise yüzde 82'ydi.

2019 yılı için şirketlerin bütçeledikleri ortalama ücret artışı ise yüzde 16.6. Bu rakam son iki yılla kıyaslandığında dikkate değer bir yükseklik ortaya koyuyor. 2019 yılı için öngörülen enflasyon oranı da rakamlar üzerinde etkili oluyor.

'KUR DALGALANMALARI ÜCRET ARTIŞLARINI ETKİLİYOR'

PERYÖN Yönetim Kurulu Başkanı Berna Öztınaz, şöyle konuştu:

"Araştırmaya katılan kurumların yüzde 95'i, 2019 yılı için yılda bir kez ücret artışı yapacağını belirtti. Önceki yıllardan farklı olarak ekonomik verilere bağlı olarak ücret artış frekanslarının ve oranlarının değişim gösterebileceği de öngörülüyor. Şirketlerin faaliyet gösterdikleri sektör, şirket yapısı ve ülke ekonomisindeki gelişmeler ile küresel ekonomideki dalgalanmalar da ücret artış politikalarını etkileyen faktörler arasında. Bazı şirketler yıllık toplam ücret artış oranını ikiye bölerek, bazıları ise ek enflasyon artışı yaparak 2019 enflasyon ile mücadele hareketlerini belirleyecek. Şirketler yıl ortasından sonra gerçekleşen ekonomik gelişmelerde dümeni hızlı çevirmekte imtina edip, ücretler konusunda daha temkinli bir yönetim yaklaşımı sergileyebilir. Çalışan bağlılığını öncelikleri arasına alan şirketlerin bütçeledikleri artışın altına inmeyeceğini tahmin ediyoruz. Ücret artış oranlarını 2019 yılında en çok etkileyecek unsurların enflasyon baskısı ile döviz kurlarındaki dalgalanmalar olacağı aşikâr. Bu nedenle gerçekleşecek ücret artışlarında herhangi bir değişiklik olup olmayacağını önümüzdeki yılın raporunda hep birlikte göreceğiz."

ZAMLAR YILIN İLK ÇEYREĞİNDE

Araştırmadan çıkan bir diğer veri de zam oranlarının zamanlaması. Araştırma sonuçları, tek frekans halinde gerçekleşecek zamların yılın ilk çeyreğinde maaşlara yansıyacağını ortaya koyuyor. Kurumların yüzde 75'i 2019 zammını Ocak-Mart ayında yapmayı planlıyor. Yüzde 15'i Nisan-Haziran, yüzde 7'si Temmuz-Eylül ve yüzde 3'ü de Ekim-Aralık arasında zam yapacak.

2017'de kurumların yüzde 79'unun ve 2018 yıllında ise 72.6'sinin zammı ilk çeyrekte yapmayı tercih ettiğini anlatan Öztınaz, "Önceki yıllardan farklı olarak bu yıl çalışan bağlılığını göz önünde bulunduran şirketlerin bir enflasyon düzenlemesi yapması söz konusu olabilir" dedi.


ÖZEL I Lastik İş Başkanı'nın nasıl öldürüldüğünü açıklıyoruz: Sendika odasında neler oldu?

Bu hikayede o kadar çok yanlış var ki, işçiler hepsini birden elinin tersiyle itmeden de değişmeyecek.

Lastik-İş Genel Başkanı Abdullah Karacan dün Sakarya'nın Arifiye ilçesinde bulunanGoodYear fabrikasında bir işçinin silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybetti.

Haber gündeme hızlı bir şekilde düştü. Bir sendika başkanının hem de bir fabrika ziyaretinde silahlı saldırıyla öldürülmesi büyük bir olay olmalı. 

Saldırı fabrikada içinde mi dışında mı olmuştu? İçindeyse silahın orada ne işi vardı? Dışında gerçekleştiyse, konuya dışarıdan bakan herkesin ilk aklına gelen ihtimalde olduğu gibi sendikacılara karşı patronlar cephesinden faşist bir saldırı mı tertip edilmişti? Sorular ardı ardına geldi.

İşçiler cephesinden en azından şu an için bir hareketliliğin olmadığı GoodYear’da ne olmuştu da böyle bir olay vuku bulmuştu?

Vahim olay aynı hızla gündemden düşmüş görünüyor. Olayla ilgili ayrıntılarsa ortaya çıkmaya başladı. Fabrikadaki bir işçinin bize anlattıkları, olayın iç yüzünü ortaya serdi. Ortaya çıkan tablo işçi sınıfının çalışma koşulları, sendikaların mevcut durumu ve patronların sendikalarla kurduğu ilişkiler açısından hayli can sıkıcı bilgiler veriyor.

Lastik–İş DİSK içinde sağcı kimliğiyle bilinen bir sendika. Tıpkı Türk-Metal gibi mafyatik yöntemler de kullandıkları herkesin malumu. Sendika içindeki işleyiş de, işçilerin şikayetçi olduğu şekilde demokratik standartlardan çok uzak. Merkeze biat eden ekiplerin kontrolünde bir sendika burası ve işçiye yaklaşımları, örgütlü oldukları fabrikalardaki uygulamaları da buna uygun şekilleniyor.

Böyle bakınca fabrikadaki silahın oraya nereden geldiğini artık tahmin edebilirsiniz... 

İşçi fabrika içinde silahla gezemeyeceğine göre Lastik-İş sendikasının başkanı kendi silahıyla vurulmuş görünüyor. 

Peki o silah nasıl işçinin eline geçti? Çünkü işçinin de sonradan ortaya çıkan ifadesine göre masanın üstündeydi... 

Peki neden masanın üstündeydi? Çünkü işçiyle “ona göre” bir ikna konuşması yapılıyordu!

Lastik İş’in örgütlü olduğu fabrikalarda işçiler bu sendikanın tercihlerine, hatta daha ötesi sendika merkezindeki yöneticilerin tercihlerine göre bölümlere yerleştiriliyor. Uygun referansınız varsa, sendika merkeziyle iyi geçiniyorsanız, muhalif görüşleriniz yoksa rahat bir bölüme yerleşebiliyorsunuz. Bu durum işçiler arasında bir ikilik yaratıyor. Aynı konu, hem de aynı fabrikada daha önce de sorun olmuş, işçiler bir açık mektup yayınlamışlardı. GoodYear işçilerinin yayınladıkları mektupta sendikanın sosyal tesislerinin fabrika yönetiminin organizasyonları için kullandırılmasından, sendikanın patronlarla kurduğu ilişkiden, sendika işleyişindeki sorunlardan şikayet edilmişti. 

Ama asıl konumuzla da alakalı şu bölüm dikkat çekici: 

Sendikal faaliyetler içerisinde, atanan temsilciler ve yalaka tayfası birçok işçinin işten atılmasını ve işten atılmasına  çabalanmasına devam etmektedir.

20-25 senelik işçinin yeriyle 5 senelik işçilerin yerlerinde yapılan değişiklik ile çalışma sahalarında iş barışını bozmak ve psikolojik savaş yapmak sendikanın hangi faaliyetleri arasında yer almaktadır.

Anayasa'da belirtildiği üzere Sendika'nın temel görevlerinden olan iş barışını sağlama ve yasal çerçevelerde ayrımcılık yapmadan hak, hukuk ve düzenin sağlanması gerekirken atanan temsilciler kim kimin adamı veya kendi adamımızı nereye yerleştiririm çabasıyla iş barışını bozmaktadırlar. 

Temsilciler kendilerine iletilen problemleri , kendi adamları değilse destek yerine köstek olmaktadırlar.

Lastik sektöründe çalışanlar iyi bilir ki eğer bu sektörde isen yavaş yavaş zehirleniyorsun.

Lastik-İş başkanını vuran Sedat U. tam da böyle bir işçiydi. Şimdiki başkanın kavgalı olduğu bir önceki şube başkanı zamanında işe alınmış ve ona göre bir bölüme yerleştirilmişti. Ancak yeni başkan eskisinin düzenini değiştirmek istiyordu ve Sedat U. kendisini daha çok yoracak ağır bir bölüme kaydırılmak istenince bunu kabul etmemiş, yönetime zorluk çıkarmıştı. İşte iddiaya göre cinayet günü Lastik-İş Genel Başkanı Abdullah Karacan bu sorunu çözmek, işçiyi “ikna” etmek için şube başkanıyla birlikte fabrikaya gitti. Fabrikadaki temsilcilik odasında sendika başkanı, şube başkanı, işyeri temsilcisi biraraya geldi ve işçi Sedat’ı da çağırdılar. 

İşte ne olduysa bu görüşme sırasında oluyor. İşçinin darp ve tehdit edildiği de söyleniyor. Zaten silahın orada olması odada nasıl bir konuşma geçtiğine dair yeterince fikir veriyor. Çıkan tartışma sonrası işçi silahı alıp genel başkana, şube başkanına ve temsilciye ateş ediyor. Sonra da hızla fabrikadan çıkıp bir taksiyi gasp ederek kaçmaya çalışıyor ama yakalanıyor. 

Ortaya çıkan tablo çok vahim. Kendi silahıyla bir işçi tarafından hem de fabrika içinde vurulan bir sendika başkanı, iki yaralı sendikacı ve hapse atılacak bir işçi. Burada o kadar çok yanlış var ki, işçiler hepsini birden elinin tersiyle itmeden de değişmeyecek.


İsrail Savunma Bakanı Liberman istifa etti

İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman'ın istifa etti. Yahudi Evi Partisi, İsrail Eğitim Bakanı Naftali Bennett'i İsrail Savunma Bakanlığı'na önerdi.

İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman'ın istifa ettiğini duyurduğu yönünde haberler basında yer aldı.

Liberman basın toplantısı düzenleyerek istifasını açıkladı. Yahudi Evi, Liberman yerine İsrail Eğitim Bakanı Naftali Bennett'i öneriyor.

İLGİLİ HABER
Filistinli gruplar: Gazze'de ateşkes sağlandı

İLGİLİ HABER
İsrail Gazze'ye saldırıyor: En az 10 Filistinli yaşamını yitirdi

YAHUDİ EVİ'NDEN 'BENNETT' ÇAĞRISI

Yahudi Evi Partisi, Liberman'ın istifası durumunda İsrail Eğitim Bakanı Naftali Bennett'in İsrail Savunma Bakanı olmasını istediğini açıkladı.

Bennett Batı Şeria'nın ilhakı için yaptığı açıklamalarla ve Filistinli sivillerin öldürülmesini savunmasıyla biliniyor.

Lübnan'ın sivil altyapısının vurulması gibi önerilerde de bulunan Bennett, İsrail hükümetindeki en radikal isimlerden biri olarak tanınıyor.

İLGİLİ HABER
İsrailli Bakan Bennett: Batı Şeria'yı tümüyle ilhak etme zamanı geldi

İLGİLİ HABER
İsrailli bakan: Savaş çıkarsa sivilleri vururuz, Lübnan Ortaçağ'a döner

İLGİLİ HABER
İsrailli bakan: Filistinlileri hapsetmeyelim, öldürelim!

LİBERMAN: TERÖRİSTLERE TESLİM OLUNDU

Liberman, Gazze'deki silahlı gruplarla yapılan son ateşkese karşı olduğunu duyurarak, "Bu karar teröristlere teslim olunmasından başka şekilde yorumlanamaz" dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile pek çok konuda ayrıştıklarını aktaran Liberman, bu konular arasında Katar'ın Gazze'ye yardımlarına izin verilmesi olduğunu da söyledi.

"Katar parası Gazze'ye girdikten sonra nasıl kullanıldığını bilemeyiz" diyen Liberman, "Gazze'den atılan 500 rokete verdiğimiz yanıt yeterli değildi" diye konuştu.

İsrail hükümetinde herkesin "bahaneler bulduğunu" savunan eski İsrail Savunma Bakanı, bunun "uzun dönemli güvenliği etkileyeceğini" ifade etti.

LİBERMAN'IN PARTİSİ KOALİSYONDAN AYRILIYOR

Partisinin tamamının Gazze'de ateşkese karşı olduğunu duyuran Liberman, İsrail'in Türkiye politikasını desteklemediğini, "Türkiye'ye özür dilenmesinin yanlış olduğunu" söyledi.

İsrail'in son aylardaki politikalarını hatalı bulduğunu ifade eden Liberman, yeni bir seçim yapılmasını istedi.

İstifa eden Avigdor Liberman, partisinin koalisyondan ayrıldığını ilan etti. 

YAHUDİ EVİ: YERİNE BENNETT GELMEZSE KOALİSYONDAN ÇEKİLİRİZ

Liberman'ın istifasının kesinleşmesinin ardından Yahudi Evi yeni bir açıklama yaptı.

Açıklamada Liberman'ın yerine Bennett'in getirilmesi durumunda partinin koalisyondan ayrılacağı açıklandı.

Yahudi Evi'nin koalisyondan ayrılması durumunda Netanyahu hükümeti azınlık durumuna düşüyor.


Lastik-İş Başkanı Karacan'ı öldüren zanlı tutuklandı

Lastik İş Sendikası Genel Başkanı Abdullah Karacan'ı öldüren, iki kişiyi de yaralayan zanlı Sedat U. tutuklandı.

Lastik İş Sendikası Genel Başkanı Abdullah Karacan, dün Sakarya’nın Arifiye ilçesinde silahlı saldırıya uğramıştı. Ağır yaralanan Karacan saldırı sonucu hayatını kaybetmişti.

Lastik fabrikasındaki sendika temsilciliğinde tartıştığı Karacan’ı, onun belinden kaptığı tabancayla vurup öldüren ve yanındaki 2 kişiyi de yaralayan Sedat U. sevkedildiği adliyede tutuklandı.

İLGİLİ HABER
Lastik-İş Genel Başkanı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi


HDP'den Ahmet Türk-Kılıçdaroğlu görüşmesine ilişkin açıklama: Tesadüfi bile olsa...

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile HDP'li eski milletvekili Ahmet Türk arasındaki görüşmeye ilişkin konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile HDP'nin önemli isimlerinden Ahmet Türk arasında yapılan görüşmeye ilişkin HDP'den açıklama geldi.

Partisinin il başkanlarıyla yapılan toplantıda konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, görüşmenin, partisinin karar mekanizmasında alınan bir karar doğrultusunda yapılmadığını dile getirdi.

Buldan, "Tesadüfi bile olsa Ahmet Türk gibi isimlerin bu tür görüşmeleri yapmasında bir sakınca görmediğimizi özellikle ifade etmek istiyorum. Fakat esas görüşmeler, karar mekanizmalarımızda alacağımız kararlar ve halkımızla yapacağımız görüşmeler doğrultusunda olan görüşmelerdir" ifadelerini kullandı.

İLGİLİ HABER
'Kılıçdaroğlu ile Ahmet Türk gizlice buluştu, yanlarında bir medya patronu vardı'

 

 


Meclis binasında intihar girişimi

Türkiye Büyük Millet Meclisi'de bir yurttaş intihar girişiminde bulundu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelen bir yurttaş intihar girişiminde bulundu.

İntihar girişiminde bulunan yurttaşın AKP Ağrı Vekili Ekrem Çelebi ile görüşmek istediği, bu talebin reddedilmesi sonrası Meclis terasına çıktığı öğrenildi.

Şahsın, vekillerin ikna çalışmaları sonrası çıktığı teras korkuluğundan indirildiği öğrenildi.

NTV'de yer alan habere göre ise, olaya müdahale etmeye çalışan AKP Bingöl Milletvekili Feyzi Berdibek, intihar girişiminde bulunan yurttaşa 10 bin lira vermeyi teklif etti.


İsrail güçleri altı Filistinliyi tutukladı

İsrail askerleri Batı Şeria'da altı Filistinliyi tutukladı. Açıklamada tutuklanan kişilerin 'sivillere ve askerlere saldırı hazırlığında olduğu' iddia edildi.

İsrail ordusu Batı Şeria'da yaptığı operasyonla altı Filistinliyi tutukladı.

Tutuklamalara ilişkin açıklama yapan İsrali ordusu, polisin de desteğiyle yapılan operasyonlarda tutuklanan Filistinlilerin "sivillere ve askerlere saldırı hazırlığında olduğu" öne sürüldü.

Filistinlilerin İsrail'in yurtiçi istihbarat servisi Şin Bet'e verildiği ve burada sorgulanmakta olduğu belirtiliyor.

İsrail'in Gazze'ye saldırılarına Gazze'den karşılık verilmiş, bunun üzerine bölgede gerilim yükselmişti.

Olayların Batı Şeria'ya sıçramasını istemeyen İsrail'in bölgede güvenliği artırdığı aktarılıyor.

İLGİLİ HABER
İsrail Gazze'ye saldırıyor: En az 10 Filistinli yaşamını yitirdi

 


Erdoğan, Diyanet Başkanı'na sahip çıktı

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın 10 Kasım öncesi Kadir Mısıroğlu'na yaptığı ziyarete gelen tepkilere ilişkin konuşan AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Erbaş'a destek çıktı. Çelik, Erdoğan'ın da Erbaş'ın yanında olduğunu belirterek, 'Diyanet İşleri Başkanımız Cumhurbaşkanımız, hükümetimiz tarafından takdir edilen gayretli, başarılı bir ilim adamıdır. Bu tartışmalar...

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın 10 Kasım'dan hemen önce Atatürk'e hakaretleriyle bilinen Kadir Mısıroğlu'na yaptığı ziyarete ilişkin konuştu.

"Diyanet İşleri Başkanlığı saygın bir kurumdur. Bu tartışmalar olduğu andan itibaren ayrıntılı şekilde izledik. Diyanet İşleri Başkanımız, cumhurbaşkanımızın takdir ettiği bir yöneticidir" diyen Çelik, "Bu ziyaret insani bir ziyarettir. Her insani ziyaretten siyasi sonuçlar çıkartmaya başlarsak bunun sonu gelmez. Kendisi de ifade etti. Gittiğinde resimler aile tarafından çekiliyor. Kıyafeti söz konusu ediliyor. Zaten kıyafeti bellidir. Hasta ziyaretinin ideolojisi olmaz arkadaşlar" ifadelerini kullandı.

Tarihsel kişileri eleştirirken saygı sınırlarını aşmaya öteden beri karşı olduklarını belirten Çelik, "Hasta ziyaretinin ideolojisi ve siyaseti olmaz. Tartışmaları doğru bulmuyoruz. Diyanet İşleri Başkanımız Cumhurbaşkanımız, hükümetimiz tarafından takdir edilen gayretli, başarılı bir ilim adamıdır. Bu tartışmalar neticesinde de Cumhurbaşkanımız bu düşüncesinin kamuoyuyla paylaşılmasını istemiştir" diye konuştu.

'ANDIMIZ' AÇIKLAMASI

Bakanlığın, Danıştay'a "Andımız" için verdiği temyiz dilekçesine ilişkin de konuşan Çelik, "Bakanımız konuyu inceletmiş. Ve bu sosyolojik olarak hatalı ifadenin temyiz dilekçesinden çıkarılmasına, temyiz sürecinin devam etmesine kanaat getirmiştir. Bu bürokratlar görevden alınmıştır, avukatlarla ilişik kesilmiştir. Dilekçeden o bölüm çıkarılarak devam ettirilecektir" dedi.

Çelik, Bahçeli'nin söz konusu dilekçeyle eleştirilerinde haklı olduğunu söylerken, "Bizzat sayın bakanımız rahatsızlığını ifade etmiştir. Sayın Bahçeli’nin de eleştirisinin doğru olduğunu ifade ediyorum.  O bölüm çıkarılacak dilekçeden ve temyiz süreci devam edecek" ifadelerini kullandı.

İLGİLİ HABER
MEB'den 'Andımız' kararı: Üç kişi görevden alındı

 


Hülya Koçyiğit Cumhurbaşkanlığı toplantısına koşarken ayağını kırdı

Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Politikaları Kurulunda yer alan Hülya Koçyiğit, toplantıya yetişmek için koşarken ayağını kırdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından oluşturulan Kültür Sanat Politikaları Kurulunda görevlendirilen Hülya Koçyiğit, düşerek ayağını kırdı.

 

Önceki gün kurulun Sultanahmet’te yapılan toplantısına yetişmek için acele eden Koçyiğit, ayağı takılınca yere düştü.

Hürriyet'te yer alan habere göre, oyuncunun ayağı bir süre sonra şişmeye başladı. Orada yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırılan Koçyiğit’in ayak topuğunun kırıldığı teşhis edildi.

Koçyiğit'in ayağı 3 hafta alçıda kalacak.

İLGİLİ HABER
Hülya Koçyiğit'e AKP ödülü: İhaleyi damadı kaptı...

 


Adı 'AKP'nin İzmir adayı' olarak geçen Özgener'den açıklama

İzmir Ticaret Odası (İZTO) Başkanı Mahmut Özgener, AKP'den İzmir Belediye Başkan adayı olacağı ile ilgili iddiaların kendisi dışında gerçekleştiğini söyledi.

Adı son zamanlarda "AKP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı" olarak geçen İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, TBMM Başkanlığı'na sunulan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile ilgili sosyal medyada yer alan “İzmir belediye başkanlığı adaylığının önü açıldı” şeklindeki eleştiriler üzerine açıklama yaptı. Özgener açıklamasında, "Bu yasayla birleştirilerek ismimin siyasi tartışmalara alet edilmesinin beni çok üzdüğünü belirtmek istiyorum" ifadelerine yer verdi.

İLGİLİ HABER
AKP'den oda ve borsa başkanlarının adaylığını kolaylaştıran düzenleme

'SPEKÜLASYONLAR...'

Mahmut Özgener, yaptığı yazılı açıklamada İzmir Belediye Başkanlığı için hakkında uzun süredir devam eden spekülasyonların kendisi dışında gerçekleştiğini, isminin siyasi tartışmalara alet edilmesinden üzüntü duyduğunu belirtti.

Özgener'in açıklaması şöyle:

"Bugün TBMM'ye sunulan bir yasa teklifi ve de özellikle sosyal medyada farklı siyasi görüşlere mensup insanlar tarafından yapılan yorumların, 'yasanın şahsımın İzmir Belediye Başkanlığı adaylığının önünü açmak için hazırlandığı' iddiaları üzerine şahsıma görüşlerimin sorulması nedeni ile aşağıdaki açıklamayı yapma zarureti doğmuştur.

İlk olarak yüce meclisimizde görev yapan hiçbir milletvekilimizin kişiye özel yasalar çıkarmak gibi hesaplar içinde olamayacağını hatırlatırım. Bununla beraber yasanın içeriğine ve getirdiği düzenlemeye katılmadığımı özellikle belirtmek isterim. Hazırlanan düzenlemenin ülkemizde seçim süreçlerini yeni tamamlamış olan birçok odanın yürümekte olan çalışma ve işleyişlerinde önemli duraksama ve belirsizliklere yol açabileceği düşüncesindeyim.

İkinci olarak İzmir Belediye Başkanlığı için hakkımda uzun süredir devam eden spekülasyonların, bu yasayla birleştirilerek ismimin siyasi tartışmalara alet edilmesinin beni çok üzdüğünü belirtmek istiyorum. İzmir Ticaret Odası Başkanlığı, kentimizin ve bölgemizin büyük bir teveccüh göstererek beni layık gördüğü, kendim ve odamız adına hedefler koyduğum, devam etmekten büyük bir mutluluk duyduğum bir görev...

Bu önemli göreve konsantre olduğumu, odamızın bütün organlarıyla ve değerli üyeleriyle birlikte başlattığımız değişim hamlesine odaklandığımı, ismimin çevresinde yapılan spekülasyonların tamamen benim dışımda geliştiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum."

İLGİLİ HABER
AKP İzmir'e bir 'patron' arıyor: Olası adaylardan Mahmut Özgener'in gelmişi geçmişi...


Rusya'dan açıklama: Putin İstanbul'da Erdoğan'la ikili görüşme gerçekleştirecek

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ikili görüşme yapmak üzere Türkiye'ye geleceği açıklandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, Türkiye'ye geleceği açıklandı.

Rusya'nın açıklamasına göre Putin, Türk Akımı doğalgaz boru hattının deniz kısmının tamamlanması nedeniyle düzenlenecek törene katılacak.

19 Kasım'da İstanbul'a gelecek olan Rusya lideri Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'la ikili bir görüşme yapacak.

Görüşmede bölgesel meselelerin ve güncel gelişmelerin ele alınması bekleniyor.


AKSA, Manisa Doğalgaz Santralini kapatma kararı aldı

Aksa Enerji, 115 megawatt Manisa doğalgaz santralinin lisansının iptali için EPDK'ya başvurdu.

Aksa Enerji 115 megawatt kurulu güçteki Manisa Doğalgaz Santralinin üretim lisansının iptal edilmesi için Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na (EPDK) başvurdu.

Şirketin KAP’a yaptığı açıklamada, “Türkiye sınırları içerisinde rekabetçi bir fiyattan elektrik üretimi gerçekleştirme imkanı gittikçe azalan santralin, yurt dışında dolar bazlı getiri ile yüksek marj sağlayabilecek potansiyel projelerde kullanılması planlanmaktadır” denildi.

Alarko Holding, geçen hafta yaptığı açıklamada, bağlı ortaklığı Altek Alarko’nun Kırklareli’ndeki doğalgaz kombine çevrim santralinde, ekonomik sebeplerden dolayı bir yıl elektrik üretimi yapmayacağını duyurmuştu.

İLGİLİ HABER
Alarko Holding'den açıklama: Kriz nedeniyle elektrik üretimi 1 yıl durduruldu

 

 


Madame Coco'da işçiler kazanmaya başladı

Adını mobbingle, keyfi ve hukuksuz uygulamalarla, çeşitli hak gasplarıyla duyuran Madame Coco'da işçilerin bir komite kurarak örgütlenmesi, patronlara geri adım attırdı. Bazı bölgelerde gelen bilgilere göre bugüne kadar fazla mesai ücreti ödenmeyen Madame Coco'da bu ücretler ödenmeye başlandı. Ancak aynı patron, kamuoyunda bozulan imajını düzeltmek için çalışanlara 'sosyal medyada...

Sayım açıkları ve kırılan ürünlerin parasını mağazalarda çalışan emekçilerden çıkarmasıyla gündeme gelen; daha sonra çeşitli mobbing uygulamaları, hak gaspları ve fazla mesai ücretlerini ödememesiyle adını duyuran Madame Coco'da emekçler yan yana gelip örgütlenince, patron geri adım attı; fazla mesai ücretleri ödenmeye başlandı.

Geçen hafta farklı mağzazalarda çalışam Madame Coco işçileri, ortak sorunlarının çözümü için birbirleriyle haberleşmeye ve yan yana gelmeye karar verdiklerini duyurmuşlardı. Madame Coco İşyeri Komitesi kuran işçiler, örgütlü bir şekilde mücadele edip haklarını arama kararını kamuoyuyla paylaşmışlardı. Aradan kısa bir süre geçti ve Madame Coco patronu, bazı şubelerde fazla mesai ücretlerini ödemeye başladı. Mağazalardan edinilen bilgilere göre pek çok işçinin fazla mesai ücreti ödendi.  

Madame Coco'nun patron katından bazı bölge ve mağaza yöneticilerine de uyarı talimatı gönderildi. Talimatta yasal çalışma sürelerine, mola sürelerine, hafta tatili kullanımına özen göstermeleri ve yapılacak hataların yasal anlamda firmayı zor duruma düşüreceğine ilişkin uyarıda bulunuldu. 

PATRONDAN ÇALIŞANLARA 'TROLLÜK YAPIN' TALİMATI 

Emekçilerin "Madame Coco İşyeriKomitesi" çatısı altında örgütlenmesi üzerine bazı konularda kendine çeki düzen vererek geri adım atan patronlar, diğer yandan çalışanlara WhatsApp grubu üzerinden "sosyal medyada trollük yapın" talimatı da gönderdi. 

Patronların Ensesindeyiz Ağı'na ulaşan bilgiye göre, işçilerin örgütlenerek patronun karşısına birlik olarak çıkması sonrasında oluşan hava patronu korkuttu. Çünkü geçtiğimiz günlerde Madam Coco işçilerinin çalışma koşullarını anlattıkları açıklamaya firmanın çok sayıda müşterisinden de destek gelmiş, müşteriler işçilerin şartları düzelene kadar bu firmadan alış veriş yapmayacağını duyurmuşlardı. İmaj düzeltme telaşına düşen firma çalışanlara bir mesaj yollandı ve firmanın işçi düşmanı uygulamalarının internette savunulması istendi.

İşte Patronların Ensesindeyiz Ağı'nın paylaştığı o mesaj: 

MADAME COCO İŞYERİ KOMİTESİ: PATRON PANİK OLMUŞ, DEMEK Kİ DOĞRU YOLDAYIZ

Yönetimin çalışanlara gönderdiği mesaj üzerine, sosyal medya sitelerinde şirketin işçi düşmanı uygulamalarını aklayan “troll” mesajları yayılmaya başladı.

Sosyal medya ağlarında yaşanan bu "troll" mesaisinin ardından Madame Coco Çalışanları İşyeri Komitesi bir açıklama yayımladı.

Açıklama şu şekilde:

Mesai arkadaşlarımıza duyuru

Çalışma koşullarımıza yönelik sorunlarımızı paylaştığımız açıklamanın üzerine şirketin başlattığı trol çalışması konusunda mesai arkadaşlarımızı dikkatli olmaya çağırıyoruz.

Şirket, trollerinin paylaşımlarının altına yorum yaparak sorunlarını dile getiren Madame Coco çalışanlarını tespit etme peşinde.
Trollere yanıtı Madame Coco işyeri komitemizin ve birlikte hareket eden arkadaşlarımızın buluştuğu Patronların Ensesindeyiz Ağı ve bizleri destekleyen mağaza müşterileri fazlasıyla veriyor.
Belli ki patron panik olmuş. Doğru yoldayız. Haklarımızı alacağız.

PE ağı üzerinden bizimle iletişime geçin.

MADAME COCO ÇALIŞANLARI İŞYERİ KOMİTESİ

İLGİLİ HABER
Madam Coco işçilerinden açıklama: Artık yan yana geliyoruz

İLGİLİ HABER
Madame Coco Komitesi'nden mesaj var: Örgütlenmeyi sürdürüyoruz

İLGİLİ HABER
Bir Madame Coco tezgahı: Bedavaya işçi çalıştırmanın ilginç yöntemleri...

İLGİLİ HABER
soL'un haberinden sonra Madame Coco'dan yeni taktik: İmzalayın şunları...

İLGİLİ HABER
Madame Coco işçileri anlatmaya devam ediyor: Hediye çeki bile geçersiz çıkıyor bu mağazada


MEB'den 'Andımız' kararı: Üç kişi görevden alındı

Danıştay 8'inci Dairesi'nin, ilköğretim okullarında uygulanan 'Öğrenci Andı'nı kaldıran yönetmelik hükmünü iptal etmesi sonrası Milli Eğitim Bakanlığı'nın Danıştay'a sunduğu temyiz dilekçesini yazan üç kişi görevden alındı.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın Öğrenci Andı’nın uygulanmasını yeniden gündeme getiren Danıştay kararına itiraz dilekçesi krize neden oldu. 

Öğrenci Andı’nı “çağdışı ve bilimsel değil” diyerek eleştiren MEB dilekçesi, "Bu aynı zamanda okulların ideolojikleşmesi ve askerileşmesi anlamına gelmektedir. Oysa günümüzde bu yaklaşım terk edilmiştir" ifadelerini kullanmıştı.

Dilekçenin tartışma konusu olmasının hemen ardından Milli Eğitim Bakanlığı, "Öğrenci Andı"na ilişkin Danıştay'a sunulan temyiz dilekçesi metninde kusuru bulunduğu belirtilen Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü ve iki avukatı görevden aldı.

Bakanlık, Danıştay'a sunulan temyiz dilekçesiyle ilgili gerekli düzeltici açıklamaları "ek beyan" şeklinde mahkemeye sunacak. 

MEB'İN DİLEKÇESİNDEKİ O İFADELER...

MEB Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı 11 sayfalık itiraz dilekçesindeki, “Türkler kendi çağdaşı unsurlara göre ulus bilincine en geç ulaşan topluluktur”, “Öğrenci Andı işlevselliğini yitirmiştir. Hal böyleyken 21. yüzyıl Türkiye’sinde 30’lu yılların ritüellerini benimsemek anakronik (çağdışı) bir yaklaşım olacaktır”, “Gerek faşizm gerekse komünizm bu ve benzeri uygulamaları sıkça kullanmıştır”, “Öğrencilerin her gün ‘papağan gibi’ tekrarlayacakları sözler" şeklinde ağır ifadeler kullanılmıştı.

İLGİLİ HABER
MEB'in andımız dilekçesi ortaya çıktı: Çağdışı, papağan gibi...

 


TKP Genel Sekreteri'nden çıkış: Sarayda israf değil başka bir şey var

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, İzmir'de düzenlenen 'Kriz ve Devrim: TKP Türkiye ve Dünyaya Nasıl Bakıyor' başlıklı etkinlikte, iyi kapitalizm beklentisinden çıkılmasının ve devrimci seçeneğe odaklanılmasının işçi sınıfı açısından tek çare olduğunu söyledi.

İzmir Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde, dün “Kriz ve Devrim: TKP Türkiye ve Dünyaya Nasıl Bakıyor” etkinliği gerçekleştirildi. İzmirli emekçilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan bir konuşma yaptı. Kemal Okuyan konuşmasında cumhuriyet, ekonomik kriz ve Türkiye’de devrimcilerin olanakları başlıklarına değindi.

Okuyan, 1923’te kurulan Cumhuriyet'in yıkıldığını ifade ederek sözlerine başladı. Türkiye'de bu konudaki tartışmaların devam ettiğini söyleyen ve TKP'nin Cumhuriyet’in yıkılması tezinden neyi kastettiğini de açan Okuyan, Cumhuriyet'in çok özgün ve dünya çapında devrimci bir aralık olan 1919-1923 döneminde ortaya çıkan bir çok dinamiğin bileşkesiyle varolabildiğini, başta Sovyetler Birliği olmak üzere devrimci kalkışmalardan güç ve enerji aldığını aynı şekilde bunlara karşılık verdiğini dile getirdi. Bugün tekrar tarihin aynı döneminin tekrarlanmasının mümkün olmadığının altını çizen Okuyan, Cumhuriyet'in çözülüşünü geri çevirmek isteyenlerin kendisine "bunu hangi dinamiklerle" yapacağı sorusunu sorması gerektiğini söyledi. 1923 kuruluşunun en başta emperyalizm karşıtlığı ve yurtseverlik üzerine kurulduğunun, bugün bunlara sahip bir dinamiğin düzen içinden çıkmasını olanaksızlığının altını çizen Okuyan, tam da bu nedenle yüzyıl önceki referans ve kodlarla Cumhuriyet'in tekrarlanmasının mümkün olmadığını söyledi. 

Okuyan Cumhuriyet'in yıkılması tespitinin yenilgiyi kabul etmek anlamına gelmediğini söylerken bu durum tespiti olmadan da devrimci bir seçeneğin yaratılamayacağını ifade etti. Yıkılan Cumhuriyet'in yerine henüz bütünlüklü bir sistem kurulamadığını, yeni bir düzenin kuruluşuna dair bir takım denemelerin olduğunu ama yine de bu projenin toplumsal bir onay alamadığına dikkat çeken TKP Genel Sekreteri, AKP'nin önündeki en büyük engelin de ne yaparsa yapsın bu toplumsal onayı almakta zorlanması olduğunu dile getirdi. Okuyan ancak yeni ve inandırıcı bir "kurtuluş" reçetesinin güçlü bir şekilde örgütlenmemesi durumunda bu direncin de belki kısa olmayan bir vadede ama eninde sonunda sönümleneceğinin altını çizdi.

'İŞÇİ SINIFI AÇISINDAN TEK ÇARE DEVRİMCİ SEÇENEĞE ODAKLANMAK'

Okuyan, sözlerine ekonomik kriz gündemiyle devam etti. Krizin temelinde sermaye düzeninin yattığını vurgulayan Okuyan, AKP olmasaydı da bu ekonomik krizin kaçınılmaz olarak yaşanacağını, en gelişmiş kapitalizmlerde bile krizlerin belli aralıklarla yaşandığını bu nedenle de kriz sürecini AKP'nin beceriksizliğiyle açıklayan tezlerin hem sermayeyi hem de kapitalizmi aklamaya yaradığını dile getirdi ve "iyi kapitalizm" beklentilerinden çıkılmasının ve devrimci seçeneğe odaklanılmasının, işçi sınıfı açısından tek çare olduğunu belirtti. 

'SOLUN BÜYÜK KISMI SARAYDA SADECE İSRAF GÖRÜYOR, OYSA...' 

Türkiye solunun büyük bölümünün “saray”da sadece israf gördüğünü belirten Okuyan, gerçeğin bunun çok ötesinde olduğuna işaret etti. Okuyan "saray rejimi" laflarının, israf ve gösterişe takılmış bir muhalefet söyleminin asıl büyük gerçeğin görülmesini engellediğini dile getirirken; saraydaki yüzlerce odada işçi sınıfına karşı yağma planları yapıldığını, şirket temsilcilerinin, komisyoncuların, danışmanlık şirketlerinin buralarda cirit attığını söyledi. Okuyan, Erdoğan'ın bin odalı sarayı içinde keyif sürmek için değil, sermayeye yeni bir yönetim aygıtı hediye etmek için yaptırdığını ve sermaye sınıfının güncel ihtiyaçları açısından "modern", yani bürokrasiye takılmadan işleri hızlıca halleden iş bitirici bir devlet aygıtının ortaya çıkartıldığını dile getirdi. Bu konuya ciddiyetle yaklaşılmadığı sürece solun başarı şansı bulunmadığını da sözlerine ekledi. 

Türkiye devriminin olanaklarının tartışıldığı bölümdeki konuşmasında Okuyan, emperyalist sistemdeki hegemonya krizinin sürdüğünü ve bunun yakın gelecekte de sonlanmayacağını, bu durumun devrimci mücadele için önemli bir fırsat anlamına geldiğinin altını çizdi. Benzer bir iç rekabetin Sovyet Devrimi sırasında da yaşandığını hatırlatan Okuyan, Bolşeviklerin bu rekabeti kullanarak devrimin yolunu açabildiklerini dile getirdi. Emperyalizmin tek merkezli olmaktan çıkmasının aynı zamanda emperyalizmin hızlı müdahale yeteneğini de aşındırdığını dile getiren Okuyan, Türkiye'nin emperyalist rekabetin en yoğun yaşandığı bu yüzden de hızla çelişkilerin biriktiği ve devrimci kopuşa aday ülkelerden biri olduğuna dikkat çekti.

Komünistlerin güçlendiği bir momentte, böylesine bir krizin büyük olanaklar yaratacağını vurgulayan Okuyan, tarih boyunca işçi sınıfı hareketini baskılama görevini gören sosyal demokrasinin Türkiye'de örgütlü bir işçi sınıfına karşı bu yeteneği kullanmasının artık çok zor olduğunu dile getirdi. Okuyan ne CHP ne de HDP'nin böyle bir enerjisi olduğunu sözlerine ekledi.

Okuyan konuşması sırasında, sıklıkla TKP Merkez Komitesi tarafından hazırlanan “Kriz ve Devrim” raporuna referans verdi. Metnin, içinden geçtiğimiz dönemin ve devrimci olanakların anlaşılması açısından kritik önemine vurgu yaptı.

Etkinlik, dinleyicilerin katkı ve sorularıyla sonlandı.


Erdoğan'ın 'kenara çekilin' dediği belediye başkanlarının listesi...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üç dönemdir belediye başkanlığı yapan isimlere yönelik 'kenara çekilin' mesajı vermişti. İşte AKP'de üç dönemdir belediye başkanlığı yapan isimler...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üç dönemdir belediye başkanlığı yapan isimlere yeni dönemde adaylık görevi vermeyecek.

AKP'de biri büyükşehir, biri il, 63’ü ilçe, 27’si belde belediye başkanı olmak üzere 3 dönem kuralına takılan 92 mevcut belediye başkanı bulunuyor. Büyükşehir olarak sadece Kocaeli ve il olarak da Bolu belediye başkanları üç dönem kuralına takılıyor.

AKP'ye yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak o başkanlardan bazılarının listesini yayımladı:

Kocaeli Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu

Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz

Ahmet Misbah Demircan (Beyoğlu)

Osman Develioğlu (Bahçelievler)

Hasan Can (Ümraniye)

Murat Aydın (Zeytinburnu)

Fazlı Kılıç (Kâğıthane)

Şakir Yücel Karaman (Güngören)

Veysel Tiryaki (Altındağ)

Lokman Ertürk (Kazan)

Gültekin Ayantaş (Akyurt)

Süleyman Dişli (Adapazarı)

Osman Can (Canik)

Salih Hızlı (Akhisar)


Çavuşoğlu: ABD Kongresi'nin Türkiye'yi hedef alan tasarılarının iptali için çalışıyoruz

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 'ABD Kongresi'nde Türkiye'yi hedef alan tasarıların iptali için çalışıyoruz' dedi. ABD Kongresi, rahip Andrew Brunson ve S-400 olayları sebebiyle Türkiye'ye yönelik kararlara imza atmıştı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD ile ilişkilere dair konuşarak "ABD Kongresi'nde Türkiye'yi hedef alan tasarıların iptali için çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.

ABD Kongresi, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi satın alması ve rahip Andrew Brunson'ın tutukluluğu sebebiyle Türkiye'ye yönelik kimi kararlar almıştı.

İLGİLİ HABER
ABD Temsilciler Meclisi'nden 'Türkiye'ye F-35 vermeyin' çağrısı

'TALEPLERİ KARŞILAMAKTAN ÇOK UZAK'

Çavuşoğlu, aynı zamanda "Alman yetkililer FETÖ konusunda Türkiye'nin taleplerini karşılamaktan çok uzak" ifadelerini kullandı. 

Dışişleri Bakanı, "FETÖ'nün yurt dışı yapılanmasına ilişkin 452 şahsa dair iade dosyası hazırlandığını ve 83 ülkeye gönderildiğini" söyledi.

VİZE AÇIKLAMASI

Çavuşoğlu, vize serbestisine ilişkin tartışmalarla ilgili, "Vize serbestisi için kalan altı kriter için çalışmalarımızı yeniden başlattık" açıklamasında bulundu.

 


Adnan Oktar, Fatih Altaylı'ya isim verdi, 'Bana bir daha yazayım deme' yanıtı geldi

19 Temmuz'da tutuklanan Adnan Oktar, Habertürk yazarı Fatih Altaylı'ya mektup yazdı. Mektuba ilişkin bir köşe yazısı kaleme alan Altaylı, 'Bana bir daha mektup falan yazayım deme' ifadelerini kullandı.

Temmuz ayında yapılan operasyonla tutuklanan Adnan Oktar, cezaevinden Fatih Altaylı'ya bir mektup gönderdi.

“Ben masumum, size karşı yapılan her şeyi Fırat Develioğlu yaptı. Benim haberim yoktu” diyen Adnan Oktar'a yanıt veren Altaylı, "Bak Adnan Oktar. Türkiye’de herkesi kandırabilirsin. Herkese tehdit ve şantaj yağdırabilirsin. Herkesi masum olduğuna inandırabilirsin. Ama beni değil. Senin ve çetenin ne olduğunu 1990’ların başından beri takip eden ve yazan, çizen yargıya taşıyan ben yemem. Bana bir daha mektup falan yazayım deme" ifadelerini kullandı.

Oktar'ın "Her şeyi Fırat Develioğlu yaptı" dediği kişi, Adnan Oktar Cemaati'nin 90'lı yıllardaki iki numaralı ismiydi.

Cemaat'ten 1999 yılında ayrılan Develioğlu, Adnan Oktar Cemaati operasyonu sonrası Habertürk TV'de Fatih Altaylı'nın sunduğu Teke Tek adlı programa katılmıştı.

Altaylı programda, Oktar Cemaati'nin kendisini her türlü iftirayla hedef aldığını dile getirken, Develioğlu, benzer bir şeyin şimdi de kendisini hedef aldığını ifade etti.

 


'Cumartesi günü İstanbul'da 5 Millet Bahçesi açılıyor' dedi, yerlerini açıkladı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, 'Cumartesi günü 5 millet bahçesi açılışını yapacağız. Başakşehir, Kayaşehir, Hoşdere, Çırpıcıçayırı Zeytinburnu ve Ataköy Baruthane Millet Bahçeleri açılışı yapılacak' açıklamasında bulundu.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, 24 Haziran seçimleri öncesi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açılacağını duyurduğu "Millet Bahçeleri"ne ilişkin açıklamada bulundu.

Bakan Kurum, 18 ilde 33 Millet Bahçesi yapıldığını belirterek, Cumartesi günü İstanbul'da 5 Millet Bahçesi'nin açılacağını açıkladı. 

Kurum, "Cumartesi günü 5 millet bahçesi açılışını yapacağız. Başakşehir, Kayaşehir, Hoşdere, Çırpıcıçayırı Zeytinburnu ve Ataköy Baruthane Millet Bahçeleri açılışı yapılacak" dedi.

 


İDO patronlarından iç hatları kapatma kararı: Zarar ediyor

İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) İstanbul'daki iç hat seferlerini 1 Aralık'ta durdurma kararı aldı. 2011'de özelleştirilerek Tepe-Akfen-Souter-Sera ortak girişim grubuna satılan İDO, zarar eden tüm hatları kapatacak.

2011 yılında yapılan özelleştirme ihalesi ile 861 milyon dolarlık bedelle Tepe-Akfen-Souter-Sera ortak girişim grubu tarafından alınan İstanbul Deniz Otobüsleri A.Ş. (İDO) 1 Aralık 2018 tarihinden itibaren iç hat seferlerini durduruyor.

Şirket kaynaklarından alınan bilgilere göre İDO’nun Bostancı-Bakırköy, Bostancı-Kabataş/Beşiktaş ve Adalar’dan oluşan iç hat seferleri 1 Aralık tarihinden itibaren artık yapılmayacak.

Alınan bilgilere göre son dönemde döviz kurundaki yükselişe karşın, iç hatlardaki fiyat artış taleplerinin uygun görülmemesi, haksız rekabet ve Osmangazi Köprüsü geçiş fiyatlarının düşürülmesinin İDO tarafından öngörülememesi nedeniyle, tasarruf tedbirleri kapsamında şirket tarafından zarar eden tüm hatların geçici olarak kapatılmasına karar verildi.

İDO’nun geçen hafta yapılan yönetim kurulu toplantısında İskoçya merkezli yabancı ortak Souter’in talebi doğrultusunda alınan karar ile şirket, iç hat seferlerini durdurup daha çok dış hatlara odaklanacak. 


Petrol fiyatları sekiz ayın en düşük seviyesinde

Petrol fiyatlarının üretim artışları ve talepte yaşanması beklenen düşüş sebebiyle sekiz ayın en düşük seviyesine gerilediği bildiriliyor.

Petrol fiyatlarında hızlı gerileme yaşanıyor. Brent petrolün fiyatı neredeyse yüzde 7 düşerek varil başına 65,11 dolar seviyesine geldi.

Petrol fiyatlarının düşüşüne petrol üretimindeki artışın ve talepte gerçekleşmesi beklenen azalmanın yol açtığı aktarılıyor.

TALEPTE DÜŞÜŞ BEKLENİYOR

Fiyatlar sekiz ayın en düşük seviyesine gelirken, OPEC'in beklentisine göre petrol talebi gelecek yıl günde 1,29 milyon varil seviyesinde olacak. Bu rakam geçtiğimiz ayın beklentisinden 70 bin daha düşük.

Suudi Enerji Bakanı Halid el-Falih, Pazartesi yaptığı açıklamada aşırı üretimi engellemek için petrol üretiminde kesintiye gidileceğini açıklamıştı. Ancak ABD Başkanı Donald Trump, yüksek üretimin sürmesini ve fiyatların düşük kalmasını istiyor.

İLGİLİ HABER
Trump, Suudi Arabistan’ın petrol arzını kısma planına tepki gösterdi

SUUDİ ARABİSTAN VE RUSYA ÜRETİMİ ARTIRMIŞTI

İktisadi araştırmalar yapan Londra merkezli Capital Economics'in beklentisine göre küresel büyümenin azalması sebebiyle petrole talep OPEC'in beklentisinden daha düşük olabilir.

Suudi Arabistan ve Rusya, petrol konusunda anlaşarak üretimi artırma kararı almış, bu durum ABD tarafından yaptırım altında olan İran'ın tepkisini çekmişti. İran, Rusya ve Suudi Arabistan'ı kendi pazar payını almakla suçladı.

İLGİLİ HABER
ABD-İran kavgası sürerken petrol pazarında Rusya-Suudi Arabistan işbirliği

 


GÖRÜŞ I Bakan kişi başı 15 kilo dedi ama gerçek böyle değil

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Türkiye'de kişi başına 15 kilo et tüketildiğini söyledi ama gerçekler bunu doğrulamıyor.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli dün bir kez daha Türkiye'deki et tüketimine ilişkin açıklamada bulunmuş, "Et yerine balık, tavuk, hindi, yesek bu iş çözülecek" demişti. Pakdemirli Türkiye'de kişi başına 15 kilo et yendiğini söyleyerek "40'ına kadar kuzu, 40'ından sonra kuzunun yiyeceğini yiyeceksin. Diyetisyenler de bunu öneriyor. Et yerine balık tüketelim" demişti.

Dr. Nevzat Evrim Önal bu bilgilerde önemli eksiklikler olduğunun altını çiziyor. Bakan Pakdemirli'nin üretim rakamlarını tüketim verileri yerine kullandığını ve üretilen tüm etin sofraya ulaştığını varsayarak Türkiye halkının 2017'de yılda kişi başı 15 kilo kırmızı et, 27 kilo da kanatlı eti tükettiğini varsaydığını söyleyen Önal şöyle diyor:

"Bu iddiada iki sorun var. Birincisi, gıda sektöründe üretimden sofraya kadar geçen sürede fire oranı çok yüksek. Nitekim OECD verilerine baktığımızda (zira TÜİK tüketim istatistiği ölçmüyor ve sunmuyor) 2017'de Türkiye'de kişi başına kırmızı et tüketimi 12,5 kilo, kanatlı eti tüketimi 18 kilo görünüyor. Yani üretimden sofraya kırmızı ette kayıp yüzde 17, kanatlı etinde kayıp yüzde 33! Bunun üzerine, sofraya vardıktan sonraki kaybı, bilhassa da turizm sektöründe, otellerin açık büfelerinde vb. yaşanan akıl dışı israfı ekleyince, halkın midesine o kadar da et girmediği açıkça görülüyor."

Önal bunun yanında tüm "kişi başı" verilerinde yaşanan sorunun burada da olduğunu, Bakan'ın kişi başı 15 kilo kırmızı et tüketildiğinden bahsettiğini belirtiyor ve kişi başı milli gelirle bağlantı kurarak şöyle devam ediyor: 

Aynı mantıkla, 2017 yılında kişi başı GSYİH da 38 bin 680 liraydı. Yani dört kişilik bir ailenin yıllık geliri 154 bin 720, aylık geliri 12 bin 893 liraydı. Aylık geliri 13 bin lira olan evlerde, yılda 15 kilodan çok daha fazla kırmızı et de tüketiliyordur kuşkusuz. Ama devasa gelir eşitsizliği nedeniyle nüfusun bu ortalama gelirin altında kalan büyük kısmı açısından et tüketimi en iyi halde zenginlerin tenezzül etmediği tavuk eti tüketilerek gerçekleştiriliyor. Bakan Pakdemirli insanların kaç yaşına kadar et, kaç yaşından sonra ot yemesi gerektiği konusunda ahkam kesedursun, yoksul halk açısından et, başkalarının yediği güzel bir şey olmaya devam ediyor.    
 


Taksicilere 'sertifika' zorunluluğu geliyor

Milli Eğitim Bakanlığı ile İstanbul Taksiciler Esnaf Odası'nın ortaklaşa yürüttüğü 'Taksi Eğitim Projesi' ile birlikte taksicilere sertifika zorunluluğu gelecek. İlgili eğitimi almayanlar taksicilik yapamayacak.

Milli Eğitim Bakanlığı ve İstanbul Taksiciler Esnaf Odası'nın ortaklaşa yürüttüğü proje yakın zamanda hayata geçecek.

İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanı Eyüp Aksu yaptığı açıklamada "Sertifikası olmayan kişiler artık şoförlük yapamayacak. Şoförlük yapıp da yanlış yapanlar da meslekten ihraç edilecek. Adli ve idari yaptırımlar uygulanacak" dedi.

İstanbul Rehberler Odası Başkanı Hakan Eğinlioğlu da konuyla ilgili  "Tedavülden kalkmış paraları, para üstü olarak veriyorlar. Tırnakçılık yapıyorlar. Para üstü 50 lira vermesi gerekirken, 5 lira veriyor. Turist kısa bir mesafe gitmek istiyor, söz konusu taksici ise geniş bir İstanbul turundan sonra turisti bırakıyor. Bu adamlar yüzünden mesleğini namusuyla yapan taksiciler de rahatsız oluyor" diye konuştu.

 


Bilim ve Aydınlanma Akademisi'nin Kasım-Aralık konferansları yapılıyor

Bilim ve Aydınlanma Akademisi'nin (BAA) Kasım-aralık dönemi konferansları İzmir, Ankara ve İstanbul'da düzenlenecek.

İlk olarak 15 Ekim 2017’de Ankara’da, sonrasında İzmir ve İstanbul’da düzenlenen “Sovyetler Birliği’nde Bilim Sempozyumu” ile kuruluşunu ilan eden Bilim ve Aydınlanma Akademisi (BAA) birinci yılını geride bıraktı.

Bir yıl içerisinde, “VI. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumu” (22-23 Aralık 2017, İstanbul) ve “Tarih Boyunca Bilimsel Dünya Görüşünün Gelişimi Yaz Okulu” (29 Ağustos-2 Eylül 2018, Ürkmez/İzmir) çalışmalarını yürüttü. Hakemli bir dergi olan ve Ocak 2017 itibariyle dijital platformda üç aylık periyotlarla yayınlanan “Madde, Diyalektik ve Toplum” dergisini çıkarmaya başladı. 2018 yılıyla birlikte farklı ve güncel konularda İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya'da aylık konferanslar dizisi başlatarak farklı disiplinlerdeki akademisyenleri, bilim insanlarını ve bilim severleri bir araya getirdi ve getirmeye devam ediyor.

Kısa bir süre önce BAA üç büyük ilde Kasım-Aralık 2018 konferanslarını duyurmaya başladı:

1- Saatleri Piyasaya Ayarlamak: Kalıcı Yaz Saati Uygulamasının Toplum Sağlığı Üzerine Etkileri | Ahmet Soysal & Endam Köybaşı

20 Kasım 2018, 19:00 | İzmir | Nâzım Hikmet Kültür Merkezi, İnsan Manzaraları Salonu, Anafartalar Caddesi No:20 OS-KA Pasajı, Konak

Bilim ve Aydınlanma Akademisi'nin aylık konferanslar dizisi, kasım ayı ile birlikte İzmir’de başlıyor. Konuşmacı olarak D.E.Ü. Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi Ahmet Soysal ve Uzm. Dr. Psikiyatrist Endam Köybaşı'nın katılımı ile gerçekleşecek konferansta, ülkemizde 2016 yılı itibariyle uygulanmaya başlanan kalıcı yaz saati uygulamasının ne olduğu, neden uygulandığı, piyasayla nasıl ilişkilendiği ve  uygulamanın toplum sağlığı üzerine ne gibi etkilerinin olduğu konuşulacak.  

2- İnsanın Evrimsel Geçmişi | Hakan Mutlu

29 Kasım 2018, 18:30 | Ankara | Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Olgunlar Sokak, Kızılay

Bilim ve Aydınlanma Akademisi’nin Aralık ayında Ankara’da gerçekleştireceği konferansta, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Hakan Mutlu’nun sunumuyla ilk Homo türlerinin ortaya çıkışından bu yana insanın evrimsel geçmişi ele alınacak. 

3- Neolitik Üretim Biçimleri: İlkel Topluluktan Uygar Topluma Geçiş | Alâeddin Şenel

1 Aralık 2018, 15:00 | İstanbul | Nâzım Hikmet Kültür Merkezi, Ruhi Su Salonu, Bahariye Caddesi Ali Suavi Sokak No:7, Kadıköy

Bilim ve Aydınlanma Akademisi, Aralık ayında İstanbul’da gerçekleşecek konferansta, “İnsanlık Tarihi” ve “İlkel Topluluktan Uygar Topluma” kitaplarının yazarı, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi emekli öğretim üyesi Alâeddin Şenel’i konuk ediyor. İlkel topluluktan uygar topluluğa geçerken üretim biçimleri ve ilişkileri üzerine gerçekleşecek konferansta, tarihsel süreç içerisinde insan topluluklarının neolitik dönemdeki üretim biçimleri ele alınacak.

  

 

 

 

 


El Chapo'nun avukatı: Meksika Devlet Başkanları kartellerden yüzlerce milyon dolar rüşvet alıyor

'El Chapo' olarak bilinen uyuşturucu baronunun avukatı, Meksika'nın eski devlet başkanlarının Sinaloa kartelinden yüzlerce milyon dolar rüşvet aldığını duyurdu.

"El Chapo" takma adıyla ünlenen Joaquin Guzman isimli uyuşturucu baronunun avukatı, Meksika'da kartellerle devlet arasındaki ilişkilere dair açıklamalarda bulundu.

Avukat Jeffrey Lichtman, Sinaloa kartelinin gerçek liderinin El chapo değil, Ismael Zambada olduğunu öne sürdü. Lichtman, Meksika Devlet Başkanları'nın kartelden yüzlerce milyon dolar rüşvet aldığını açıkladı.

'RÜŞVETLERLE İLGİYİ KENDİSİNDEN UZAKLAŞTIRDI'

El Chapo'nun 30 yılı aşkın bir süredir, milyarlarca dolarlık "uyuşturucu imparatorluğu" yönetmekte olduğu öne sürülüyor. Buna karşı çıkan Lichtman "gizemli El Chapo'ya ilgi gösterilirken dünyanın Zambada'ya yoğunlaşmadığını" iddia etti.

Lichtman'a göre Zambada devlet görevlilerine verdiği rüşvetlerle güvenlik güçlerinin kendisine değil El Chapo'ya odaklanmasını sağladı.

'ZAMAN ZAMAN ABD İLE ÇALIŞIYORLAR'

Zambada ve ABD hükümetinin zaman zaman birlikte çalıştığını da savunan avukat, Meksika'da "en tepeye kadar" herkesin kartellerden rüşvet aldığını ifade etti.

Meksika'nın geçmiş devlet başkanlarından Felipe Calderon, rüşvet iddiasını yalanlarken, Lichtman kartelin gerçek liderlerinin serbest olduğunu, kartellerin faaliyetinde hükümet ve güvenlik güçlerinin de rol oynadığını savundu.

İLGİLİ HABER
Meksika'da uyuşturucu kartelleri nasıl doğdu?


SGK 62 ilacı geri ödeme listesine aldı

İlaç krizi artarak devam ederken Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 62 ilacı geri ödeme listesine aldı.

SGK, antibakteriyel ilaçlar, kalp rahatsızlıklarında kullanılan ilaçlar, vitamin destek grupları, KOAH, HIV, Parkinson, Alzheimer, solunum yolu hastalıkları ve ülser tedavisinde kullanılan 62 ilacı geri ödeme listesine dahil etti.

İLAÇ BULUNAMIYOR

Atılan bu adım 62 ilacı kapsarken, çoğunluğu kanser ve kronik rahatsızlıklarda kullanılan ilaçlar olmak üzere 700’e yakın ithal ilaç şu an Türkiye'de bulunamıyor.

İstanbul Tabip Odası, kanser hastalarının tedavisinde kullanılan sisplatin, metotreksat, vinblastin ve gemsitabin gibi en önemli ilaçların uzun zamandır hem serbest eczanelerde, hem de birçok kamu ve özel hastane eczanelerinde bulunmadığını açıklamıştı.

İLGİLİ HABER
İlaç bulunamıyor, kanser hastaları ilaç bekliyor!

İLGİLİ HABER
Hastaneler kanser hastalarını geri çeviriyor: İlaç yok, çantacılar devrede...

 


AKP'de anket endişesi: 'Bizden oy kopartıyor'

AKP'li bir vekil, 'Bahçeli'nin yumuşak muhalefeti bizden oy kopartıyor' açıklamasında bulundu, anketlerde de bunu gördüklerini söyledi.

AKP'de karar alma süreçlerinde de rol oynayan bir vekil, "Devlet Beyi (Bahçeli) dinlediniz mi? Bu yumuşak muhalefeti bizden oy kopartıyor" dedi, yaptırdıkları anketlerde de bunu gördüklerini söyledi.

Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya, AKP'li vekilin aktarımlarını köşesine taşırken, "Yanımıza gelen, AK Parti'nin karar alma süreçlerine de bazı konularda etki yapan, milletvekilinin ilk cümlesi şöyle oldu: 'Devlet Beyi (Bahçeli) dinlediniz mi? Bu yumuşak muhalefeti bizden oy kopartıyor…' Burada kalmadı, yaptırdıkları anketlerde de bunu gördüklerini belirtip ekledi: 'Ekonomik krizin yarattığı tepki nedeniyle bizden kaçan seçmen uzak muhalefete gitmiyor; yakın muhalefetteki MHP'yi tercih ediyor'" ifadelerini kullandı.

Sarıkaya, vekilin daha sonra, "Aman başka yere gitmeyip MHP'de kalsın; dönmesi kolay olur…" dediğini aktardı.

 


CHP'nin İstanbul formülü belli oldu

CHP'de Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan İstanbul sunumunda, AKP'nin elindeki belediyelerin alınmasının formulü olarak 'popüler adaylar' üzerinde duruldu.

CHP'de önceki gün yapılan MYK toplantısı sonrası, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve İstanbul Yerel Yönetimler Masası'nın, Kemal Kılıçdaroğlu'na bir sunum yaptıkları belirtildi.

Milliyet gazetesinden Şevket Yaman'ın haberinde, Kılıçdaroğlu'na, İstanbul'un 39 ilçesinde çıkarılan aday profilleri hakkında bilgi verildiği ve AKP'li ilçelerde 'popüler' adayların ön plana çıkarılmasının değerlendirildiği kaydedildi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin kazanılması için AKP'li belediyelerdeki oyun artırılmasının zorunluluk olarak görüldüğü belirtilirken, milletvekillerinden Mahmut Tanal'ın Sultanbeyli'den, Sezgin Tanrıkulu'nun Esenyurt'tan, Mehmet Bekaroğlu'nun Ümraniye'den, eski milletvekili Berhan Şimşek'in Bağcılar'dan aday gösterilebileceği yorumlarının yapıldığı kaydedildi.

CHP'nin İstanbul Büyükşehir ve ilçe adaylarını, diğer tüm adayları belirledikten sonra açıklayacağı da belirtiliyor.

 


Vatandaşlık verilen Suriyeli sayısı açıklandı

AKP Antalya Milletvekili Atay Uslu, yedi yılda 55 bin Suriyeliye vatandaşlık hakkı verildiğini açıkladı.

AKP Antalya Milletvekili Atay Uslu, Suriyeli sığınmacılarla ilgili asılsız haberler çıktığını belirterek iddialara yanıt verdi.

"Araçları için MTV ve diğer vergileri ödemiyorlar", "Suriyelilere maaş bağlanıyor" ve "Suriyeli öğrencilerin tamamına devlet bütçesinden karşılıksız burs veriliyor" gibi iddiaların doğru olmadığını belirten Uslu, "3,5 milyon Suriyeliye vatandaşlık verilecek. Beş yıl kaldıktan sonra Suriyeliler vatandaş olacak" iddiasını da yanıtladı.

"Yok arkadaşlar böyle bir şey çünkü Suriyeliler Türkiye'de geçici koruma statüsüyle kalıyorlar. Beş değil, yirmi beş yıl da kalsalar Türk vatandaşı olma şartları yok, özelliklerine sahip değiller. Ancak tüm yabancılara tanıdığımız istisnai yolla vatandaşlık alabilir, bu konuda vatandaşlığa başvuru hakkı kazanabilirler" diyen Uslu, yedi yılda 55 bin Suriyeliye Türkiye vatandaşlığı verildiğini açıkladı.

Uslu, "55 bin Suriyelinin içerisinde yaklaşık olarak 10 bini Türk anne veya babadan olduğu için veya evlenme yoluyla vatandaşlık kazandı. 55 binin içerisinde 20 binden fazla çocuk var arkadaşlar. Babaya verildiği zaman çocuğa da veriliyor. Bu anlamda şu ana vatandaş olan Suriyelilerin sayısı yüzde 1 civarında ve kesinlikle bu söylenen bilgiler şehir efsanesi olmaktan öte geçmiyor" diye konuştu.

 

 


 

* info (et) rssokur.com
RSS linkinizi eklemek için bize mail atınız...